12 Nisan 2012 Perşembe

GÜZEL AHLAK HAKKINDA MÂNİDAR BİR HADİS-İ ŞERÎF

GÜZEL AHLAK HAKKINDA MÂNİDAR BİR HADİS-İ ŞERÎF


وَقاَلَ الْاِماَمُ الْمُسْتَغْفِرُ:  قَصَدْتُ الْمِصْرَ لِطَلَبِ الْعِلْمِ مِنَ الْاِماَمِ أَب۪ى حاَمِدِ بْنِ أَحْمَدَ فَأَخْبَرَن۪ى بِـإِ سْناَدٍ عَنْ مَشَآئِخِه۪ عَنْ خاَلِدِ بْنِ وَل۪يدٍ ،
--- İmam Müsteğfir dedi ki: Ebu Hamid bin Ahmed’den ilim öğrenmek için Mısır’a (şehre) gittim. Bana meşaihden Halid Bin Velid’in isnadını haber verdi.
أَنَّـهُ قاَلَ : جآَءَ رَجُلٌ إِلٰى رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعاَلٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قاَلَ إِنّ۪ى أَسْئَـلُكَ ياَ رَسُولَ اللَّهِ عَمَّا يَعْن۪ين۪ى ف۪ى الدُّنْياَ وَالْاٰخِرَةِ فَقاَلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ سَلْ بِذٰلِكَ ،
Halid Bin Velid (ra) şöyle dedi: --- “Bir adam Rasulüllah (s.a.v.)’e geldi Ya Rasulellah dünya ve ahirette bana fayda verecek şeylerden sana soracağım dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) de sor dedi.”
١- فَقاَلَ :  رَجُلٌ أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَعْلَمَ النَّاسِ ، قاَلَ٦  : إِتَّقِ اللّٰهَ تَعاَلٰى تَكُنْ أَعْلَمَ النَّاسِ .
Adam dedi ki – “Ben insanların en bilgilisi olmak istiyorum”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Allah’dan korkarsan insanların en bilgilisi olursun.”
٢- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَغْنَى النَّاسِ  ، قاَلَ٦  : كُنْ قَانِعاً تَكُنْ أَغْنَى النَّاسِ
Adam --- “Ben insanların en zengini olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.”
٣- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ خَيْرَ النَّاسِ ، قاَلَ٦  : خَيْرُ النَّاسِ مَنْ يَنْفَعُ النَّاسَ فَكُنْ ناَفِعاً لَهُمْ .
Adam --- “Ben insanların en hayırlısı olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. O zaman insanlara faydalı ol.”
٤- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَعْدِلَ النَّاسِ،  قاَلَ٦  : أَحِبَّ لِلنَّـاسِ ماَ تُحِبُّ لِنَفْسِكَ تَكُنْ أَعْدِلَ النَّاسِ.
Adam --- “Ben insanların en adaletlisi olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Kendin için sevdiğini insanlar için de seversen insanların en adaletlisi olursun.”
٥- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَخَصَّ النَّاسِ ،  قاَلَ٦  : أُكْـثُـرْ ذِكْرَ اللّٰهِ تَكُنْ أَخَصَّ النَّاسِ .
Adam --- “Ben insanların en ihlâslısı olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Allah’ı çok zikredersen insanların en ihlâslısı olursun.”
٦- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ ، قاَلَ٦  : حَسِّنْ خُلُقَكَ يُكَمِّلْ ا۪ يماَ نُكَ .
Adam --- “Ben Muhsinlerden olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Ahlakını güzelleştir imanın mükemmil olsun.”
٧- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُط۪يع۪ينَ  ،  قاَلَ٦  : أَدِّ فَرَآئِضَ اللّٰهِ تَعاَلٰى تَكُنْ مُط۪يعاً .
Adam --- “Ben itaat edicilerden olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Allah-u Teâlâ’nın farzlarını yerine getirirsen itaat edici olursun.”
٨- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ أَلْقٰى اللّٰهَ نَـقِيًّا مِنَ الذُّ نُوبِ ،  قاَلَ٦  : إِغْتَسِلْ مِنَ الْجَناَبَةِ تَطْه۪يرًا تَلْقَى اللّٰهَ ماَ عَلَيْكَ ذَنْبٌ .
Adam --- “Ben günahlardan tertemiz olduğum halde Allah (c.c.)’a kavuşmayı istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- Tertemiz olarak cenâbetlikten guslet ki, Allah (c.c.)’a günahsız olarak kavuşasın.”
٩- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ أَحْشُرَ يَوْمَ الْقِياَمَةِ ف۪ى النُّورِ ، قاَلَ٦  : وَلاَ تَظْلِمْ أَحَدًا تُحْشَرْ يَوْمَ الْقِياَمَةِ ف۪ى النُّورِ.
Adam --- “Ben kıyamet gününde nur içerisinde haşr olmayı istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Kimseye zulmetme kıyamet gününde nur içerisinde haşr olunursun.”
١٠- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ يَرْحَمَنِىَ رَبّ۪ى ، قاَلَ٦  : إِرْحَمْ نَفْسَكَ وَارْحَمْ خَلْقَ اللّٰهِ تَعاَلٰى يَرْحَمْكَ رَبُّكَ.
Adam --- “Ben Rabbimin bana merhamet etmesini istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) -- “Kendine ve Allah-u Teâlâ’nın yarattıklarına merhamet et Allah (cc) da sana merhamet etsin.”
١١- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ يَقِلَّ ذُنُوب۪ى ، قاَلَ٦  : إِسْتَغْفِرِ اللّٰهَ دَآئِماً يَقِلَّ ذُنُوبُكَ
Adam --- “Ben günahlarımı azaltmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Devamlı Allâh-u Teâlâ’dan mağfiret dile,  günahların azalsın.”
