16 Nisan 2014 Çarşamba

Prof. Dr. MEHMET GÖRMEZ'DEN MISIRDAKİ İDAMLARI DURDURMAK İÇİN EZHER ŞEYHİ’NE MEKTUP! ARAPÇA VE TÜRKÇE OLARAK....


Prof. Dr. MEHMET GÖRMEZ'DEN MISIRDAKİ İDAMLARI DURDURMAK İÇİN EZHER ŞEYHİ’NE MEKTUP!

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, son günlerde Mısır'da tartışma konusu haline gelen idam kararlarına ilişkin Ezher Şeyhi Prof. Dr. Ahmet Al-Tayyip'e hitaben bir mektup kaleme aldı.



11 Nisan 2014 Cuma 16:15

Avrasya İslam Şurası Başkanı sıfatıyla Ezher Şeyhi Al-Tayyip'e çağrıda bulunan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Avrasya İslam Şurasına üye ülke ve topluluklar adına alınan idam cezalarının kaldırılmasını istedi.

Görmez'in mektubunda şu ifadeler yer aldı;

Sayın Prof. Dr. Ahmad Al-Tayyib El Ezher Şeyhi

Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun.
Hamd, rahmeti gazabını geçen ve rahmetiyle her şeyi kuşatmış olan âlemlerin Rabbine olsun. Salât ve selam, âlemlere rahmet olarak gönderilen, sâdıku'l-emîn, Peygamber Efendimiz Muhammed b. Abdullah'ın üzerine olsun. Cenâb-ı Hakkın rıza ve mağfireti de kendi aralarında ve birbirlerine merhametle davranan, iyiliği emredip kötülüklerden alıkoyan, insanlara karşı hem öfkelerini yutan hem af ve bağışlama yolun tutan onun aziz ashabının üzerine olsun. Allah ihsân ile muamele edenleri sever.
Şahsım ve Avrasya ülkelerinde yaşayan Müslümanları temsil eden 50 dinî kurum başkanı adına sizlere hitap etmekten onur duymaktayım.
Bu onur sizin şahsınızda, meşhur ve görkemli El-Ezher Üniversitesine hitap etmiş olmaktan kaynaklanmaktadır. Bizler El-Ezher'in, her zaman İslâm tarihindeki ününü, hakka giden yolda üstlendiği soylu vazifesini, bin yılı aşkın bir sürede İslâm ve Müslümanların bayraktarlığını, ilim ve irfan ehline olan himayesini ve her şeyden önce zulme ve zalime karşı olan dik duruşunu bilmekteyiz. Ezher denildiğinde, akla gelen en önemli şey, onun yeryüzünde Arapları ve Müslümanları ilmin ve bilginin nuru ile aydınlatan bir ışık kaynağı oluşudur. Ezher tarih boyunca, İlme, bilgiye ve fetvaya ihtiyaç duyanların müracaat ettikleri ilk merci, mazlumların hâmisi ve yardımcısı olmuştur.
Sayın El-Ezher Şeyhi,
Bizler İslâm ümmetinin önemli bir parçasıyız. Müslümanların sevinçlerine seviniriz, Üzüntülerine hep birlikte üzülürüz. Dost ve kardeş Mısır Arap Cumhuriyetinde bulunan yerel bir mahkemenin 528 vatandaşı hakkında 24 Martta idam cezası vermesi bizleri ve halklarımızı derinden üzmüştür. Sizlerden ve El-Ezher Üniversitesinin âlimlerinden, Mısırlı kardeşlerimiz arasında birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin yeniden tesis edilmesinde, adalet ve şefkat duygusuyla her türlü vazifeyi ifa edeceğinize olan umudumuzu ifade etmek isteriz. Özellikle İslâm âleminin maruz kaldığı musibetlerin yaşandığı ve dış güçlerin var gücüyle müdahalelerini arttırdığı, ümmetin fertlerinin görüş ayrılıklarına düşerek dağıldığı bir dönemde, zat-ı âliniz ve Ezher âlimlerinin üstlenecekleri bu yüce vazifenin önemi izahtan varestedir. Yüce Rabbimizin Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de "Müminlerden iki taife birbiri ile savaşa tutuşmaya kalktıklarında sulh ile onların arasını bulun.." (Hucurât, 49/9) ve "Aranızdaki ihtilâfları sulh ile gideriniz!" (Enfâl, 8/1) buyurduğu ve Resul-ü Ekrem efendimizin "Müslüman Müslüman'ın kardeşidir, asla ona zulmetmez, asla onu yüzüstü bırakmaz." diye ifade buyurduğu Hadis-i Şerifleri malumu âlileridir.
Sayın El-Ezher Şeyhi,
Mısır halkı arasında kardeşliğin pekiştirilmesinde ve adaletin gerçekleştirilmesinde gereken çabayı göstereceğinizden eminiz. Bütün dünya, Mısır'daki hâdiselerin siyasi bir fitne olduğunun şahididir. Bugün en büyük görev Müslümanların ve Mısırlıların kanlarının daha fazla akmasına mani olmaktır. Müslümanlar olarak bizler, diğer insanlardan öncelikli olarak kendi aramızda birbirimize merhametle davranmak ve birbirimize karşı daha fazla müsamaha göstermek ile emrolunmaktayız. Mısır'da Müslümanlara, birbirlerine karşı merhamet ve müsamaha ile muamele etmeleri için çağrıda bulunması gerekenlerin en başında zat-ı