9 Ağustos 2012 Perşembe

KADİR GECESİ VE FAZÎLETİ --- KADİR GECESİ NAMAZI---RIZIK BEREKETİ

KADİR GECESİ VE FAZÎLETİ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

Rahmân (çok acıyıcı) ve rahîm (son derece esirgeyici) olan Allâh’ın (c.c.) ismi (şerîfi) ile (teberrük ederek, bereketlenerek) başlarım.

﴿ اِنَّآ اَنْزَلْنَاهُ ف۪ى لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ ﴿١﴾ وَمَآ اَدْرَيكَ مَالَيْلَةُ الْقَدْرِۜ ﴿٢﴾ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ ﴿٣﴾ تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِـإِذْنِ رَبِّـهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ ﴿٤﴾ سَلَامٌ۠ۛ  هِىَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ﴿٥﴾

[سورة القدر:٩٧/١-٥]

97- KADR SÛRESİ


Mekke döneminde inmiştir. 5 âyettir. Sûre, Kadir gecesini anlattığı için bu adı almıştır. Kadr: Azamet ve şeref demektir.

﴿ اِنَّآ اَنْزَلْنَاهُ ف۪ى لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ ﴿١﴾

1.    “Şüphesiz, biz onu (Kur’ân-ı) Kadir gecesinde indirdik.

وَمَآ اَدْرَيكَ مَالَيْلَةُ الْقَدْرِۜ ﴿٢﴾

2.    Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ ﴿٣﴾

3.    Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِـإِذْنِ رَبِّـهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ ﴿٤﴾

4.    Melekler ve Rûh (Cebrâîl) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.

سَلَامٌ۠ۛ  هِىَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ﴿٥﴾

5.    O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”[1]

KADİR GECESİ!..

وَف۪ي رِوَايَة: "مَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إ۪يمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ." أخرجه الستة. وأخرج البخارى: "المَرْفُوعَ مِنْهُ في قِيَامِ رَمَضَانَ وَقِيَامِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ."

--- Bir rivâyette şöyle gelmiştir: "Kadir gecesini, kim sevâbına inanıp onu kazanmak  ümîdiyle ihyâ ederse, geçmiş günâhları affedilir."[2]

--- Ramazân ayının yirmi yedinci gecesine rastladığı kuvvetle tercih edilen gece “Kadir Gecesi”dir, pek mübârek bir gecedir.

--- Kur’ân-ı Kerîm, bu geceden başlayarak Peygamber Efendimiz (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem)’e inmiştir.

--- Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevâbı pek büyüktür.

--- Bu şerefli ve kutsal gecede, terâvîhden sonra bir müddet daha -elden geldiği kadar- ibâdette bulunulması, nâfile namaz kılınması, bu geceyi ibâdetle geçirmek demektir.

--- Bununla berâber ağır ve zor davranışlardan kaçınılması daha fazîletlidir.

--- Bu gecenin bir ânı vardır ki, ona rastlayan bir duâ muhakkâk kabûl olunur.
KADİR GECESİ NAMAZI
--- Deniliyor ki, Kadir Gecesi namazının en azı (2) iki rekât, ortası (100) yüz rekât ve en çoğu da (1000) bin rekâttır.

--- Bu namaz iki rekât kılındığı takdirde: ---Her rekâtinde Fâtihâ sûresinden sonra iki yüz âyet okunmalı,

--- Yüz rekât kılındığı takdirde:

---Her rekâtinde Fâtihâ sûresinden sonra “Kadir Sûresi” ile üç defâ da“İhlâs Sûresi” okunup her iki rekâtta bir selâm verilmelidir.

--- Selâmların arasında da şu duâ devâmlı olarak tekrârlanmalıdır.