١٢- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَقْوٰى النَّاسِ ، قاَلَ٦  : تَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ تَكُنْ أَقْوٰى النَّاسِ .
Adam --- “Ben insanların en kuvvetlisi olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Allah-u Teâlâ’ya tevekkül edersen insanların en kuvvetlisi olursun.”
١٣- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ يُوَسِّعَ رِزْق۪ى، قاَلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ :  دُمْ عَلٰى الطَّهاَرَةِ يُوَسِّعْ عَلَيْكَ رِزْقُكَ .
Adam --- “Ben rızkımın bol olmasını istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Temizliğe devam et rızkın bol olsun.”
١٤- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ مِنْ أَحِبَّــآءِ اللّٰهِ تَعاَلٰى ، قاَلَ٦  : أَحْبِبْ ماَأَحَبَّهُ اللّٰهُ تَعاَلٰى وَرَسُولُهُ وَأَبْغِضْ ماَ أَبْغَضَهُ اللّٰهُ تَعاَلٰى وَرَسُولُهُ .
Adam --- “Ben Allah-u Teâlâ’nın dostlarından olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Allah ve Rasulünün sevdiklerini sev buğz ettiklerine buğz et.”
١٥- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ اٰمِناً مِنْ سَخَطِ اللّٰهِ تَعاَلٰى ، قاَلَ٦  : لاَتَغْضَبْ عَلٰى أَحَدٍ تَأَمَّنْ غَضَبَ اللّٰهِ وَسَخَطَهُ .
Adam --- “Ben Allah-u Teâlâ’nın öfkesinden emin olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Kimseye öfkelenme Allah-u Teâlâ’nın öfkesinden ve gazabından emin ol.”
١٦- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ يُسْتَجَآبَّ دَعْوَت۪ى ، قاَلَ٦  : إِجْتَنِبْ عَنِ الْحَراَمِ .
Adam --- “Ben dualarımın kabul olunmasını istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Haramlardan sakın.”
١٧- فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ لاَ يَفْضَحَنِىَ اللّٰهُ تَعاَلٰى عَلٰى رُؤُسِ الْخَلآَئِقِ ، قاَلَ٦  : إِحْفَظْ لِساَنَكَ وَفَرْجَكَ كَيْلاَ تَفْضَحَ عَلٰى رُؤُسِ الْخَلآَئِقِ.
Adam ---  “Allah-u Teâlâ’nın beni mahlûkâtın başında (Gözleri önünde) ayıplarımı ifşâ ederek utandırmamasını istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- Mahlûkâtın başında (Gözleri önünde) ayıplarının  ifşâ edilerek utandırılmaman için, dilini ve avret mahallini muhâfaza et.”
١٨- فَقاَلَ :  أُحِبُّ أَنْ يُسْتَتَرَ عَلٰى عَيْب۪ى قاَلَ٦  : إِسْتَتِرْ عُيُوبَ النَّاسِ وَ إِخْوَانِكَ .
Adam --- “Ben ayıbımın örtülmesini severim.”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Kardeşlerinin ve insanların ayıplarını ört.”
١٩- فَقاَلَ :  ماَ الَّذ۪ى يَمْحُوا عَنِ الْخَطاَياَ ، قاَلَ٦  : أَلدُّمُوعُ وَالْخُضُوعُ وَالْاَمْراَضُ.
Adam --- “Hatalarımı silecek şey nedir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Gözyaşı, yalvarmak ve hastalıklardır.”
٢٠- فَقاَلَ : أَىُّ حَسَنَةٍ أَفْضَلُ عِنْدَ اللّٰهِ تَعاَلٰى ، قاَلَ٦  : حُسْنُ الْخُلْقِ وَالتَّواَضُعُ وَالصَّبْرُ عَلٰى الْبَلِيَّةِ وَالرِّضاَ باِلْقَضَا.
Adam --- “Allah-u Teâlâ’nın yanında hangi iyilik daha faziletlidir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Ahlakın güzel olması, alçak gönüllülük, belalara sabretmek ve kazaya (Kadere) rıza göstermektir.”
٢١- فَقاَلَ :  أَىُّ سَيِّئَةٍ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ تَعاَلَى ، قاَلَ٦  : سُوءُ الْخُلْقِ وَشُّحُّ مُطاَعٍ .
Adam --- “Allah-u Teâlâ’nın yanında en büyük kötülük nedir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Kötü ahlak ve itaatsizliktir.”
٢٢- فَقاَلَ :  ماَ الَّذ۪ى يُسْكِنُ غَضِبَ الرَّحْمٰنِ ، قاَلَ٦  : إِخْفآَءُ الصَّدَقَةِ وَصِلَةُ الرَّحْمِ .
Adam --- “Allah-u Teâlâ’nın gazabını ne sakinleştirir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Sadakayı gizlemek ve akrabaları ziyaret etmek.”
٢٣- فَقاَلَ : ماَ الَّذ۪ى يُطَفِّئُ ناَرَ جَهَنَّمَ ، قاَلَ٦  : الصَّبْرُ.   صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ.
Adam --- “Cehennemin ateşini ne hafifletir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) --- “Sabır.”    Allah’ın Rasulü doğru söyler.
--- قَال الْاِماَمُ الْمُسْتَغْفِر۪ى :  وَاللّٰهُ ماَ سَمِعْتُ حَد۪يثاً أَجْمَعَ الْمَحاَسِنِ الشَّر۪يفَةِ وَمَكاَرِمِ الْاَخْلاٰقِ مِنْ هٰذَا الْحَد۪يثِ فَرَحِمَ اللّٰهَ تَعاَلٰى عَبْداً تَأَمَّلَ وَ عَمِلَ بِه۪ ذَكَرَهُ اْلإِماَمُ الْقُرْطُبِىُّ، وَابْنُ مَلِكٍ. 
 (إرشادية ص:٤٦١)
--- İmam Müsteğfir, dedi ki: “Allah’a kasem ederim ki, bundan daha güzel ahlakı güzelleştirip güzellikleri toplayan hadis işitmedim. Allah-u Teâlâ bu hadisi düşünüp amel eden kullarına rahmet etsin. İmam Kurtubi ve İbn-ü Melik zikretmişlerdir.”[1]
GÜZEL AHLAK HAKKINDA MÂNİDAR BİR HADİS-İ ŞERÎF