âlileriniz ve çok değerli âlimleri ile Ezher Kurumu gelmektedir. Adalet, insaf ve müsamahayı en güzel şekilde göstererek ve uygulayarak İslâm'ın, Müslümanların ve Mısırlıların saygınlığını ve itibarını korumada ve sahip olduğunuz ahlâkî ve ilmî konumunuzla bu zalimce hükmün uygulanmasını engellemede tüm ümitler sizlere bağlanmış bulunmaktadır. Ümit etmekteyiz ki, hiçbir Müslüman kendi dininin saygınlığını ve itibarını kendi elleriyle ayaklar altına alacak bir hataya düşmesin ve o yüce dinin ahkâmının âleme sunduğu adaletten insanları nefret ettirecek bir neticeye sebebiyet vermesin. Bu nedenle Müslümanların ve Mısırlı kardeşlerimizin şan ve şerefini kurtarmak, acımasızca alınan bu kararın geçersiz kılınmasını sağlamak sizlerle birlikte El-Ezher âlimlerine düşmektedir.
Avrasya ülkelerinde bulunan tüm dinî kurumlar olarak bizler, sizleri, güçsüzlerin ve günahsızların uğradığı bu zulmün sonlandırılması, varsa hata yapanların affedilmesi ve Mısırlıların karşılıklı anlaşarak birlik ve beraberliklerinin sağlanması konularında ayrıca aziz Mısır halkının kendi benimsedikleri anayasanın, Mısır'da hâkim kılınması hususunda desteklemekte oluğumuzu bildiririz. Yüce Allah'ın, büyük dedeniz Hz. Ali b. Ebî Tâlib'in oğlu Hz. Hasan'ın (r.a.) eliyle, geçmişte yaşanmış olan o elim savaşın ardından Müslümanlar arasındaki sulhu ve birliği nasıl sağladığını sizlere tekrar hatırlatmak isteriz. Avrasya coğrafyasındaki Müslümanlar olarak bizler, Aziz ve Hakîm olan Yüce Allah'ın, bugün de Mısırlıların birliğinin Zat-ı Âliniz ve Ezher âlimlerinin eliyle sağlamasını niyaz ediyoruz. Bu hayırlı hizmetiniz ile Ezher Şeyhliğini yaptığınız şu dönem bütün Mısırlıların, Arapların ve Müslümanların ileride sizlerin adaleti sağladığınız, zulme ve düşmanlığa mani olduğunuz, İslâm'ın en güzel suretini dünyaya gösterdiğiniz ve en karanlık günlerde Mısırlı gruplar arasında barışı sağladığınız bir dönem olarak hatırlanmasını tüm samimiyetimizle arzu etmekteyiz.
Sayın El-Ezher Şeyhi,
Muhakkak ki Zat-ı Âlinizin, bu toplu idam kararları ile ilgili dünya çapında gösterilen tepkileri takip etme fırsatınız olmuştur. Birleşmiş Milletler kaynakları tarafından "Mısır Mahkemesinin 528 zanlı ile ilgili verdiği idam kararlarının uluslararası insan hakları ihlali" olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca "idam kararlarının verilebilmesinin ancak en üst düzey adil yargılama gereksinimleri uygulandıktan ve en doğru kriterler göz önünde bulundurulduktan sonra mümkün olabileceği; ayrıca 528 kişinin yargılanmasının iki gün içerisinde tamamlanmasının, en basit adil yargılama yollarının dahi tamamlanmadığını ve süreçte olması gereken adil yargılama kriterlerinin tam olarak uygulanmadığını göstermekte olduğu" ifade edilmiştir. Özellikle uluslararası af örgütleri de bu kararın kardeş Mısır'da tecelli eden adaletsizliğin en vahim boyutlarını yansıttığını belirtmiştir. Bu açıklamaların yanı sıra dünyadaki siyasi liderler de bu kararlara şiddetli eleştiriler yönelterek Mısır gibi bir ülkeden böyle kararların çıkmasının konunun ne kadar tehlikeli ve ciddi boyutlara vardığının bir göstergesi olduğunu ifade etmişlerdir. Şu an yaşananlar dünya çapında Mısırlıların, Arapların ve Müslümanların saygınlığına büyük zararlar verecektir. Zat-ı âlilerinizin önünde bir fırsat ve Yüce Mevla önünde de bir sorumluluk bulunmaktadır. Ülkenizin ve kardeş Mısır halkının maruz kaldığı bu zulüm daha büyük boyutlara varmadan gereken çabayı göstererek Adalet ve insaf sınırlarını aşmış olan her karara dur demek için, tüm dünya ülkeleri arasında ülkenizin ve necip halkınızın başının her daim dik kalması için, ilmin ve Ezher'in üzerinize yüklediği kutsal vazifeyi tereddütsüz ifa edeceğinize olan inancımızı ifade eder, Cenâb-ı Haktan bu sorumluluğunuzu hakkıyla yerine getirmenizde sizi muvaffak kılmasını niyaz ederiz.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ
Diyanet İşleri Başkanı
Avrasya İslâm Şurası Başkanı

 

MEKTUBUN ARAPÇA METNİ



 

BAŞBAKANIMIZIN İMZASININ SIRRI, İMZASI NEYİ ANLATIYOR… SADECE BİZİM YORUMUMUZ…Başbakanın İmzasının Sırrı Nedir?


