18 Mart 2022 Cuma

HOŞ GELDİN YAVRUCUĞUM, MAHAMMED ŞEMS ERDOĞAN 19.03.2022 --- 08:55 --- رَبِّ ٱجْعَلْن۪ى مُق۪يمَ ٱلصَّلوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّت۪ى ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ

 

HOŞ GELDİN YAVRUCUĞUM, MAHAMMED ŞEMS ERDOĞAN 19.03.2022 --- Cumartesi 08:55 --- رَبِّ ٱجْعَلْن۪ى مُق۪يمَ ٱلصَّلوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّت۪ى ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ

Hicri: 16 Şa'bân 1443



  

الحمد لله وكفى،

والصلاة و السلام على النبي المصطفى،

وعلى آله وصحبه الكرام الشرفا...

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم.  بسم الله الرحمن الرحيم.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ى مَخْلُوقُهُ فَوْقَ الْعُمٰى. أَلْقَادِرِ الْفَرْدِ الَّذ۪ى مَصْنُوعُهُ تَحْتَ الثَّرٰى. أَللّٰهُمَّ اَنْتَ رَبّ۪ى حَىٌّ لَطي۪فٌ قَادِرٌ فَرْدٌ عَطُوفٌ نَاصِرٌ. سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ عَلي۪مُ الْحَكي۪مُ. سُبْحَانَكَ لَا فَهْمَ لَنَا اِلاَّ مَا فَهَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْجَوَّادُ الْكَري۪مُ. رَبِّ اشْرَحْ ل۪ى صَدْر۪ى. وَيَسِّرْ ل۪ى اَمْر۪ى. وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَان۪ى. يَفْقَهُوا قَوْل۪ى. وَاُفَوِّضُ اَمْر۪ى اِلَى اللّٰهْ. اِنَّ اللّٰهَ بَصي۪رٌ بِالْعِبَادِ. أَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ى هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْ لَٓااَنْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ.

صَـلُّــوا عَـلٰـــى رَسُــولِـنَـا مُـــحَـمَّدٍ.

(أللهم صل على سيدنا ونبينا محمد وعلى آل سيدنا محمد)

صَـلُّــوا عَـلٰـــى شَف۪يعِ ذُنُوبِـنَــا مُـــحَـمَّدٍ.

(أللهم صل على سيدنا ونبينا محمد وعلى آل سيدنا محمد)

صَـلُّــوا عَـلٰـــى طَب۪يبِ قُلُوبِنَا مُـــحَـمَّدٍ.

(أللهم صل على سيدنا ونبينا محمد وعلى آل سيدنا محمد)

Hamd övgü yukarıların yukarısını ve yerin altını yaratan kâdir güç yetiren ve ferd tek olan (Yûce) Allâh (c.c.) hazretlerine mahsûstur.

 

Ey Allâh’ım! Sen benim rabbimsin. Hay (diri) Latîf (kullarına yumuşaklıkla muamele eden) Kâdir (güç yetiren) Ferd (tek) Atûf (şefkât ve merhamet eden) ve Nâsır (yardım edici) sin.

 

Yâ Rabbî seni tesbîh ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka hiçbir şey bilemeyiz. Muhakkak ki sen Alîm (bilici) ve Hakîm (hüküm verici) sin.

 

Yâ Rabbî seni tesbîh ederiz. Senin bize anlattığından başka hiçbir anlayış yoktur. Muhakkak ki sen Cevvâd (çok iyilik yapan) ve Kerîm (çok cömert) sin.

 

Ey rabbim göğsümü aç işimi kolaylaştır. Dilimin bağını çöz, sözümü anlaşılır kıl. İşimi Allâh-ü Teâlâ’ya ısmarladım. Muhakkak ki O kullarını görücüdür.

 

Hamd övgü bizi bu doğru yola ileten Allâh-ü Teâlâ’ya mahsûstur. Allâh (c.c.) bizi doğru yola iletmeseydi biz kendimizi doğru yola iletemezdik. Muhakkâk ki Rabbinin Rasûlleri hakkı getirmişlerdir.

 

Rasûlümüz Muhammed (s.a.v.)’e salât edin…

(Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.)