وَقاَلَ الْاِماَمُ الْمُسْتَغْفِرُ: قَصَدْتُ الْمِصْرَ لِطَلَبِ الْعِلْمِ مِنَ الْاِماَمِ أَب۪ى حاَمِدِ بْنِ أَحْمَدَ فَأَخْبَرَن۪ى بِـإِ سْناَدٍ عَنْ مَشَآئِخِه۪ عَنْ خاَلِدِ بْنِ وَل۪يدٍ ،
— İmam Müsteğfir dedi ki: Ebu Hamid bin Ahmed’den ilim öğrenmek için Mısır’a (şehre) gittim. Bana meşaihden Halid Bin Velid’in isnadını haber verdi.
أَنَّـهُ قاَلَ : جآَءَ رَجُلٌ إِلٰى رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعاَلٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قاَلَ إِنّ۪ى أَسْئَـلُكَ ياَ رَسُولَ اللَّهِ عَمَّا يَعْن۪ين۪ى ف۪ى الدُّنْياَ وَالْاٰخِرَةِ فَقاَلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ سَلْ بِذٰلِكَ ،
Halid Bin Velid (ra) şöyle dedi: — “Bir adam Rasulüllah (s.a.v.)’e geldi Ya Rasulellah dünya ve ahirette bana fayda verecek şeylerden sana soracağım dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) de sor dedi.”
١– فَقاَلَ : رَجُلٌ أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَعْلَمَ النَّاسِ ، قاَلَ٦ : إِتَّقِ اللّٰهَ تَعاَلٰى تَكُنْ أَعْلَمَ النَّاسِ .
Adam dedi ki – “Ben insanların en bilgilisi olmak istiyorum”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Allah’dan korkarsan insanların en bilgilisi olursun.”
٢– فَقاَلَ : أُحِبُّ أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَغْنَى النَّاسِ ، قاَلَ٦ : كُنْ قَانِعاً تَكُنْ أَغْنَى النَّاسِ
Adam — “Ben insanların en zengini olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.”
٣– فَقاَلَ : أُحِبُّ أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ خَيْرَ النَّاسِ ، قاَلَ٦ : خَيْرُ النَّاسِ مَنْ يَنْفَعُ النَّاسَ فَكُنْ ناَفِعاً لَهُمْ .
Adam — “Ben insanların en hayırlısı olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. O zaman insanlara faydalı ol.”
٤– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَعْدِلَ النَّاسِ، قاَلَ٦ : أَحِبَّ لِلنَّـاسِ ماَ تُحِبُّ لِنَفْسِكَ تَكُنْ أَعْدِلَ النَّاسِ.
Adam — “Ben insanların en adaletlisi olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Kendin için sevdiğini insanlar için de seversen insanların en adaletlisi olursun.”
٥– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَخَصَّ النَّاسِ ، قاَلَ٦ : أُكْـثُـرْ ذِكْرَ اللّٰهِ تَكُنْ أَخَصَّ النَّاسِ .
Adam — “Ben insanların en ihlâslısı olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Allah’ı çok zikredersen insanların en ihlâslısı olursun.”
٦– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ ، قاَلَ٦ : حَسِّنْ خُلُقَكَ يُكَمِّلْ ا۪ يماَ نُكَ .
Adam — “Ben Muhsinlerden olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Ahlakını güzelleştir imanın mükemmil olsun.”
٧– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُط۪يع۪ينَ ، قاَلَ٦ : أَدِّ فَرَآئِضَ اللّٰهِ تَعاَلٰى تَكُنْ مُط۪يعاً .
Adam — “Ben itaat edicilerden olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Allah-u Teâlâ’nın farzlarını yerine getirirsen itaat edici olursun.”
٨– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ أَلْقٰى اللّٰهَ نَـقِيًّا مِنَ الذُّ نُوبِ ، قاَلَ٦ : إِغْتَسِلْ مِنَ الْجَناَبَةِ تَطْه۪يرًا تَلْقَى اللّٰهَ ماَ عَلَيْكَ ذَنْبٌ .
Adam — “Ben günahlardan tertemiz olduğum halde Allah (c.c.)’a kavuşmayı istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — Tertemiz olarak cenâbetlikten guslet ki, Allah (c.c.)’a günahsız olarak kavuşasın.”
٩– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ أَحْشُرَ يَوْمَ الْقِياَمَةِ ف۪ى النُّورِ ، قاَلَ٦ : وَلاَ تَظْلِمْ أَحَدًا تُحْشَرْ يَوْمَ الْقِياَمَةِ ف۪ى النُّورِ.
Adam — “Ben kıyamet gününde nur içerisinde haşr olmayı istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Kimseye zulmetme kıyamet gününde nur içerisinde haşr olunursun.”
١٠– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ يَرْحَمَنِىَ رَبّ۪ى ، قاَلَ٦ : إِرْحَمْ نَفْسَكَ وَارْحَمْ خَلْقَ اللّٰهِ تَعاَلٰى يَرْحَمْكَ رَبُّكَ.
Adam — “Ben Rabbimin bana merhamet etmesini istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Kendine ve Allah-u Teâlâ’nın yarattıklarına merhamet et Allah (cc) da sana merhamet etsin.”
١١– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ يَقِلَّ ذُنُوب۪ى ، قاَلَ٦ : إِسْتَغْفِرِ اللّٰهَ دَآئِماً يَقِلَّ ذُنُوبُكَ
Adam — “Ben günahlarımı azaltmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Devamlı Allâh-u Teâlâ’dan mağfiret dile, günahların azalsın.”
