20 Temmuz 2011 Çarşamba

CİNLERİN ŞERRİNDEN VE HER TÜRLÜ KÖTÜLÜKTEN KORUNMAK İÇİN

MUSALLAT OLAN CİNLERİN ŞERRİNDEN VE HER TÜRLÜ KÖTÜLÜKTEN KORUNMAK İÇİN ÂYETE’L-KÜRSÎ VE HIFZ ÂYET-İ KERÎMELERİ


İnsana musallat olan cinlerden ve her kötülükten korunmak için Âyete’l-Kürsî ve şu hıfz âyet-i kerîmeleri yazılır. Kişi bunu üzerinde taşırsa bi-iznillâh-i Te’âlâ bunlardan kurtulur. Bu âyet-i kerîmeler şunlardır:

﴿ ... فَاللّٰهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ ﴾ [سورة يوسف:١٢/٦٤]
- 1      
﴿ وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِه۪ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةًۜ ... [سورةالأنعام:٦/ ٦١]
- 2      
﴿ ... إِنَّ رَبّ۪ى عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ حَف۪يظٌ  [سورة هود:١١/ ٥٧]
- 3       
﴿ ... وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظ۪ينَۙ  [سورة الأنبيآء:٢١/ ٨٢]
- 4       
﴿ ... وَرَبُّكَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ حَف۪يظٌ۟  [سورة سأ:٣٤/ ٢١]
- 5       
﴿ ... وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَف۪يظٌ  [سورة ق:٥٠/ ٤]
- 6       
﴿ ... لِكُلِّ أَوَّابٍ حَف۪يظٍۚ  [سورة ق:٥٠/ ٣٢]  
- 7       
﴿ وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظ۪ينَۙ  [سورة الإنفطار:٨٢/ ١٠]  
- 8       
﴿ وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ  [سورة الصآفآت:٣٧/ ٧]  
- 9       
﴿ ... وَحِفْظًا ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ  [سورة فصلت:٤١/ ١٢]
- 10  
﴿ ... وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۙ  [سورة الحجر:١٥/ ١٧]
- 11  
﴿ إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ  [سورة الحجر:١٥/ ٩]  
- 12  
﴿ لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّٰهِۜ ...  [سورة الرعد:١٣/ ١١]
- 13  
﴿ ... أَللّٰهُ حَف۪يظٌ عَلَيْهِمْۘ وَمَآ أَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَك۪يلٍ  [سورة الشورى:٤٢/٦]
- 14  
﴿ إِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۜ  [سورة الطارق:٨٦/ ٤]
- 15  
﴿ بَلْ هُوَ قُرْاٰنٌ مَج۪يدٌۙ ﴿٢١﴾ ف۪ى لَوْحٍ مَحْفُوظٍ  [سورة البروج:٨٥/ ٢١-٢٢]
- 16  

1-        “ … Allâh en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir”[35]

2-        “O, kullarının üstünde mutlâk hâkimiyet sâhibidir. Üzerinize de koruyucu melekler[36]  gönderir.”[37]

3-        “ … Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir.”[38]

4-        “ … Hep onları zapt-eden bizdik.”[39]

5-        “ … Senin Rabbin her şey üzerinde hakîkî bir koruyucudur.”[40]

6-        “ … Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitâb vardır.”[41]

7-        “ … Dâimâ Allâh’a yönelen ve buyruklarını muhâfaza eden.”[42]

8-        “Hâlbuki sizin üzerinizde koruyucular vardır.”[43]

9-        “Onu itâatten çıkan her şeytandan koruduk.”[44]

10-    “ … İşte bu, mutlak güç sâhibi ve hakkıyla bilen Allâh’ın takdiridir.”[45]

11-    “ … Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.”[46]

12-    “Şüphesiz o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.”[47]

13-    “İnsanı önünden ve ardından tâkîb eden melekler vardır. Allâh’ın emriyle onu korurlar…”[48]

14-    “ … Allâh onları dâimâ gözetlemektedir. Sen onlara vekîl değilsin.”[49]

15-    “Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde koruyucu[50] bulunmasın.”[51]

16-    “Hayır, o (yalanlamakta oldukları kitab) şânı yûce bir Kur’ân’dır.” (21) “O, korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfûz’da) dır.”[52]

Bunlarla berâber:
﴿ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُۘ لٰٓا إِلٰهَ إِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ  [سورة التوبة:٩/ ١٢٩]
“Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allâh yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yûce Arş’ın sâhibidir.”[53]

BİR KULUN RABBİNE ÖZEL YALVARIŞ VE YAKARIŞI

BİR KULUN RABBİNE ÖZEL YALVARIŞ VE YAKARIŞI

Dedim ki: --- “Çok yalnızım.”

