1 Nisan 2025 Salı

BİZ SENİ ANCAK ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERDİK وما أرسلناك إلا رحمة للعالمين

 https://acrobat.adobe.com/id/urn:aaid:sc:AP:fde5977d-4191-4a6c-b148-9d8b111dec27

https://acrobat.adobe.com/id/urn:aaid:sc:AP:1b7c55a0-3b90-4515-aae2-16be95e0f1fe

31 Mart 2025 Pazartesi

BAYRAM SABAHI MÜJDESİ... RAMAZÂN (FITIR) BAYRAMINIZ MÜBÂREK OLSUN!

 RAMAZÂN (FITIR) BAYRAMINIZ MÜBÂREK OLSUN!

 

بسم الله الرحمن الرحيم ﴿ اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّت۪ى كُنْتُمْ تُوعَدُونَ ﴾


[سورة فصلت:٤١/٣٠]


“Şüphesiz “Rabbimiz Allâh’tır” deyip de sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’d edilmekte olan cennetle sevinin!”


Fussılet Sûresi, 41/30.


“MEVLÂ BİZİ AFFEDE/

GÖR NE GÜZEL ‘ÎYD OLUR/

CÜRM Ü HATÂLAR GİDE/

BAYRAM O BAYRAM OLUR.”


Hz. ‘Ali (k.v.)’ye sormuşlar: --- “Bayram nedir?”


Hz. ‘Ali (k.v.) cevâb vermiş: --- “Günâhsız geçen her gün bayramdır.” Buyurmuş…


RAMAZÂN  (FITIR) BAYRAMINIZI TEBRÎK EDİYORUM!


Bu hissiyâtla Mübârek Ramazân (Fıtır) Bayramı’mızın hepimize, Âlem-i İslâm’a; huzûr, birlik-

berâberlik, bereket ve hayırlar getirmesini Yûce Mevlâ’dan niyâz ediyorum… ş.g.


BAYRAM SABAHI MÜJDESİ


--- Ramazân Bayramı sabâhı, Allâh (c.c.), Melekleri yeryüzüne indirir. Onlar sokak başlarına dikilerek insanlardan ve cinlerden başka her canlının duyduğu bir sesle şöyle seslenirler: 


--- “Ey Muhammed ümmeti! Büyük günahları affeden ve bol bağışlar sunan kerem sâhibi. Rabbinize çıkın.” 


Mü’minler namaza katılınca: 


Yûce Allâh, meleklere: ---Vazîfesini yapan isçinin karşılığı nedir? Diye sorar.


Melekler:--- “Yaptığı işin mükâfatını almaktır.”Diye cevâb verirler. 


Bunun üzerine Yûce Allâh: --- “Sizi şâhid tutarım ki, onlara mükâfaat olarak rızâmı ve mağfiretimi verdim.” Buyurur.


--- Mânevî bir kimlik aşısı olan bayramda; “kendisi için arzu ettiğini başkaları için de arzu eden gerçek îmân bilinci” ne[1] ermek dileğiyle... 


“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allâh’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”[2]


“Hamd, çocuk edinmeyen, Mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyâcı bulunmayan Allâh’a mahsûstur” de ve O’nu ‘TEKBÎR’ ile yücelt.”[3]


﴿ وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ى لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ۫  شَر۪يكٌ فِى الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِىٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْب۪يرًا ﴿١١١﴾ 


﴾[سورة الإسرآء:١٧/١١١]


20 Mart 2025 Perşembe

DUÂNIN KABÛL EDİLMESİ İÇİN ŞU HUSÛSLARA RİÂYET EDİLMESİ GEREKİR: DUÂNIN KABÛL ŞARTLARI

DUÂNIN KABÛL EDİLMESİ İÇİN ŞU HUSÛSLARA RİÂYET EDİLMESİ GEREKİR: 

1- Duâdan önce tövbe ve istiğfâr edilmelidir. 

Günah işleyen, haramlardan uzak durmayan bir kulun duası kabul edilmeye layık değildir. Bu bağlamda Hz. Peygamber’in (s.a.s) şu hadisi çok dikkat çekicidir: “Allah yolunda seferler yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam ellerini semaya kaldırarak, ‘Yâ Rabbi, Yâ Rabbi’ diye yalvarıyor. Oysa yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böyle birisinin duası nasıl kabul olur?” (Müslim, Zekât, 65 [1015]).