١٢– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ أَقْوٰى النَّاسِ ، قاَلَ٦ : تَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ تَكُنْ أَقْوٰى النَّاسِ .
Adam — “Ben insanların en kuvvetlisi olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Allah-u Teâlâ’ya tevekkül edersen insanların en kuvvetlisi olursun.”
١٣– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ يُوَسِّعَ رِزْق۪ى، قاَلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ : دُمْ عَلٰى الطَّهاَرَةِ يُوَسِّعْ عَلَيْكَ رِزْقُكَ .
Adam — “Ben rızkımın bol olmasını istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Temizliğe devam et rızkın bol olsun.”
١٤– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ مِنْ أَحِبَّــآءِ اللّٰهِ تَعاَلٰى ، قاَلَ٦ : أَحْبِبْ ماَأَحَبَّهُ اللّٰهُ تَعاَلٰى وَرَسُولُهُ وَأَبْغِضْ ماَ أَبْغَضَهُ اللّٰهُ تَعاَلٰى وَرَسُولُهُ .
Adam — “Ben Allah-u Teâlâ’nın dostlarından olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Allah ve Rasulünün sevdiklerini sev buğz ettiklerine buğz et.”
١٥– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ أَكُونَ اٰمِناً مِنْ سَخَطِ اللّٰهِ تَعاَلٰى ، قاَلَ٦ : لاَتَغْضَبْ عَلٰى أَحَدٍ تَأَمَّنْ غَضَبَ اللّٰهِ وَسَخَطَهُ .
Adam — “Ben Allah-u Teâlâ’nın öfkesinden emin olmak istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Kimseye öfkelenme Allah-u Teâlâ’nın öfkesinden ve gazabından emin ol.”
١٦– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ يُسْتَجَآبَّ دَعْوَت۪ى ، قاَلَ٦ : إِجْتَنِبْ عَنِ الْحَراَمِ .
Adam — “Ben dualarımın kabul olunmasını istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Haramlardan sakın.”
١٧– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ لاَ يَفْضَحَنِىَ اللّٰهُ تَعاَلٰى عَلٰى رُؤُسِ الْخَلآَئِقِ ، قاَلَ٦ : إِحْفَظْ لِساَنَكَ وَفَرْجَكَ كَيْلاَ تَفْضَحَ عَلٰى رُؤُسِ الْخَلآَئِقِ.
Adam — “Allah-u Teâlâ’nın beni mahlûkâtın başında (Gözleri önünde) ayıplarımı ifşâ ederek utandırmamasını istiyorum.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — Mahlûkâtın başında (Gözleri önünde) ayıplarının ifşâ edilerek utandırılmaman için, dilini ve avret mahallini muhâfaza et.”
١٨– فَقاَلَ : أُحِبُّ أَنْ يُسْتَتَرَ عَلٰى عَيْب۪ى قاَلَ٦ : إِسْتَتِرْ عُيُوبَ النَّاسِ وَ إِخْوَانِكَ .
Adam — “Ben ayıbımın örtülmesini severim.”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Kardeşlerinin ve insanların ayıplarını ört.”
١٩– فَقاَلَ : ماَ الَّذ۪ى يَمْحُوا عَنِ الْخَطاَياَ ، قاَلَ٦ : أَلدُّمُوعُ وَالْخُضُوعُ وَالْاَمْراَضُ.
Adam — “Hatalarımı silecek şey nedir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Gözyaşı, yalvarmak ve hastalıklardır.”
٢٠– فَقاَلَ : أَىُّ حَسَنَةٍ أَفْضَلُ عِنْدَ اللّٰهِ تَعاَلٰى ، قاَلَ٦ : حُسْنُ الْخُلْقِ وَالتَّواَضُعُ وَالصَّبْرُ عَلٰى الْبَلِيَّةِ وَالرِّضاَ باِلْقَضَا.
Adam — “Allah-u Teâlâ’nın yanında hangi iyilik daha faziletlidir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Ahlakın güzel olması, alçak gönüllülük, belalara sabretmek ve kazaya (Kadere) rıza göstermektir.”
٢١– فَقاَلَ : أَىُّ سَيِّئَةٍ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ تَعاَلَى ، قاَلَ٦ : سُوءُ الْخُلْقِ وَشُّحُّ مُطاَعٍ .
Adam — “Allah-u Teâlâ’nın yanında en büyük kötülük nedir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Kötü ahlak ve itaatsizliktir.”
٢٢– فَقاَلَ : ماَ الَّذ۪ى يُسْكِنُ غَضِبَ الرَّحْمٰنِ ، قاَلَ٦ : إِخْفآَءُ الصَّدَقَةِ وَصِلَةُ الرَّحْمِ .
Adam — “Allah-u Teâlâ’nın gazabını ne sakinleştirir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Sadakayı gizlemek ve akrabaları ziyaret etmek.”
٢٣– فَقاَلَ : ماَ الَّذ۪ى يُطَفِّئُ ناَرَ جَهَنَّمَ ، قاَلَ٦ : الصَّبْرُ. صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ.
Adam — “Cehennemin ateşini ne hafifletir?”
Peygamberimiz (s.a.v.) — “Sabır.” Allah’ın Rasulü doğru söyler.
— قَال الْاِماَمُ الْمُسْتَغْفِر۪ى : وَاللّٰهُ ماَ سَمِعْتُ حَد۪يثاً أَجْمَعَ الْمَحاَسِنِ الشَّر۪يفَةِ وَمَكاَرِمِ الْاَخْلاٰقِ مِنْ هٰذَا الْحَد۪يثِ فَرَحِمَ اللّٰهَ تَعاَلٰى عَبْداً تَأَمَّلَ وَ عَمِلَ بِه۪ ذَكَرَهُ اْلإِماَمُ الْقُرْطُبِىُّ، وَابْنُ مَلِكٍ.
(إرشادية ص:٤٦١)
— İmam Müsteğfir, dedi ki: “Allah’a kasem ederim ki, bundan daha güzel ahlakı güzelleştirip güzellikleri toplayan hadis işitmedim. Allah-u Teâlâ bu hadisi düşünüp amel eden kullarına rahmet etsin. İmam Kurtubi ve İbn-ü Melik zikretmişlerdir.”[1]
[1] İrşadiye S.461