BAŞBAKANIMIZIN İMZASININ SIRRI, NEYİ ANLATIYOR… SADECE BİZİM YORUMUMUZ…
Başbakan'ın İmzasının Sırrı Nedir? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasının görünüşü normal bir imza gibi ...
 


İşaret parmağıyla simgelediğimiz "A" harfi "BİR" yazısı aşikar okunuyor zaten...
 
----ALLÂH BİR----
 
Bir "DÜNYA LİDERİ" nin imzası boş olmasa gerek... yorum sizin tabii ki...





 

5 Nisan 2014 Cumartesi

ÜSTÜNLÜK ANCAK TAKVÂ İLEDİR---لقرآن الكريم - تفسير أبن كثير: تفسير من سورة الحجرات: ٤٩/١٣--- إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى---


ÜSTÜNLÜK ANCAK TAKVÂ İLEDİR
لقرآن الكريم - تفسير أبن كثير: تفسير من سورة الحجرات: ٤٩/١٣.

﴿ يَآ اَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَـبَآئِلَ لِتَعَارَفُٓواۜ إِنَّ أَكْرَمُكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ أَتْقٰكُمْۜ إِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ ﴿١٣﴾ [سورة الحجرات:٤٩/١٣] 

يَقُول تَعَالَى مُخْبِرًا لِلنَّاسِ أَنَّهُ خَلَقَهُمْ مِنْ نَفْس وَاحِدَة، وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجهَا وَهُمَا آدَم وَحَوَّآء وَجَعَلَهُمْ شُعُوبًا وَهِيَ أَعَمُّ مِنْ الْقَبَآئِل وَبَعْد الْقَبَآئِل مَرَاتِب أُخَر كَالْفَصَائِلِ وَالْعَشَائِر وَالْعَمَائِر وَالْأَفْخَاذ وَغَيْر ذَلِكَ وَقِيلَ الْمُرَاد بِالشُّعُوبِ بُطُون الْعَجَم وَبِالْقَبَائِلِ بُطُون الْعَرَب كَمَا أَنَّ الْأَسْبَاط بُطُون بَنِي إِسْرَائِيل وَقَدْ لَخَّصْت هَذَا فِي مُقَدِّمَة مُفْرَدَة جَمَعْتهَا مِنْ كِتَاب الْأَشْبَاه لِأَبِي عُمَر بْن عَبْد الْبَرّ وَمِنْ كِتَاب "الْقَصْد وَالْأَمَم فِي مَعْرِفَة أَنْسَاب الْعَرَب وَالْعَجَم" فَجَمِيع النَّاس فِي الشَّرَف بِالنِّسْبَةِ الطِّينِيَّة إِلَى آدَم وَحَوَّاء عَلَيْهِمَا السَّلَام سَوَاء وَإِنَّمَا يَتَفَاضَلُونَ بِالْأُمُورِ الدِّينِيَّة وَهِيَ طَاعَة اللَّه تَعَالَى وَمُتَابَعَة رَسُوله ؛ وَلِهَذَا قَالَ تَعَالَى بَعْد النَّهْي عَنْ الْغِيبَة وَاحْتِقَار بَعْض النَّاس بَعْضًا مُنَبِّهًا عَلَى تَسَاوِيهِمْ فِي الْبَشَرِيَّة؛ ﴿ يَآ اَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَـبَآئِلَ لِتَعَارَفُٓواۜ ... ﴾ أَيْ لِيَحْصُل التَّعَارُف بَيْنهمْ كُلّ يَرْجِع إِلَى قَبِيلَته وَقَالَ مُجَاهِد فِي قَوْله عَزَّ وَجَلَّ "لِتَعَارَفُوا" كَمَا يُقَال فُلَان بْن فُلَان مِنْ كَذَا وَكَذَا أَيْ مِنْ قَبِيلَة كَذَا وَكَذَا وَقَالَ سُفْيَان الثَّوْرِيّ كَانَتْ حِمْيَر يَنْتَسِبُونَ إِلَى مَخَالِيفهَا وَكَانَتْ عَرَب الْحِجَاز يَنْتَسِبُونَ إِلَى قَبَائِلهَا وَقَدْ قَالَ أَبُو عِيسَى التِّرْمِذِيّ حَدَّثَنَا أَحْمَد بْن مُحَمَّد حَدَّثَنَا عَبْد اللَّه بْن الْمُبَارَك عَنْ عَبْد الْمَلِك بْن عِيسَى الثَّقَفِيّ عَنْ يَزِيد مَوْلَى الْمُنْبَعِث عَنْ أَبِي هُرَيْرَة رَضِيَ اللَّه عَنْهُ عَنْ النَّبِيّ قَالَ "تَعَلَّمُوا مِنْ أَنْسَابكُمْ مَا تَصِلُونَ بِهِ أَرْحَامكُمْ فَإِنَّ صِلَة الرَّحِم مَحَبَّة فِي الْأَهْل مَثْرَاة فِي الْمَال مَنْسَأَة فِي الْأَثَر" ثُمَّ قَالَ غَرِيب لَا نَعْرِفهُ إِلَّا مِنْ هَذَا الْوَجْه؛ وَقَوْله تَعَالَى "... إِنَّ أَكْرَمُكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ أَتْقٰكُمْۜ ... " أَيْ إِنَّمَا تَتَفَاضَلُونَ عِنْد اللَّه تَعَالَى بِالتَّقْوَى لَا بِالْأَحْسَابِ وَقَدْ وَرَدَتْ الْأَحَادِيث بِذَلِكَ عَنْ رَسُول اللَّه قَالَ الْبُخَارِيّ حَدَّثَنَا مُحَمَّد بْن سَلَّام حَدَّثَنَا عَبْدَة عَنْ عُبَيْد اللَّه عَنْ سَعِيد بْن أَبِي سَعِيد رَضِيَ اللَّه عَنْهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَة قَالَ: سُئِلَ رَسُول اللَّه أَيّ النَّاس أَكْرَمُ ؟ قَالَ "أَكْرَمُهُمْ عِنْد اللَّه أَتْقَاهُمْ" قَالُوا لَيْسَ عَنْ هَذَا نَسْأَلُك قَالَ "فَأَكْرَمُ النَّاس يُوسُف نَبِيّ اللَّه اِبْن نَبِيّ اللَّه اِبْن نَبِيّ اللَّه اِبْن خَلِيل اللَّه" قَالُوا لَيْسَ عَنْ هَذَا نَسْأَلك قَالَ "فَعَنْ مَعَادِن الْعَرَب تَسْأَلُونِي؟ "قَالُوا نَعَمْ قَالَ" فَخِيَاركُمْ فِي الْجَاهِلِيَّة خِيَاركُمْ فِي الْإِسْلَام إِذَا فَقِهُوا "وَقَدْ رَوَاهُ الْبُخَارِيّ فِي غَيْر مَوْضِع مِنْ طُرُق عَنْ عَبْدَة بْن سُلَيْمَان وَرَوَاهُ النَّسَائِيّ فِي التَّفْسِير مِنْ حَدِيث عُبَيْد اللَّه وَهُوَ اِبْن عُمَر الْعُمَرِيّ بِهِ "حَدِيث آخَر" قَالَ مُسْلِم رَحِمَهُ اللَّه حَدَّثَنَا عَمْرو النَّاقِد حَدَّثَنَا كَثِير بْن هِشَام حَدَّثَنَا جَعْفَر بْن بُرْقَان عَنْ يَزِيد بْن الْأَصَمّ عَنْ أَبِي هُرَيْرَة رَضِيَ اللَّه عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُول اللَّه "إِنَّ اللَّه لَا يَنْظُر إِلَى صُوَركُمْ وَأَمْوَالِكُمْ وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ" وَرَوَاهُ اِبْن مَاجَهْ عَنْ أَحْمَد بْن سِنَان عَنْ كَثِير بْن هِشَام بِهِ "حَدِيث آخَر" وَقَالَ الْإِمَام أَحْمَد حَدَّثَنَا وَكِيع عَنْ أَبِي هِلَال عَنْ بَكْر عَنْ أَبِي ذَرّ رَضِيَ اللَّه عَنْهُ قَالَ إِنَّ النَّبِيّ قَالَ لَهُ "اُنْظُرْ فَإِنَّك لَسْت بِخَيْرٍ مِنْ أَحْمَر وَلَا أَسْوَد إِلَّا أَنْ تَفْضُلهُ بِتَقْوَى اللَّه " تَفَرَّدَ بِهِ أَحْمَد رَحِمَهُ اللَّه " حَدِيث آخَر " وَقَالَ الْحَافِظ أَبُو الْقَاسِم الطَّبَرَانِيّ حَدَّثَنَا أَبُو عُبَيْدَة عَبْد الْوَارِث بْن إِبْرَاهِيم الْعَسْكَرِيّ حَدَّثَنَا عَبْد الرَّحْمَن بْن عَمْرو بْن جَبَلَة حَدَّثَنَا عُبَيْد بْن حُنَيْن الطَّائِيّ سَمِعْت مُحَمَّد بْن حَبِيب بْن خِرَاش الْعَصْرِيّ يُحَدِّث عَنْ أَبِيهِ رَضِيَ اللَّه عَنْهُ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُول اللَّه صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُول "الْمُسْلِمُونَ إِخْوَة لَا فَضْل لِأَحَدٍ عَلَى أَحَد إِلَّا بِالتَّقْوَى" "حَدِيث آخَر"قَالَ أَبُو بَكْر الْبَزَّار فِي مُسْنَده حَدَّثَنَا أَحْمَد بْن يَحْيَى الْكُوفِيّ حَدَّثَنَا الْحَسَن بْن الْحُسَيْن حَدَّثَنَا قَيْس يَعْنِي اِبْن الرَّبِيع عَنْ شَبِيب بْن غَرْقَدَة عَنْ الْمُسْتَظِلّ بْن حُصَيْن عَنْ حُذَيْفَة رَضِيَ اللَّه عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُول اللَّه : " كُلّكُمْ بَنُو آدَم وَآدَم خُلِقَ مِنْ تُرَاب وَلَيَنْتَهِيَنَّ قَوْم يَفْخَرُونَ بِآبَائِهِمْ أَوْ لَيَكُونُنَّ أَهْوَنَ عَلَى اللَّه تَعَالَى مِنْ الْجِعْلَانِ "ثُمَّ قَالَ لَا نَعْرِفهُ عَنْ حُذَيْفَة إِلَّا مِنْ هَذَا الْوَجْه"حَدِيث آخَر" قَالَ اِبْن أَبِي حَاتِم حَدَّثَنَا الرَّبِيع بْن سُلَيْمَان حَدَّثَنَا أَسَد بْن مُوسَى حَدَّثَنَا يَحْيَى بْن زَكَرِيَّا الْقَطَّان حَدَّثَنَا مُوسَى بْن عُبَيْدَة عَنْ عَبْد اللَّه بْن دِينَار عَنْ اِبْن عُمَر رَضِيَ اللَّه عَنْهُمَا قَالَ طَافَ رَسُول اللَّه يَوْم فَتْح مَكَّة عَلَى نَاقَته الْقَصْوَ اء يَسْتَلِم الْأَرْكَان بِمِحْجَنٍ فِي يَده فَمَا وَجَدَ لَهَا مُنَاخًا فِي الْمَسْجِد حَتَّى نَزَلَ عَلَى أَيْدِي الرِّجَال فَخَرَجَ بِهَا إِلَى بَطْن الْمَسِيل فَأُنِيخَتْ ثُمَّ إِنَّ رَسُول اللَّه خَطَبَهُمْ عَلَى رَاحِلَته فَحَمِدَ اللَّه تَعَالَى وَأَثْنَى عَلَيْهِ بِمَا هُوَ لَهُ أَهْل ثُمَّ قَالَ: "يَا أَيّهَا النَّاس إِنَّ اللَّه تَعَالَى قَدْ أَذْهَبَ عَنْكُمْ عَيْبَة الْجَاهِلِيَّة وَتَعَظُّمهَا بِآبَائِهَا فَالنَّاس رَجُلَانِ رَجُلٌ بَرٌّ تَقِيٌّ كَرِيمٌ عَلَى اللَّه تَعَالَى وَرَجُل فَاجِرٌ شَقِيٌّ هَيِّنٌ عَلَى اللَّه تَعَالَى إِنَّ اللَّه عَزَّ وَجَلَّ يَقُول ﴿ يَآ اَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَـبَآئِلَ لِتَعَارَفُٓواۜ إِنَّ أَكْرَمُكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ أَتْقٰكُمْۜ إِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ [سورة الحجرات:٤٩/١٣] -ثُمَّ قَالَ - أَقُول قَوْلِي هَذَا وَأَسْتَغْفِر اللَّه لِي لَكُمْ "هَكَذَا رَوَاهُ عَبْد بْن حُمَيْد عَنْ أَبِي عَاصِم الضَّحَّاك عَنْ مَخْلَد عَنْ مُوسَى بْن عُبَيْدَة بِهِ "حَدِيث آخَر" قَالَ الْإِمَام أَحْمَد حَدَّثَنَا يَحْيَى بْن إِسْحَاق حَدَّثَنَا اِبْن لَهِيعَة عَنْ الْحَارِث بْن يَزِيد عَنْ عَلِيّ بْن رَبَاح عَنْ عُقْبَة بْن عَامِر رَضِيَ اللَّه عَنْهُمَا قَالَ: إِنَّ رَسُول اللَّه قَالَ "إِنَّ أَنْسَابكُمْ هَذِهِ لَيْسَتْ بِمَسَبَّةٍ عَلَى أَحَد كُلّكُمْ بَنُو آدَم طَفُّ الصَّاعِ لَمْ يَمْلَئُوهُ لَيْسَ لِأَحَدٍ عَلَى أَحَد فَضْل إِلَّا بِدِينٍ وَتَقْوَى وَكَفَى بِالرَّجُلِ أَنْ يَكُون بَذِيًّا بَخِيلًا فَاحِشًا" وَقَدْ رَوَاهُ اِبْن جَرِير عَنْ يُونُس عَنْ اِبْن وَهْب عَنْ اِبْن لَهِيعَة بِهِ وَلَفْظه: "النَّاس لِآدَم وَحَوَّاء طَفُّ الصَّاع لَمْ يَمْلَئُوهُ إِنَّ اللَّه لَا يَسْأَلكُمْ عَنْ أَحْسَابكُمْ وَلَا عَنْ أَنْسَابكُمْ يَوْم الْقِيَامَة إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْد اللَّه أَتْقَاكُمْ" وَلَيْسَ هُوَ فِي شَيْء مِنْ الْكُتُب السِّتَّة مِنْ هَذَا الْوَجْه "حَدِيث آخَر" قَالَ الْإِمَام أَحْمَد حَدَّثَنَا أَحْمَد بْن عَبْد الْمَلِك حَدَّثَنَا شَرِيك عَنْ سِمَاك عَنْ عَبْد اللَّه بْن عَمْرَة زَوْج دُرَّة بِنْت أَبِي لَهَب عَنْ دُرَّة بِنْت أَبِي لَهَب رَضِيَ اللَّه عَنْهَا قَالَتْ: قَامَ رَجُل إِلَى النَّبِيّ وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَر فَقَالَ يَا رَسُول اللَّه أَيّ النَّاس خَيْر؟ قَالَ : "خَيْر النَّاس أَقْرَؤُهُمْ وَأَتْقَاهُمْ لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَآمَرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَأَنْهَاهُمْ عَنْ الْمُنْكَر وَأَوْصَلُهُمْ لِلرَّحِمِ" "حَدِيث آخَر" قَالَ الْإِمَام أَحْمَد حَدَّثَنَا حَسَن حَدَّثَنَا اِبْن لَهِيعَة حَدَّثَنَا أَبُو الْأَسْوَد عَنْ الْقَاسِم بْن مُحَمَّد عَنْ عَائِشَة رَضِيَ اللَّه عَنْهَا قَالَتْ مَا أَعْجَبَ رَسُولَ اللَّهِ شَيْءٌ مِنْ الدُّنْيَا وَلَا أَعْجَبَهُ أَحَدٌ قَطُّ إِلَّا ذُو تُقًى تَفَرَّدَ بِهِ أَحْمَد وَقَوْله تَعَالَى "إِنَّ اللَّه عَلِيم خَبِير" أَيْ عَلِيم بِكُمْ خَبِير بِأُمُورِكُمْ فَيَهْدِي مَنْ يَشَاء وَيُضِلّ مَنْ يَشَاء وَيَرْحَم مَنْ يَشَاء وَيُعَذِّب مَنْ يَشَاء وَيُفَضِّل مَنْ يَشَاء عَلَى مَنْ يَشَاء وَهُوَ الْحَكِيم الْعَلِيم الْخَبِير فِي ذَلِكَ كُلِّهِ، وَقَدْ اِسْتَدَلَّ بِهَذِهِ الْآيَة الْكَرِيمَة وَهَذِهِ الْأَحَادِيث الشَّرِيفَة مَنْ ذَهَبَ مِنْ الْعُلَمَاء إِلَى أَنَّ الْكَفَاءَة فِي النِّكَاح لَا تُشْتَرَط , وَلَا يُشْتَرَط سِوَى الدِّين لِقَوْلِهِ تَعَالَى "إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْد اللَّه أَتْقَاكُمْ" وَذَهَبَ الْآخَرُونَ إِلَى أَدِلَّة أُخْرَى مَذْكُورَة فِي كُتُب الْفِقْه وَقَدْ ذَكَرْنَا طَرْفًا مِنْ ذَلِكَ فِي " كِتَاب الْأَحْكَام" وَلِلَّهِ الْحَمْد وَالْمِنَّة وَقَدْ رَوَى الطَّبَرَانِيّ عَنْ عَبْد الرَّحْمَن أَنَّهُ سَمِعَ رَجُلًا مِنْ بَنِي هَاشِم يَقُول أَنَا أَوْلَى النَّاس بِرَسُولِ اللَّه فَقَالَ غَيْره أَنَا أَوْلَى بِهِ مِنْك وَلَك مِنْهُ نِسْبَة.