وَعَنْ عَآئِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا قَالَتْ: قُلْتُ يَا رَسُولَ اللّٰهِ: إِنْ وَافَقْتُ لَيْلَةَ الْقَدْرِ مَآأدْعُوا بِه۪؟ قَالَ: "قُول۪ى؛ "أَللّٰهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنّ۪ى." أخرجه الترمذي وصححه.الفصل السابع عشر: في دعاء العطاس

Hz. Âişe (r.anhâ) anlatıyor: --- "Ey Allâh'ın Rasûlü, dedim, şâyet Kadir Gecesi’ne tevâfuk (rastlarsam) edersem nasıl duâ edeyim?" Şu duâyı okumamı söyledi:

"أَللّٰهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنّ۪ى."
OKUNUŞU: Allâhümme inneke ‘afüvvün tühıbbü’l-‘afve fe’fü ‘annî”



MÂNÂSI: --- “Allâh’ım! Sen affedicisin, affı/bağışlamayı seversin; beni affet.” [3]

--- Bu namazın bu şekilde kılınacağına dâir rivâyetler pek kuvvetli değildir. Fakat; Asıl maksad, bu geceyi mümkün olduğu kadar ibâdetle geçirmektir.


KADİR GECESİNİN ALÂMETLERİ

®               Âlimlerimizin bazıları Kadir Gecesini anlamak için şu tarifi yapıyorlar;

 

1-        Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur.

 

2-         Yağmur ve bulut yoktur, rüzgâr yoktur.

 

3-        Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar.

 

4-        Güneş yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.

 

5-        Kalplerde nefret ve kötülük hissi bulunmaz.

 

6-        Diğer zamanlara göre esenlik ve rahatlık hatta sükûnet vardır.

 

7-        Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen âlimler de olmuştur.

 

8-        Denizlerin suyu bir an tatlılaşır.

 

Ubeyd bin Ömer hazretleri anlatır: Kadir gecesi denizde idim, denizin suyunu içtim, tuzlu değildi, tatlı ve hoş idi. ---alıntı----




 

١٩٠١- حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: "مَنْ قَامَ لَيْلَةَ القَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ، وَمَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ."[1]

 

Ebû Hureyre (r.’a.)’den: Peygamber (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem): --- "Her kim inanarak ve sevâbını Allâh’dan umarak Kadir Gecesi’nde kalkar ibâdet ederse, geçmiş günâhları onun lehine mağfiret olunur. Her kim de ramazân orucunu inanarak ve mükâfatını ancak Allâh’dan umarak tutarsa, onun geçmiş (küçük) günâhları mağfiret olunur.” Buyurmuştur.”[2]

 

-"Kadir Gecesi yatsı namazını ve sabah namazını cemaatle kılan, ondan nasibini almıştır."

Kadir Gecesi'nde dua etmek kadar o gece Kadir Suresi'ni okumak da çok kıymetli.

"Kadir Gecesi’nde bir defa, Kadir Sûresi’ni okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmekten daha sevâbdır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir." Ş.g.

Tecdîd-i Îmân (îmân Tazelem) --- Duâ --- Tevbe-i İstiğfâr --- Kur’ân-ı Kerîm Tilâveti zamânı…



[1] الكتاب: صحيح البخاري، كتاب الصوم (٣٠)، باب: من صام رمضان إيمانا واحتسابا ونية (٥/٥)، رقم الحديث:١٩٠١، ص: ٢٥٣.
[2] Sahîh-ı Buhârî, Kitâbü’s-Savm (Oruç) (30), Oruçta İken Yalan Söylemeyi Ve Yalan İle Amel Etmeyi Terk Eylemeyen Kimse Bâbı (5/5), Hadîs no:1901, s.253.
 
 
 

KADİR GECESİ KAÇINCI GECEDİR?

Kadir gecesinin, Ramazanı Şerîf’in 20. sinden sonraki tek gecelerinde aranmasına dair müteaddit hadis şerifler vârid olmuştur. Birinden itibaren tek gecelerde aranmasını tavsiye eden büyüklerimiz de vardır.

İmamı Şa’rânî Hazretleri, Kadir gecesinin kaçıncı gece olduğunu, Ramazanı şerifin giriş günlerine göre şöyle tesbit etmiştir. İmamı Şa’rânî Hazretleri 30 sene Kadir gecesiyle bu tarife göre müşerref olmuşlardır. Birçok Allah dostuda bu usulle Kadir gecesini bulmuşlardır.


Ramazanı Şerîf ayı Pazar günü girerse 29. gece,
Ramazanı Şerîf ayı Pazartesi girerse 21. gece,
Ramazanı Şerîf ayı Salı girerse 27.gece,
Ramazanı Şerîf ayı Çarşamba girerse 19. gece,
Ramazanı Şerîf ayı Perşembe girerse 25. gece,
Ramazanı Şerîf ayı Cuma girerse 17. gece,
Ramazanı Şerîf ayı Cumartesi girerse 23. gece.

RIZIK BEREKETİ

Ramazân-ı Şerîf Ayı’nın son Cum’â Günü Salâ ile Ezân-ı Muhammedî arasında A’râf Sûresi 10. Âyet-i Kerîme ve Sâd Sûresi 54. Âyet-i Kerîmesi birlikte yazılarak sarılır ve cüzdanda taşınılırsa Bi İznillâh para sıkıntısı çekmez… Bu her Ramazân-ı Şerîf Ayı’nın son Cum’â Günü yenilenir…  Diğeri ya toprağa gömülür. Yâda akan bir dereye atılır.

﴿ وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِى الْاَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَۜ قَل۪يلًا مَا  تَشْكُرُونَ۟ [سورة الأعراف:٧/١٠]

“Andolsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik.  Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!”[1]

﴿ اِنَّ هٰذَا لَرِزْقُنَا مَالَهُ۫ مِنْ نَفَادٍۚ [سورة صٓ:٣٨/٥٤]
“İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona aslâ tükenme yoktur.”[2]



[1] A’râf Sûresi, 7/10.
[2] Sâd Sûresi, 38/54.

--- Beş vakit namaza bağlı olmaksızın kılınan, büyük ecir ve sevâba ulaştıran sünnet namazlara REGÂİB SÜNNETLER denilir.

--- Bu maksatla REGÂİB SÜNNETLER’i hatırlarsak eğer;

MESELÂ;

1.            Abdest veyâ Gusülden sonraki namaz,

2.            İşrak namazı,

3.            Duhâ (=kuşluk) namazı,

4.            Teheccüd namazı,

5.            Regâib gecesi namazı,

6.            Miraç gecesi namazı,

7.            Berâet gecesi namazı,

8.            Kadir gecesi namazı,

9.            Yolculuk namazı,

10.      Tesbîh namazı,

11.      Tevbe namazı,

12.      Hâcet namazı,

13.      İstihâre namazı,

14.      Kâtil namazı,

15.      İstiskâ (=yağmur duâsı) namazı,

16.      Küsûf (=güneş tutulması) namazı,

17.      Hüsûf (=ay tutulması) namazı,

18.      Tahiyyetü’l-Mescîd namazı,

19.      Evvâbîn namazı,

20.      Kabir namazı,

21.      Bekâ-i îmân,

Namazları gibidir.

22.      Öğlen namazı ile yatsı namazının son sünnetlerini dört rek’ât olarak kılmak ta büyük ecir ve sevâblar vardır.

Efendimiz (aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm):
--- “Hakk Te’âlâ Evvâbîn için çok merhametlidir, mağfiret edicidir.”

EVVABÎN’NİN MÂNÂSI:


1-      Her günâhın arkasından hemen tövbe etmek,
2-      Duâ etmek ve Evvabîn namazını kılmak,
3-      Ana ve Babasına kötülük etmekten sakınmak.
 
بسم الله، والحمد لله، والصلاة والسلام على رسول الله، وبعد..
روى أبو داود في كتابه المراسيل عن الحسن قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم:( حصنوا أموالكم بالزكاة وداووا مرضاكم بالصدقة واستقبلوا أمواج البلاء بالدعاء والتضرع) المراسيل 1/128، وروى البيهقي بإسناده  عن عبد الله قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (داووا مرضاكم بالصدقة وحصنوا أموالكم بالزكاة وأعدوا للبلاء الدعاء )
v  Mallarınızı Zekat’la koruyun, temînat      altına alın.

v  Canlarınızı ve belalarınızı Sadaka ile koruyun.

v  Hastalıklarınızı Duâ’larınızla def edin.

Efendimiz (aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm): --- “Analar  dörttür;

1-      İlaçların anası : AZ YEMEK
2-      Edeblerin anası: AZ KONUŞMAK
3-      İbâdetlerin anası: AZ GÜNÂH
4-      Emniyetlerin anası: SABIR dır.”
       Buyurmaktadır.