[1] İrşadiye S.461

KELÂM-Ü KADÎM’İN ARAPÇA HATİM DUÂSI

KELÂM-Ü KADÎM’İN ARAPÇA HATİM DUÂSI
أَلْحَمْدُ لِلَّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿﴾ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّق۪ينَ ﴿﴾ وَلَا عُدْوَانَ إِلَّا عَلَي الظَّالِم۪ينَ ﴿﴾ وَالصَّلٰاةُ وَالسَّلٰامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَأٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ أَجْمَع۪ينَ ﴿﴾ أَللَّٰهُمَّ رَبَّـنَا يَا رَبَّـنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴿﴾ وَتُبْ عَلَيْنَا يَا مَوْلَنَآ إِنَّكَ أَنْتَ التَّــوَّابُ الرَّح۪يمُ ﴿﴾ وَاهْدِنَا وَوَفِّقْنَآ إِلَى الْحَقِّ وَإِلٰى طَر۪يقٍ مُسْتَق۪يمٍ ﴿﴾ بِـبَرَكَةِ الْقُرْأٰنِ الْعَظ۪يمِ ﴿﴾ وَبِحُرْمَةِ مَنْ أَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ ﴿﴾ وَاعْفُ عَنَّا يَا كَر۪يمُ ﴿﴾ وَاعْفُ عَنَّا يَا رَح۪يمُ ﴿﴾ وَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا بِفَضْلِكَ وَجُودِكَ وَكَرَمِكَ يَآأَكْرَمَ الْاَكْرَم۪ينَ ﴿﴾ أَللَّٰهُمَّ زَيِّنَّا بِز۪ينَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَأَكْرِمْنَا بِكَرَامَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَشَرِّفْنَا بِشَرَافَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَأَلْبِسْنَا بِخِلْعَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ بِشَفَاعَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَعَافِنَا مِنْ كُلِّ بَلٰٓاءِ الدُّنْيَا وَعَذَابِ الْاٰخِرَةِ بِحُرْمَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَارْحَمْ جَم۪يعَ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ يَا رَح۪يمُ يَا رَحْمٰنُ ﴿﴾ أَللَّٰهُمَّ اجْعَلِ الْقُرْأٰنِ لَنَا فِي الدُّنْيَا قَر۪ينًا ﴿﴾ وَفِي الْقَبْرِ مُونِسًا ﴿﴾ وَفِي الْقِيَامَةِ شَف۪يعًا ﴿﴾  وَعَلَى الصِّرَاطِ نُورًا ﴿﴾ وَفِي الْجَنَّةِ رَف۪يقًا ﴿﴾ وَمِنَ النَّارِ سِتْرًا وَحِجَابًا ﴿﴾  وَإِلىَ الْخَيْرَاتِ كُلِّهَا دَل۪يلًا وَإِمَامًا ﴿﴾ بِفَضْلِكَ وَجُودِكَ وَكَرَمِكَ يَآ أَكْرَمَ الْاَكْرَم۪ينَ وَيَآ أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ. أَللَّٰهُمَّ اهْدِنَا بِهِدَايَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَنَجِّنَا مِنَ النّ۪يرَانِ بِكَرَامَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَارْفَعْ دَرَجَاتِنَا بِفَض۪يلَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّأٰتِنَا بِتِلٰاوَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ يَا ذَا الْفَضْلِ وَالْاِحْسَانِ ﴿﴾ أَللَّٰهُمَّ طَهِّرْ قُلوُبَنَا ﴿﴾ وَاسْتُرْ عُيوُبَنَا ﴿﴾ وَاشْفِ مَرْضَانَا ﴿﴾ وَاقْضِ دُيُونَنَا ﴿﴾ وَارْفَعْ دَرَجَاتِنَا ﴿﴾ وَارْحَمْ أٰ بَآءَنَا ﴿﴾ وَاغْفِرْ أُمَّهَاتِنَا ﴿﴾ وَأَصْلِحْ د۪ينَنَا وَدُنْيَانَا ﴿﴾ وَشَتِّتْ شَمْلَ أَعْدَآئِنَا ﴿﴾ وَاحْفَظْ أَهْلَنَا وَأَمْوَالَنَا وَبِلَادَنَا مِنْ جِم۪يعِ الْاٰفَاتِ وَالْاَمْرَاضِ وَالْبَلَايَا ﴿﴾ وَثَـبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ﴿﴾ بِحُرْمَةِ الْقُرْأٰنِ الْعِظ۪يمِ ﴿﴾
أَللَّٰهُمَّ بَلِّغْ -أَوْصِلِ- ثَـوَابَ مَا قَرَأْنَاهُ ، وَنُورَ مَا تَلَوْنَاهُ ، إِلٰى رُوحِ سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ﴿﴾ وَإِلٰٓى أَرْوَاحِ جَم۪يعِ الْاَنْبِيَآءِ وَالْمُرْسَل۪ينَ ، صَلَوَاتُ اللّٰهِ وَسَلٰامُهُ عَلَيْهِمْ أَجْمَع۪ينَ ﴿﴾
وَإِلٰٓى أَرْوَاحِأٰلِه۪، وَأَوْلٰادِه۪ ، وَأَزْوَاجِه۪، وَأَصْحَابِه۪، أَتْبَاعِه۪، وَجَم۪يعِ ذُرِّيَّاتِه۪ ﴿﴾ رِضْوَانُ اللّٰهِ تَعَالٰى عَلَيْهِمْ أَجْمَع۪ينَ ﴿﴾ وَإِلٰٓى أَرْوَاحِ أٰبَآئِنَا، وَأُمَّهَاتِنَا، وَإِخْوَانِنَا وَأَخَوَاتِنَا، وَأَوْلَادِنَا، وَأَقْرِبَآئِنَا،   وَأَحِبَّآئِنَا،  وَأَصْدِقَآئِنَا، وَأَسَات۪يذِنَا، وَمَشَايِخِنَا، وَلِمَنْ كَانَ لَهُ حَقٌّ عَلَيْنَا ﴿﴾  وَإِلٰي أَرْوَاحِ جَم۪يعِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ،  وَالْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ،  أَلْاَحْيَآءِ مِنْهُمْ وَالْاَمْوَاتِ ﴿﴾ يَا قَاضِيَ الْحَاجَاتِ وَيَا مُج۪يبَ الدَّعْوَاتِ ﴿﴾ أَللَّٰهُمَّ ﴿ رَبَّنَآ أٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ﴿﴾ رَبَّنَا اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ.﴾ اِسْتَجِبْ دُعَآئَـنَا بِرَحْمَتِكَ يَآأَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ. وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَ ﴿﴾ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿﴾ اَلْفَاتِحَة.
KUR’ÂN-I ‘AZÎM’IN TÜRKÇE HATİM DUÂSI