“Ey insanlar; doğrusu Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabîlelere ayırdık. Gerçekten Allâh katında en değerliniz; O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz ki Allâh, Alîm'dir, Habîr'dir.”

BİR ERKEK VE BİR DİŞİ

Allâh-ü Te’âlâ, insanlara, kendilerini bir tek nefisten yarattığını, eşini de ondan varettiğini haber veriyor. O ikisi Hz. Adem ve Havvâ’dır. Sonra onları milletlere ayırmıştır. Millet kelimesi kabîleden daha geneldir. Kabîleden daha aşağı mertebede; fâsile, aşîret, imâret, fahiz ve başka bölünmeler vardır. Milletlerden maksadın ‘Acem kabîleleri, kabîlelerden maksadın da ‘Arab kabîleleri olduğu söylenmiştir. Aynı şekilde İsrailoğulları boylarına da Sıbt adı verilmektedir. Ben bunları Ebû Ömer İbn Abdü’l-berr’in el-İnbâh isimli eseriyle, el-Kasd vel-Ümem fî-Ma’rifet-i En-sâbi’1-‘Arab ve’1-‘Acem adlı kitâbdan toplayarak müstakil bir mukaddimede hulâsâa ettim. Bütün insanlar Âdem ve Havvâ’ya varan yaratılışlarına nisbetle şeref bakımından eşittirler. Onlar ancak dînî işlerde birbirlerinden üstündürler ki bu da, Allâh'a itaat ve Rasûlü (s.a.v.)’ne tâbî olmaktır. Bu sebebledir ki Allâh-ü Te’âlâ, gıybet ve insanlann birbirlerini hor görmelerini yasakladıktan sonra onların beşeriyet özelliğinde birbirlerine eşit olduklarını tenbîhle şöyle buyurur:
“Ey insanlar; doğrusu Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabîlelere ayırdık.” Böylece aralarında tanışma meydâna gelecek ve herkes kendi kabîlesine dönecektir. Mücâhid, “Birbirinizle tanışasınız diye.”âyeti hakkında der ki: “Filan oğlu filan, şu şu kabiledendir”, denildiği gibi. Süfyân es-Sevrî şöyle diyor: “Himyerliler köylerine, Hicaz ‘Arabları da kabîlelerine nisbet edilirdi”. Ebu Îsâ et-Tirmizî der ki: Bize Ahmed İbn Muhammed'in... Ebu Hüreyre’den onun da Hz. Peygamber (s.a.v.)’den rivâyetine göre Rasûlüllâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: --- “Soylarınızdan Sıla-i Rahm’de bulunacaklarınızı öğrenip tanıyın. Şüphesiz Sıla-i Rahm âilede sevgi, malda çoğalma ve ömürde artmadır.” Hadîsi rivâyetten sonra Tirmizî:“Garîbdir, sâdece bu kanaldan rivâyetini biliyoruz”, demiştir.