--- Tövbe ve İstiğfâr edilerek Ku’rân-ı Kerîm’de sıkça belirtilen Takvâ Sâhibleri mefhûmunu  adım adım yakalamalıyız.
 
 
 


[1] Kadr Sûresi, 97/1-5.
[2] Kütüb-i Sitte, 9/333. (Buhârî, Terâvîh 1, Müslim, Müsâfirîn 174, (759); Ebû Dâvud, Salât 318, (1371); Tirmizî, Savm 83, (808) Nesâî, Sıyâm 39, (4, 154, 155); Muvatta, Salât fî Ramazân 2, (1, 119). Buhârî,Ramazân kıyâmı ile, Kadir gecesi kıyâmı üzerine ondan merfû rivâyet kaydeder.)
[3] Kütüb-i Sitte, 7/91. (Tirmizî, Da’avât 89, (3508).

8 Ağustos 2012 Çarşamba

MÜ’MİN ERKEKLERE VE KADINLARA SÖYLE, GÖZLERİNİ HARAMDAN SAKINSINLAR---قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ


﴿ قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ ﴿٣٠﴾ وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ  وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ أٰبَآئِهِنَّ اَوْ أٰبَآءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَآئِهِنَّ اَوْ اَبْنَآءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَــن۪ٓى اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَــن۪ٓى اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَآئِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِى الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَآءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ  وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿٣١﴾ [سورة النور:٢٤/٣٠-٣١]
MÜ’MİN ERKEKLERE VE KADINLARA SÖYLE, GÖZLERİNİ HARAMDAN SAKINSINLAR
30.      “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allâh onların yaptıklarından hakkıyla haberdârdır.

 31.      Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesnâ, zînet (yer) lerini göstermesinler. Başörtülerini tâ yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zînetlerini, kocalarından yâhut babalarından yâhut kocalarının babalarından yâhut oğullarından yâhut üvey oğullarından yâhut erkek kardeşlerinden yâhut erkek kardeşlerinin oğullarından yâhut kız kardeşlerinin oğullarından yâhut müslüman kadınlardan yâhut sâhib oldukları kölelerden yâhut erkekliği kalmamış hizmetçilerden yâhut da henüz kadınların mahrem yerlerine vâkıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledik-leri zînetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!”[1]




[1] Nûr Sûresi, 24/30-31.

BAYRAM HUTBESİ---أَللّٰهُ أَكْبَرْ أَللّٰهُ أَكْبَرْ لٰٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَللّٰهُ أَكْبَرْ أَللّٰهُ أَكْبَرْ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ

أَللّٰهُ أَكْبَرْ أَللّٰهُ أَكْبَرْ لٰٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَللّٰهُ أَكْبَرْ أَللّٰهُ أَكْبَرْ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ ...
َسُبْحَانَ اللّٰهِ تَعَالٰى بُكْرَةً وَأَص۪يلًا ... أَلَّذ۪ى لٰٓا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْاَسْمَآءُ الْحُسْنٰى *  --- أَلْحَمْدُ لِلّٰهِ --- ﴿ ... أَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ى هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْ لَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ لَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۜ ... ﴿٤٣﴾ [سورة الأعراف:٧/٤٣]   ﴿ هُوَالَّذ۪ىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ  كُلِّه۪ وَكَفٰى  بِاللّٰهِ شَه۪يدًاۜ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ ... ﴿٢٨﴾ [سورة الفتح:٤٨/۲۸]

وَهُوَ صَاحِبُ الدَّرَجَاتِ الْعُلٰى فِى الدُّنْيَا وَالْعُقْبٰى *  --- فَسُبْحَانَ اللّٰهِ --- ﴿ تَبَارَكَ الَّذ۪ى نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يرًاۙ ﴿١﴾  [سورة الفرقان:٢٥/١] ﴿ وَاتْلُ مَآ اُو۫حِىَ إِلَيْكَ مِنْ كِتَابِ رَبِّكَۚ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِه۪ وَلَنْ تَجِدَ مِنْ دُونِه۪ مُلْتَحَدًا ﴿٢٧﴾

[سورة الكهف:١٨/٢٧]