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh’a, (iyi) sonuç müttekîlere mahsûstur. Zâlimlerden başkasına husûmet yoktur, Salât-ü selâm, Peygamberimiz Muhammed (aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm)’in, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

Ey Rabbimiz! (Okunan şu hatmi) bizden kabûl buyur. Şüphesiz hakkıyla İşiten, lâyıkıyla bilen sensin.

Ey Mevlâmız! Tevbemizi kabûl eyle, Çünkü tevbeleri en çok kabûl eden ve hakkıyla esirgeyen sensin, yâ Rabbî! Bize hidâyet eyle, hakka ve doğru yola ulaşmaya muvaffâk eyle. Kur’ân-ı Kerîm’in bereketi ve Peygamber (-i âhır zaman) hürmetine (duâmızı kabûl eyle)!

Ey Kerîm ve Rahîm olan (Rabbimiz)! Günâhlarımızı fazlın ve kereminle bağışlayan Allâhımız! Bizi Kur’ân-ın zîneti ile süsle. Kur’ân’ın kerâmetini ikrâm eyle. Kur’ân’ın şerefiyle yücelt, bize Kur’ân-ın hil’atini giydir. Bizi Kur’ân’ın şefâati ile cennetle şereflendir. Dünyânın her belâsından ve âhıret azâblarından Kur’ân-ı Kerîm hürmetine bize âfiyet ihsân eyle.

Ey esirgeyen ve merhamet eden (Rabbimiz)! Muhammed ümmetinin hepsini rahmetine eriştir.

Ey Allâh’ım! Kur’ân’ı bize dünyâda arkadaş, kabirde yoldaş, kıyâmet gününde şefâatçi ve sırat üzerinde bir nûr kıl. Cennete ulaşıncaya kadar refîkimiz; ateşten perde, hayırların tamâmına delîl ve önder kıl.

Ey Kerîm olan (Hâlikımız)! Fazlınla (duâmızı kabûl buyur). Ey Allâh’ım! Bizi Kur’ân-ın önderliği ile hidâyete ulaştır, ateşlerden koru, Kur’ân-ın fazîleti ile, derecelerimizi yücelt, Kur’ân-ın okunması sebebiyle, kusurlarımızı örtüver.

Ey fazl-u ihsân sâhibi bulunan (Allâhım)! Duâmızı kabûl buyur! Yâ Allâh! Kalblerimizi pâk eyle, ayıplarımızı setreyle, hastalarımıza şifâ ver, borçlarımıza ödeme (kolaylığı) ihsân eyle. Yüzlerimizi ak eyle, derecelerimizi yücelt, atalarımıza rahmet, analarımıza mağfiret eyle. Dînimizi ve dünyâmızı ıslâh eyle.