Allâh-ü Te’âlâ: “Gerçekten Allâh katında en değerliniz; O’ndan en çok korkanmızdır” buyurur ki, sizler Allâh katında soy sop ile değil, ancak takvâ ile birbirlerinizden üstün olursunuz. Bu hususta Allâh Rasûlü (s.a.v.)’nden birtakım hadîsler vârid olmuştur. Şöyle ki:

Buhârî -Allâh ona rahmet eylesin- der ki: Bize Muhammed İbn Selâm’m... Ebu Hüreyre’den rivâyetine göre o, şöyle demiştir:
Allâh Rasûlü (s.a.v.)’ne Sahâbeler:---“İnsanların hangisi en şereflidir?” diye sorulmuştu.
Allâh Rasûlü (s.a.v.): --- “En şereflileri, Allâh katında en muttakî olanlarıdır”, buyurdu.
Sahâbeler: --- “Biz sana bunu sormuyoruz”, dediler.
Allâh Rasûlü (s.a.v.): --- “İnsanların en şereflileri İbrahîm Halîlullah’ın oğlu Allâh’ın peygamberinin oğlu Allâh’ın peygamberinin oğlu Yûsuf’dur”, buyurdu.
Sahâbeler: --- “Sana bunu da sormadık”, dediler.
Allâh Rasûlü (s.a.v.): --- “ ’Arab kabîlelerini mi soruyorsunuz?”,buyurdu.
Sahâbeler: --- “Evet”, dediler.
Allâh Rasûlü (s.a.v.): --- “İslâm'ı anlamış olması şartıyla câhiliyye döneminde en hayırlılarınız İslâm’da da en hayırlılarmızdır”, buyurdu.
Hadîsi Buhârî birçok yerde muhtelif kanallardan olmak üzere Abd İbn Süleyman’dan rivâyet etmiştir. Ayrıca Nesêî de Tefsîr’de hadîsi ‘Ubeydüllâh İbn Ömer el-Ömerî kanalıyla rivâyet etmiştir. Müslim -Allâh ona rahmet eylesin- der ki: Bize Amr en-Nâkıd’ın... Ebu Hüreyre’den rivâyetine göre;
Allâh Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: --- “Şüphesiz Allâh sizin sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Fakat O, kalblerinize ve amellerinize bakar”. Hadîsi İbn Mâce, Ahmed İbn Sinân’dan, o da Kesîr İbn Hişâm’dan rivâyet etmiştir. İmâm Ahmed’in Veki' kanalıyla... Ebû Zerr’den rivâyetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) ona şöyle buyurmuştur: --- “Bak; şüphesiz sen takvâ ile üstün olman durumu hâriç kırmızı ve siyahtan daha hayırlı değilsin”. Hadîsi sâdece İmâm Ahmed rivâyet etmiştir. Hâfız Ebû Kâsım et-Taberânî der ki: Bize Ebû ‘Ubeyde Abdü’l-Vâris İbrâhîm’in... Habîb İbn Hırâş’dan rivâyetine göre; o, Allâh Rasûlü (s.a.v.)’nü şöyle buyururken işitmiş: --- “Müslümanlar kardeştir; kimsenin kimseye takvâdan başka üstünlüğü yoktur”. Ebû Bekr el-Bezzâr Müsned’inde Ahmed İbn Yahyâ kanalıyla... Huzeyfe’den rivâyet ediyor ki,
Allâh Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: --- “Hepiniz Âdemoğullarısınız. Âdem topraktan yaratılmıştır. Sonunda öyle bir kavim gelecek ki onlar babalarıyla övünecekler veyâ Allâh katında bir kurtçuktan daha basit ve değersiz olacaklar”.
Ebû Bekr el-Bezzâr hadîsi rivâyetten sonra der ki: Hadîsin Huzeyfe’den rivâyetini sadece bu kanaldan biliyoruz. İbn Ebu Hâtim’in Rebî' İbn Süleymân kanalıyla... İbn Ömer’den rivâyetine göre o, şöyle anlatıyor: Mekke-i Mükerreme’nin feth-i günü Allâh Rasûlü Beytüllâh’ı devesi Kusvâ üzerinde tavâf etti. Rükunleri elindeki âsâ ile istilâm ediyordu. Mescidde devesini ıhtıracak bir yer bulamadı da sonunda insanlann yardımıyla indi. Devesini Batnü’l-Mesil denilen yere çıkardı ve deve orada ıhtırıldı. Sonra Allâh Rasûlü (s.a.v.) biniti üzerinde onlara hitâb edip Allâh’a hamdetti ve lâyık olduğu şekilde O’na senâda bulundu,:
Daha sonra da Allâh Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: --- “Ey insanlar; şüphesiz Allâh sizden câhiliye kibrini ve babalarıyla gururlanmayı gidermiştir. İnsanlar iki sınıftır: Birisi iyi, müttâkî ve Allâh katında şereflidir. Diğeri günahkâr, bedbaht ve Allâh katında değersizdir”.
Şüphesiz ki Allâh-ü Te’âlâ: “Ey insanlar; doğrusu Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabîlelere ayırdık. Gerçekten Allâh katında en değerliniz; O'ndan en çok korkanınız-dır. Şüphesiz ki Allâh; Alîm’dir, Habîr’dir.” buyuruyor.
Bu sözlerinden sonra Allâh Rasûlü şöyle buyurdu: --- “Size bu sözümü söylüyor, kendim ve sizin için Allâh-ü Te’âlâ-dan mağfiret diliyorum”. Hadîsi Abd İbn Humeyd de aynı şekilde Ebû Asım Dahhâk İbn Mahled’den, o ise Mûsâ İbn Ubeyde’den rivâyet etmiştir. İmâm Ahmed’in Yahyâ İbn İshâk kanalıyla... Ukbe İbn Âmir’den rivâyetine göre;
Allâh Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: -- “Hiç şüphesiz sizin şu soylarınız herhangi bir kimseye sövme sebebi değildir. Hepiniz Âdemoğullarısınız. Birbirinize benzersiniz. Hiç kimsenin din ve takvâ dışında kimseye üstünlüğü yoktur. Ağzı bozuk, cimri ve ahlâksız olması kişiye yeter”.
Hadîsi İbn Cerîr, Yûnüs kanalıyla... İbn Lehîa’dan rivâyet etmiştir. İbn Cerîr’in rivâyetinin lafzı şöyledir: --- “İnsanlar Âdem ve Havvâ’dandır. Birbirlerine benzerler. Kıyâamet günü Allâh sizin soylarınızı soplarınızı sormayacaktır. Şüphesiz Allâh katında en şerefliniz, en muttakî olanınızdır”. Hadîs bu kanaldan rivâyeti ile Kütüb-ü Sitte’de mevcûd değildir.