 

Günâhlarımızın şefaatçisi Muhammed (s.a.v.)’e salât edin…

(Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.)

 

Günâhlarımızın şefaatçisi Muhammed (s.a.v.)’e salât edin…

(Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.)

 

Ey Allâh’ım! Efendimiz Muhammed (s.a.v.)’e ve

âl-ine salât eyle.

﴿ وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا 

 [سورة الفرقان:٢٥/٧٤]

“Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allâh’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir.”[1]

﴿ رَبِّ ٱجْعَلْن۪ى مُق۪يمَ ٱلصَّلوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّت۪ى ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ

[سورة إبراهيم:١٤/٤٠]

“Rabbim! Beni namaza devâm eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duâmı kabûl eyle.” (İbrahim Sûresi 40)

﴿ وَاللّٰهُ اَخْرَجَكُمْ مِنْ بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ لَاتَعْلَمُونَ شَيْئًاۙ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْئِدَةَۙ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ 

[سورة النحل:١٦/٧٨]

“Allâh, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.”[2]

﴿ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ى وَهَبَ ل۪ى ... اِنَّ رَبّ۪ى لَسَم۪يعُ الدُّعَآءِ 

[سورة إبراهيم:١٤/٣٩]

“Bana bu evlâdı ihsân eden Allâh’a hamd eder,

-minnet ve şükranlarımı takdîm ederim-. Şüphesiz ki benim Rabbim duâları en iyi işitendir.”[3]

 

ALLÂH-Ü TE’ÂLÂ-NIN SELÂMI, RAHMETİ, BEREKETİ, MAĞFİRETİ AF VE ÂFİYETİ HEPİMİZİN ÜZERİNE OLSUN! ÖNCELİKLE BÜTÜN ÂİLE FERTLERİMİN GÖZÜ AYDIN OLSUN...

 

HOŞ GELDİN YAVRUCUĞUM,


MUHAMMED ŞEMS ERDOĞAN


SANA SAÂDET-İ DÂREYN DİLEKLERİMİ SUNUYORUM...

 

Allâh-ım! Bi’l-hassâ yeni doğup dünyaya teşrîf ederek aramıza katılan, yavrucağımıza; annesi, babası ve tüm âilesiyle beraber, İslâm’a uygun bir yaşam, sağlıklı, sıhhatli, uzun bir ömür ve hayırlı bir istikbâl nasîb eyle.

 

Allâh-ım! Oğlumuzu; İslâm’a ve insanlığa faydalı, dînine diyanetine mukaddesâtına bağlı, vatanına milletine, bayrağına saygılı, anne ve babasına tüm âilesine hayırlı bir evlat olmasını bahşeyle.

 

Allâh-ım! Aynı minvâl üzere; zamânı geldiğinde, hayırlı bir zevçle (eşle) izdivaç kurup sâlih, sâliha, âlim, âlime hâfız, hâfize evlatlar yetiştirmesini nasîb ve müyesser eyle.

 

Allâh-ım! Rızâna ve Rasûlün Muhammed Mustafâ (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem)’in rızâsına nâil eyle.

 

Allâh-ım! Bu yavrumuzu İslâm Fidanlı’ğında biten güzel bir fidan olarak büyüt, islâmî hayatta ebedî ve sabit kıl.

 

Allâh-ım!  Bu yavrumuzu; gazabından, azabından, kullarının kötülüğünden, şeytanların vesveselerinden ve bu çocuğa yakın olup zarar vermelerinden, mübârek ve mükemmel kelimelerinle koru.

 

Allâh-ım! Bu yavrumuzu; Her türlü haşerâttan, her türlü kötü nazarlardan hıfz-u himâye eyle. Yaşamını bereketli, kısmetini bol eyleyesin. Kazâyı, belâyı, afeti, tufânı, salgın hastalığı, gam ve gasaveti uzak eyle. Görünür, görünmez kazâyı, belâyı uzak eyle.

 

Allâh-ım! Evlâdımızı iyi huylu, iyi ahlâklı, sabırlı, şükreden, zikreden, hamd eden, kötülüklerden uzak, içi dışı temiz, pâk ve kanaatkâr Mü’min kullardan eyle.