Düşmanlarımızın toparlanmasına perişanlık ver. Ehlimizi, mallarımızı, şehirlerimizi âfetlerden, hastalıklardan ve belâlardan koru. Ayaklarımızı (doğru yolda) sâbit kıl ve inkârcı topluluklara karşı bize yardım eyle. Kur’ân’ı ‘Azîm’in hurmetine dileklerimizi kabûl eyle).

Yâ İlâhî! Okuduğumuz hatmin sevâbını ve nûrunu evvelâ, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafâ (sallellâh-ü aleyh-i ve sellem)’nın rûhuna, bütün enbiyânın rûhlarına eriştiriver. Allâh’ın rahmeti, selâmı ve rızâsı onların tamâmı üzerine ve bu zâtların hânedânı, çocukları, hanımları, ashâbı ve onlara tâbî olanların rûhları ile onların zürriyetlerinin hepsi üzerine olsun.

Bir de babalarımızın, analarımızın, erkek ve kız kardeşlerimizin, evlâdımızın, akrabâmızın, sevdiklerimizin, sâdık dostlarımızın, hocalarımızın ve üstâdlarımızın hocalarının, meşâyihlerimizin, üzerimizde hakları bulunan kimselerin, erkek ve kadın mü’minlerden hayatta olan ve vefât etmiş bulunan kimselerin rûhlarına rahmet ve selâmet ihsân eyle!

Ey hâcetleri edâ, duâları kabûl eden ve esirgeyenlerin en merhametlisi bulunan (Rabbimiz)! Bizim dileklerimizi de kabûl buyur. SELÂM, peygamberler üzerine; HAMD, âlemlerin Rabbi olan Allâh-ü Teâlâ üzerine olsun!.. “EL-FÂTİHAH”

BİR BAŞKA HATİM DUÂSI

Yâ Rabbî! Dile getirdiğimiz her türlü eşsiz hamd ve senâ ancak Sana mahsûstur. Bütün salât-ü selâmlar; rahmet ve selâmetlikler, iki cihan güneşi, başlarımızın tâcı Rahmeten lil’âlemîn, Rasûl-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Seyyidinâ Ebe’l-Kâsım Muhammed Mustafâ (sallellâh-ü aleyh-i ve sellem) Efendimiz ve O’nun bütün âl ve ashâbına olsun.

“Ol” emriyle; bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen sayısız âlemleri yaratan; “Yok ol!” emriyle de, her şeyi bir anda yok etme gücüne sâhib olan, âlemlerin Rabbi, Rahmân ve Rahîm olan Yûce Allâh’ım! “Bana duâ edin, duânızı kabûl edeyim” buyurdun. Biz de; huzûruna geldik, boynumuzu büktük, ellerimizi Sana açtık. Seni Rahîm, Gafûr biliyoruz. Rahmet ve Gufrân ism-i şerîfinle tecellî eyle, ellerimizi boş döndürme yâ Rabbî! Kur’ân-ı Kerîm’in bereketi ile ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin sevgili Peygamberimizin hürmeti ile bizleri affeyle, ey Kerîm; bizleri affet yâ Rahîm.

Allâh’ım! Bizleri Kur’ân-ı Kerîm’in zîneti ile süsle. O’nun kerâmeti ile mükerrem eyle ve şerefiyle şereflendir.

Yâ Rabbî! Okuduğumuz hatm-i şerîfi dergâh-ı ulûhıyyetinde kabûl eyle. Kur’ân-ı Kerîm’in her harfi için bizlere sevâb yaz. Okurken yaptığımız hatâları bağışla, tam ve mükemmel okumuş gibi kabûl buyur. Kur’ân-ı Kerîm’i kalblerimize nûr eyle, Cennet yolumuzu aydınlat.

Yâ Rabbî! Biz, ancak Sana ibâdet ve yalnız Sana kulluk ederiz. Ancak, Senin için namaz kılar ve yalnız Sana secde ederiz. Yalnız sana yalvarır, ancak Sana koşar ve Sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbâdetlerimizi sevinçle ve arzu ile yaparız. Yasak ettiklerini yapmaz ve azâbından korkarız. Sen’den, bizlere rahmet ve ihsânının bol olmasını dileriz yâ Rahîm.

Allâh’ım! Vermiş olduğun ni’metlerin elimizden çıkmasından, sağlık ve dirliğimizin bozulmasından, beklenmedik felâketlerden ve gazâbının her türlüsünden ancak Sana sığınırız. Biz, âciz kullarının duâlarını kabûl eyle yâ Rabbî!

Yâ Rabbî! Bizleri, Kur’ân’ın hidâyeti ile yola getir. Onun fazîletiyle derecelerimizi yükselt. Kur’ân-ı Kerîm’in tilâvetiyle günâhlarımızı affet.


Ey bağışlaması ve ihsânı sonsuz olan Allâh’ım! Ayıplarımızı ört, kalblerinizi pâk eyle; hastalarımıza şifâ; dertlilerimize devâ, borçlarımıza ödemek kolaylığı ver, Dîn ve dünyâ işlerimizi ıslâh eyle yâ Rabbî!

Ey yerleri ve gökleri yaratan, gizli ve açık her şeyi hakkıyla bilen ve bütün varlıkların biricik sâhibi olan Allâh’ım! Şehâdet ederiz ki, Sen’den başka İlâh yoktur. Bizleri nefsimizin çılgın istek ve arzularından muhâfaza eyle, Şeytan’ın bozguncu telkinlerinden Sana sığınırız. Allâh’ım!