-١-
أَشْهَدُ أَنْ لٰٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَاشَر۪يكَ لَهُ، وَنَشْهَدُ أَنَّ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ  الَّذ۪ى لَا نَبِيَّ بَعْدَهُ ، صَلَوَاتُ اللّٰهِ وَسَلَامُهُ عَلَيْهِ، وَعَلٰٓى أٰلِه۪ وَأَصْحَابِه۪ وَأَتْبَاعِه۪، رِضْوَانُ اللّٰهِ تَعَالٰى عَلَيْهِمْ أَجْمَع۪ينَ، أَمَّا بَعْدُ فَيَا عِبَادَ اللّٰهِ، إِتَّــقُوا اللّٰهَ وَأَط۪يعُوهُ، إِنَّ اللّٰهَ مَعَ الَّذ۪ينَ اتَّــقَوْا وَالَّذ۪ينَ هُمْ مُحْسِنُونَ،

قَالَ اللّٰهُ تَعَالٰى ف۪ى مُحْكَمِ كِتَابِهِ الْكَر۪يمِ:

--- أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ --- 

--- بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ---

﴿ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰىۙ ﴿١٤﴾ وَذَكَرَ اسْمَ  رَبِّه۪  فَصَلّٰى ۜ ﴿١٥﴾ [سورة الأعلى:٨٧/١٤-١٥]

وَقَالَ النَّبِىُّ: "لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حتّٰى يُحِبَّ لِاَخ۪يهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِه۪."

-٢-
RAMAZÂN BAYRAMI HUTBESİ


Muhterem Allâh Yolcuları!..
--- Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: “Rasûlüllâh (s.a.v.) buyurdular ki: “Sadakanın en üstünü, kişinin bir ilim öğrenip sonra da onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.”
--- Ebu Ümâme (r.a.) anlatıyor: “Rasûlüllâh (s.a.v.) buyurdular ki:  --- “Ben, haklı bile olsa:
1-      Münakaşayı terk eden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum.
2-      Şaka bile olsa yalanı terk edene de cennetin ortasında bir köşkü,
3-      Ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum.” [1]
--- Câbir b. Abdüllâh Rasûlüllâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: --- “Ramazân ayında diğer ümmetlere verilmeyen beş haslet benim ümmetime verilmiştir:
1-      Oruçlu kişinin ağız kokusu Allâh-ü Teâlâ katında miskten daha hoştur,
2-      İftar edinceye kadar melekler onlar için istiğfâr ederler,
3-      Şeytanların azgınları bu ayda zincire vurulur, 
4-      Cenâb-ı Hakk (c.c.) her gün Cenneti süsler ve ona, “Salih kullarımın kötülüklerden ve ezâdan kurtulmaları yakındır!” der.
5-      Ramazânın son gecesi günâhları bağışlanır.
Sahâbe-i Kirâm sordular: --- Ey Allâh’ın Rasûlü! O gece Kadir gecesi midir?
Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: --- Hayır! Fakat her iş yapan kişiye işini bitirince ücreti eksiksiz olarak verilir!” (Ahmed b. Hanbel)
Rasûlüllâh (s.a.v) şöyle buyurur:  --- “Ramazân ayının ilk gecesi gelince sekiz cennetin bütün kapıları açılır. Bu ay boyunca cennet kapılarından hiçbiri kapanmaz. Cenâb-ı Hakk (c.c.), bir nidâcıya şöyle ilân etmesi için emir verir: 

--- Ey hayır arayan kişi, gel! Ey kötülükte ileri giden kişi, bırak! Günâhlarının bağışlanmasını dileyen yok mu, bağışlansın! Dilekte bulunan yok mu, dileği verilsin! Tevbe eden yok mu, tevbesi kabûl edilsin!