 

Allâh-ım! Anne ve babalarının birbirlerine karşı sevgi, saygı, ülfet, muhabbet ve bağlılıklarını dâim ve bâkî eyle. Âile huzûru sevinci ihsân eyle. Ş.g. 19.03 MART 2022 – Cumartesi – 08:55




12 Aralık 2021 Pazar

S E Y Y İ D Ü ‘L – İ S T İ Ğ F Â R ---- Seyyidü’l-İstiğfâr ile meşgûl ol. --- ---- سيدالاسـتـغفـار --- سَيِّدُ الْاِسْتِغْفَارِ ----أَنْ تَشْتَغِلَ بِسَيِّدِ الْاِسْتِغْفَارِ وَهُوَ قَوْلُهُ ﷺ، سَيِّدُ الْاِسْتِغْفَارِ:

سَيِّدُ الْاِسْتِغْفَارِ

أَنْ تَشْتَغِلَ بِسَيِّدِ الْاِسْتِغْفَارِ وَهُوَ قَوْلُهُ ﷺ، سَيِّدُ الْاِسْتِغْفَارِ:

"أَللّٰهُمَّ أَنْتَ رَبّ۪ي لٰٓا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ خَلَقْتَن۪ي وَأَنَا۬ عَبْدُكَ وَأَنَا۬ عَلٰى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُٓوءُ لَكَ بِـنِعْمَتِكَ عَلَىَّ وَأَ بُٓوءُ بِذَنْب۪ي فَاغْفِرْ ل۪ي فَإِنَّهُ لَايَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ."

مَنْ قَالَهَا حِينَ يُمْسِى فَمَاتَ مِنْ لَيْلِهِ دَخَلَ الْجَنَّةَ وَمَنْ قَالَهَا حِينَ يُصْبِحَ فَمَاتَ، مِنْ يَوْمِهِ دَخَلَ الْجَنَّةَّ. (وَعَنْ أَبِى الدَّرْدَآءَ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ حِينَ قِيلَ لَهُ. (رواه بخاري) 

_شعبان كونبك_

S E Y Y İ D Ü ‘L – İ S T İ Ğ F Â R

Seyyidü’l-İstiğfâr ile meşgûl ol. Rasûlüllâh (‘aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm) buyurdu ki; --- “İstiğfâr duâlarının en değerli ve en üstünü şöyle demendir: “Allâhümme ente Rabbî, Lâ İlâh-e İllâ ente halaktenî ve ene ‘abdüke ve ene ‘alâ ahdike ve va`dike me`steta`tü, eûzü bike min şerri mâ sana`tü, ebûü leke bi ni`metike aleyye ve ebûü bi zenbî fe`ğfirlî fe innehû lâ yeğfiru`z-zünûbe illâ ente”

 

MA’NÂSI: “Allâhım! Sen benim Rabbimsin! Senden başka (ibâdete lâyık) hiçbir ilâh yoktur. Ancak sen varsın. Beni sen yarattın, şüphesiz ben senin kulunum. Elimden geldiği kadar (gücüm yettiği kadar), sana verdiğim sözün ve sana ettiğim va’din üzerinde duruyorum. (Akdin ve va`din üzere bulunuyorum, Zât-ı Ecelli ‘Âlâ-na verdiğim sözde durmağa çalışıyorum.) Yâ Rabbî! İşlediğim günâhların şerrinden sana sığınıyorum. Bana lütuf ve ihsân buyurduğun ni’metleri ikrâr ve i’tirâf ediyorum, günâhlarımı da i’tirâf ediyorum. Yâ Rabbî! Beni mağfiret buyur (günâhlarımı bağışla), zîrâ senden başka günâhları bağışlayacak (mağfiret edecek, af edecek) yoktur. Ancak sen affedersin”

 

Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm) daha sonra şunları ekledi: --- “Her kim, bu duâyı inanarak sabahleyin okur da o gün akşama çıkmadan ölürse o kimse cennetliktir. Her kim de akşamleyin okur da, sabah olmadan (sabâha çıkmadan) ölürse o kimse cennet ehlindendir (Cennete girecektir.) Buyurdular. (Buhârî, De’avât, 2.) Ş.g.