Yâ Rabbî! Bize, küfre açık kapı bırakmayan eksiksiz bir îmânı nasîb eyle. Allâh’ım! Bizi, yolunu şaşıran ve şaşırtanlardan değil, hidâyete eren ve hidâyete eriştiren kullarından eyle.

Ey her şeye Kadir, gönüllere şifâ veren Allâh’ım! Sen’den rahmetini dileriz. Duâmızı kabûl eyle. Yâ Rabb! Maksûdumuz Sen’sin. Biz her işimizde Seni, her şeyde Seni kast ederiz. Yalnız Seni isteriz. Bütün isteğimiz de, Senin bizden râzı olmandır. Bizi, sevgili kullarından eyle Allâh’ım!

Yâ Rabbî! Bizleri, İyilik yaptığında sevinen, kötülük yaptığında hemen pişmân olup Sen’den af dileyen seçkin kullarından eyle. Allâh’ım! Bilerek veyâ bilmeyerek işlediğimiz bütün günâhlarımızı bağışla, çok bol olan rahmetini bizlerden esirgeme.

Yâ Rabbî! Bütün işlerimizin sonunu hayreyle; dünyâda rezîl olmaktan, Âhıret’te de azâbından muhâfaza eyle.

Allâh’ım! Bizi dirlik ve doğruluk üzere yaşat, aramızdaki sevgi bağlarını güçlendir, kalblerimizi aynı görüş ve düşünüş halkası içinde birleştir. Dînden, îmândan, doğruluktan, Sana ibâdet ve tâatdan ayırma Yâ Rabbî!

Yâ Rabbî! Bizleri, verdiğin ni’metlere karşı şükür borcunu yerine getiren; ni’metlerin karşısında nankörlük değil, bol bol hamd eden kullarından eyle, üzerimizden ni’metlerini eksiltme, Allâh’ım!

Allâh’ım Son nefeste, ölümün aklı baştan gideren acılarından bizi koru. “Lâ ilâhe illellâh Muhammedür-Rasûlüllâh” Ve “Eşhedü en lâ ilâhe illellâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh” diyerek, rûhumuzu teslîm etmemizi nasîb eyle yâ Rabbî!

Hâsıl olan sevâbı; Hazret-i Âdem’den Hazret-i Fahr-i Âlem Muhammed Mustafâ sallellâhü aleyhi ve sellem’e kadar gelip geçen bütün Peygamberân-ı ı’zâm ve Rusül-i Kirâm aleyhimü’s-salâtü vesselâm hazerâtının ervâh-ı pâk-i tayyibelerine hediyye eyledik, ikrâm eyle yâ Rabbî!

Âl-i Ezvâc-ı Tâhirât, Eshâb-ı Güzîn, Ensâr ve Muhâcirîn, Tâbi’în, Tebe’i-Tâbi’în, Eimme-i Müctehid’in, rızvânüllâhi teâlâ aleyhim ecme’în hazerâtının da ervâh-ı pâk-i tayyibelerine hediyye eyledik. Sen vâsıl eyle yâ Rabbî!

Müfessirîn, muhaddisîn, muhakkikîn, ulemâ-i âmilîn, kurrâ-i kâmilîn, meşâyih-ı vâsılîn, sulehâ-i sâlihîn, eğniyâ-i şâkirîn, fukarâ-i sâbirîn, gurebâ-i müslimîn, hattâtîn, huffâz, tullâb ve cemî-i hamele-i Kur’ân-ı Kerîm nevverallâhü merâkıdehüm ve ce’alel cennete me’vâhüm efendilerimizin de ervâh-ı pâk-i tayyibelerine hediyye eyledik, Sen kabûl eyle yâ Rabbî!

Bütün ehl-i imâm ile Ehlüllâh’ın ve Evliyâüllâh’ın da ervâh-ı pâk-i tayyibelerine hediyye eyledik, Sen vâsıl eyle yâ Rabbî!

Velhâsıl; şu âna kadar dâr-ı Dünyâ’dan dâr-ı Ukbâ’yâ irtihâl ve intikâl eden bütün mü’minîn-i mü’minât; müslimîn-i müslimât, ma’sûmîn-i ma’sûmât, mazlûmîn-i mazlûmât, kâffe-i ehl-i îmânın da rûhlarına hediyye eyledik, Sen kabûl eyle yâ Rabbî!

Cümlemizin kalbine İslâm nûrunu, Kur’ân hidâyetini ver. Cümlemizi İslam’a bağla, bizleri Müslüman olarak yaşat, Müslüman olarak öldür. Bizleri Dünyâ ve Âhıret mutluluğuna erdir. Dünyâ’da mekânsız, Ahiret’de imânsız bırakma yâ Rabbî!

Yâ Rabbî! Habîb’in Muhammed Mustafâ, Kitâb’ların, bütün sevdiklerin yüzü hürmetine, bizleri dergâh-ı bârigâh-ı ulûhiyyetinden boş çevirme, duâlarımızı kabûl eyle, yâ Ğafûr-u yâ Ğaffâr.

Âmin, Âmin, Âmin... Bi hürmeti seyyidi’l-mürselîn ve’l-hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn.

Sübhâne rabbike rabbi’l-ızzeti ammâ yasıfûn ve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi-i Rabbi’l-Âlemîn.

Hayırların fethi, şerlerin def’ı, ehl-i îmânın selâmeti, insanlığın kurtuluşu, memleketimizin her türlü kötülüklerden korunması, Ümmet-i Muhammed’in selâmeti için, el-FÂTİHAH.