İmâm Ahmed der ki: Bize Ahmed İbn Abdülmelik’in... Dürra Bint Ebû Leheb’den rivâyetine göre; o, şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.v.) minberde iken birisi kalktı ve:
Sahâbî: --- “Ey Allâh’ın elçisi, insanların hangisi en hayırlıdır?” diye sordu.
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: --- “İnsanların en hayırlısı onların en çok okuyanı, Allâh’dan en çok korkanı, iyiliği en çok emredeni, kötülükten en çok men’ edeni ve en çok sıla-i rahmde bulunanıdır”.
İmâm Ahmed’in Hasan kanalıyla... Hz. Âişe’den rivâyetine göre o, şöyle demiştir: --- “Takvâ sâhibi olanın dışında dünyâdan hiç bir şey ve hiç kimse Allâh Rasûlü (s.a.v.)’nün hoşuna gitmiş değildir”. Hadîsi sâdece İmâm Ahmed -Allâh ona rahmet eylesin- rivâyet etmiştir.

Allâh-ü Te’âlâ: “ … Şüphesiz ki Allâh, ‘Alîm’dir, Habîr’dir.” buyurur ki O, sizi en iyi bilendir. Sizin işlerinizden hakkıyla haberdâr olandır. Dilediğini hidâyete eriştirir, dilediğini sapıklıkta bırakır. Dilediğine rahmet eder, dilediğine azâb eder. Dilediğini dilediğinden üstün kılar. O bütün bunlarda Hakîm, ‘Alîm, Habîr olandır. Nikâhta denkliğin şart koşulmaması gerektiği görüşünde olan âlimler bu Âyet-i Kerîme’yi ve bu Hadîs-i Şerifler’i delîl getirirler. “Gerçekten Allâh katında en değerliniz, O’ndan en çok korkanınızdır.” Âyet-i Kerîme’si gereğince nikâhta, dînde denklikten başka bir şart koşulmaz. Hamd ve minnet Allâh’adır. Taberânî’nin Abdurrahmân’an rivâyetine göre o, Hâşimoğullarından birisinin:  --- “Ben Allâh Rasûlü (s.a.v.)’ne insanların en yakınıyım”, dediğini işitmiş de şöyle demiş: --- “Senden bir başkası ona senden daha yakın ve lâyıktır. Senin ona yakınlığın sadece onun nesebinden olman nedeniyledir.”[1]




 
 Rize İli’nin medâr-ı iftihârı zamânının; âlim, fâkih, zâhid, sûfî, müderris, hatib, hayâ sâhibi, ehl-i tarîk, ehl-i hâl olan, merhûm hâfız hacı Zavendikli Mustafa -Avni- YILDIZ Hocaefendimizin (rh.a). 

[1]İbn-i Kesîr Tefsîri, Hucürât Sûresi, 49/13.