2- Duâ ya Allâh’a hamd, Peygambere salât-ü selâm ile başlanmalı; yine salât-ü selâm ve Allah’a hamd ile bitirilmelidir. 


Fedâle b. Ubeyd’den (r.a.) rivâyete göre o, şöyle demiştir: “Resûlullah (s.a.s.), (mescidde) oturmakta iken bir adam geldi, namaz kıldı, sonra şöyle dua etti: Allah’ım beni bağışla, bana acı. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.), ‘Ey namaz kılan, acele ettin, namaz kılıp oturduğun vakit Allah’a layık olduğu şekilde hamd et, sonra bana salât ve selâm et, sonra da yapacağın duayı yap.’ Bundan sonra başka biri namaz kıldı. Namazdan sonra Allah’a hamd etti ve Peygambere salât ve selâm getirdi. Başka bir şey yapmadı. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.), o kimseye: ‘Ey namaz kılan kimse! Dua et, duan kabul edilsin.’ dedi.” (Tirmizî, De‘avât, 65 [3476]; Nesâî, Sehiv, 48 [1284]).

3- Duâ içten, tevâzû ile ve yalvararak yapılmalıdır. 


Bir âyette şöyle buyrulmaktadır: “Rabbinize alçak gönüllülükle yalvararak ve için için duâ edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” (el-A'râf, 7/55). Bir hadis-i şerifte ise şöyle buyrulmaktadır: “Allâh’a kabul edileceğini gerçekten inanarak duâ ediniz. Bilin ki Allâh, ciddiyetten uzak ve umursamaz bir kalp ile yapılan duaları kabûl etmez.” (Tirmîzî, Deavât, 66 [3479]).d) Israrla duâ edilmelidir. Bir mümin, ettiği duânın kabûl edilmesi husûsunda aceleci olmamalıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Sizden herhangi biriniz ‘duâ ettim de kabûl olunmadı’ diyerek acele etmediği sürece duâsı kabûl olunur.” (Buhârî, De‘avât, 22 [6340]; Müslim, Zikir, 90-92 [2735] ).

4- Umut ve korku içinde duâ edilmelidir. 


Kur’ân’da şöyle buyrulmaktadır: “Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.” (el-Enbiyâ, 21/90).f) Duâ her zaman yapılabilirse de bâzı vakitlerde yapılması daha makbûl görülmüştür. Bu vakitlerden biri de seher vaktidir. Allâh-ü Te'âlâ, geceleri duâ, ibâdetve istiğfâr ile meşgûl olanları Kur’ân-ı Kerîm’de övmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Onlar, geceleri az uyurlardı. Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.” (ez-Zâriyât, 51/17-18). Hz. Peygamber’e (s.a.s.), 'Ey Allâh’ın Rasûlü, hangi duâ daha makbûldür?' Diye sorulunca, ‘Gece yarısı ve farz namazlardan sonra yapılan duâdır.’ cevâbını vermiştir.” (Tirmizî, De‘avât, 79 [3499]).

Din İşleri Yüksek Kurulu  12.07.2017


Hadiste bahsedilen kişi, BELİRLİ BİR ŞAHIS DEĞİL, GENEL BİR ÖRNEK olarak anlatılmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), haramla beslenen bir insanın duasının kabul olmayacağını göstermek için bu misali vermiştir. Uzun bir yolculuğa çıkmış, saçı başı dağılmış, ellerini semaya açarak dua eden bir adamdan bahsediyor. Bu, normalde duası kabul olması beklenen bir durumdur çünkü:

1. Uzun yolculuk: Dua eden kişi yolculuk halinde olduğu için mazlum ve muhtaç bir durumdadır, bu da duanın kabul olma sebeplerindendir.

2. Saçı başı dağınık: Bu da yolculuğun zorluklarını yaşadığını gösterir.

3. Ellerini semaya açması: Bu da duanın kabul olmasına vesile olan bir haldir.

4. "Ya Rabbi, ya Rabbi" diye dua etmesi: Bu, samimi bir yakarış içinde olduğunu gösterir.

Ancak tüm bu sebeplere rağmen duasının kabul olmayacağını belirtmiştir. Bunun sebebi de yediği, içtiği ve giydiğinin haram olması, yani haram kazançla beslenmesidir.

Dolayısıyla burada belirli bir kişi değil, genel bir prensip anlatılmaktadır: Haram lokma insanın ibadetlerine, dualarına ve hayatına doğrudan etki eder.