Rabbim dedi ki: ---
[سورة البقرة:٢/١٨٦]     ﴿ ... فَإِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ ...
“ … Ben ki sana çok yakınım…”[1]
Dedim ki: --- “Evet biliyorum, sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Rabbim dedi ki: ---
﴿ وَاذْكُرْ رَبَّكَ ف۪ى نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخ۪يفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ ...  [سورة الأعراف:٧/٢٠٥]
“Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara-yalvara ve için için zikret…”[2]

Dedim ki: --- “Bu da senin yardımını ister.”

Rabbim dedi ki: ---
﴿ ... أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَكُمْۜ ... [سورة النور:٢٤/٢٢]
“… Allâh’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?...”[3]

Dedim ki: --- “Tabî ki, beni affetmeni çok isterim.”





Rabbim dedi ki: ---
﴿ وَاسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِۜ إِنَّ رَبّ۪ى رَح۪يمٌ وَدُودٌ [سورة هود:٢/٩٠]
(Öyleyse) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin.  Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir.”[4]

Dedim ki: --- “Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?”

Rabbim dedi ki: ---
﴿ أَلَمْ يَعْلَمُٓوا أَنَّ اللّٰهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِه۪ ... [سورة التوبة:٩/١٠٤]   
“Allâh’ın, kullarının tevbesini kabûl edeceğini ve Allâh’ın tevbeyi çok kabûl eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi?...”[5]

Dedim ki: --- “Defâlarca tevbe edip tevbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.”

Rabbim dedi ki: ---
﴿ ... اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۙ ﴿٢﴾ غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ ... [سورة المؤمن-الغافر:٤٠/٢-٣]
“… Allâh aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve  kullarının tevbesini kabul edendir…”[6]

Dedim ki: --- “Bunca günahım var, hangisinin tevbesini yapayım?!”

Rabbim dedi ki: ---
﴿ ... إِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَم۪يعًاۜ ... [سورة الزمر:٣٩/٥٣]
“Allâh bütün günahları bağışlayandır.”[7]

Dedim ki: --- “Yâni, yine gelsem, yine beni bağışlar mısın?”

Rabbim dedi ki: ---
﴿ ... وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا اللّٰهُۖ ... [سورة آل عمران:٣/١٣٥]
“Allâh’dan başka günahları bağışlayacak olan yoktur.”[8]

Dedim ki: --- “Ne kadar güzelsin Allâh’ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum.”

Rabbim dedi ki: ---
﴿ ... إِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّا ب۪ينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّر۪ينَ [سورة البقرة:٢/٢٢٢]
“ … Şüphesiz ki Allâh tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.”[9]

Dedim ki: --- “İlâhım ve Rabbim, benim senden başka kimim var”

Rabbim dedi ki: ---
﴿ أَلَيْسَ اللّٰهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۜ ... [سورة الزمر:٣٩/٣٦]
“Allâh kuluna yetmez mi?...”[10]

Dedim ki: --- “Sen ki, beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim?

Rabbim dedi ki: ---
﴿ يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَث۪يرًاۙ ﴿٤١﴾ وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَص۪يلًا ﴿٤٢﴾ هُوَ الَّذ۪ى يُصَلّ۪ى عَلَيْكُمْ وَمَلٰٓئِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِۜ وَكَانَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَح۪يمًا [سورة الأحزاب:٣٣/٤١-٤٣]
“Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin. Ve O’nu sabah-akşam tesbîh edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O’dur. Melekleri de, size istiğfâr eder. Allâh, mü’minlere karşı çok merhametlidir.”[11]

Kendi kendime dedim ki: --- “Allâh’ım seni çok çok çook seviyorum.”[12]



[1] Bakara Sûresi, 2/186’dan.
[2] A’râf Sûresi, 7/205’den.
[3] Nûr Sûresi, 24/22’den.
[4] Hûd Sûresi, 11/90.
[5] Tevbe Sûresi, 9/104’den.
[6] Mü’min-Gâfir-Sûresi, 40/2-3’den.
[7] Zümer Sûresi, 39/53’den.
[8] Âl-i Imrân Sûresi, 3/135’den.
[9] Bakara Sûresi, 2/222’den.
[10] Zümer Sûresi, 39/36’dan.
[11] Ahzâb Sûresi, 33/41-43.
[12] Zeynep G.’nin hazırladığı “Bir kulun Rabbimizle özel diyaloğu” http://groups.google.com/group/ gencdusunur/web/kuran-bize-yol-gsteriyor. 9 Şubat 2008.