[1] "أَنَا زَع۪يمُ بَيْتٍ ف۪ي رَبَضِ الْجَنَّةِ لِمَنْ تَرَكَ الْمِرَآءَ وَإِنْ كَانَ مُحِقًّا، وَبَيْتٍ ف۪ي وَسَطِ الْجَنَّةِ لِمَنْ تَرَكَ الْكَذِبَ وَإِنْ كَانَ مَازِحًا، وَبِبَيْتٍ ف۪ٓي أَعْلَى الْجَنَّةِ لِمَنْ حَسُنَ خُلُقُهُ."
--- Ebû Dâvüd, Edeb 7, (4800
-1-
Bu durum fecir doğup sabah oluncaya kadar böyle devam eder. Cenâb-ı Hakk (c.c.), her akşam iftar vakti azâbı hak etmiş bir milyon kişiyi cehennemden azat eder.” --- Bayram akşamı bir o kadar, bayram günü de bir o kadar daha Müslüman affedilir...--- (Beyhekî)
Vehb İbn-i Münebbih buyuruyor ki: --- Şeytan her bayram günü öfkesinden inler. Etrâfına toplanan yardakçıları: --- Seni öfkelendiren nedir, efendimiz. Diye sorarlar. Şeytan da onlara su cevâbı verir: --- Bu gün Allâh Muhammed (s.a.v.) ümmetinin günâhlarını affetti.  Onları mutlakâ nefsî arzulara ve hazlara daldırarak oyalamalısınız.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:   “Bayramlarınızı “TEKBİRLER” ile şenlendiriniz.”
Muhterem Müslümanlar!
Bu Hadis-i Şerîf meallerinden sonra…
--- Rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazânı geride bırakarak en büyük mutluluk ve sevinç günlerimizden birine ulaşmış bulunuyoruz. Bizi, bu mübârek güne ulaştıran Yûce Rabbimiz’e sonsuz hamd ve senâlar ederiz. Mübârek Ramazân Bayramı’nın Âlem-i İslâm’a ve bizlere hayırlara vesîle olması temennisiyle, Ramazân ayının rahmet, bereket ve mağfiretinden istifâde ederek, oruçluların gireceği REYYÂN kapısından cennete girmeyi hak kazanan kullardan olmamızı ümîd ederek sözlerime başlıyorum.
Değerli Müminler!
--- Ramazân ayının huzur, rahmet ve mağfiret ikliminden geçerek sabahın şu erken saatlerinde Rabbimizin huzûrunda toplanmanın sevincini hep birlikte yaşıyoruz.
--- Bayramlar neşe, sevinç, sevme, sevilme ve sevindirme günleridir.
--- Toplumların millî birlik ve berâberlik duygularının zirveye ulaştığı, dayanışma ve kaynaşmanın daha yoğun yaşandığı müstesnâ zaman dilimleridir. Bu bakımdan bayram günlerimizi olabildiğince hayırlı olacak şekilde değerlendirerek en başta anne ve babalarımız olmak üzere büyüklerimizi, hastalarımızı, komşularımızı, akrabâlarımızı, dostlarımızı ve kabirlerimizi ziyâret etmeliyiz. Zîrâ birbirini Allâh rızâsı için ziyâret edenler Yûce Allâh’ın sevgisine affına nâil olurlar, ömürleri bereketlenir, rızıkları artar.
--- Bu husûsta sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: --- “Kim ömrünün uzamasını ve rızkının artmasını isterse; Yûce Allâh’dan korksun yakınlarını ziyâret etsin ve onları görüp gözetsin.”[1]

[1] Buhârî, Büyu’, 34.                     -2-

 --- Bu vesîle ile fakirleri, yetimleri, kimsesizleri ve çocukları sevindirmeliyiz.
Bu husûsta sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: --- “Fukarâyı arayın, onları görüp gözetin. Siz ancâk fakirleriniz sâyesinde yardım görür ve rızıklanırsınız.”[1]
--- Bir bayram günü Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yetim bir çocuğu sevindirmesi olayı herkesin ma’lûmudur!.. 
--- Sehl İbn-ü Sa’d (r.a.) anlatıyor: Rasûlüllâh (s.a.v.) buyurdu ki: --- “Ben ve yetime bakan kimse Cennet’te şöyleyiz” Orta parmağı ile baş-parmağını yan-yana getirip aralarını açıp kapayarak işâret eti.”[2]
--- Yine bu vesîle ile dargın olanları barıştırmalıyız. Zîrâ üç günden fazla küs durmak doğru değildir. Aramızdaki kin, haset ve husûmet duygularını bırakarak; sevgi, sevgi ve bağışlamayı tercîh edelim. Yalan, gurur ve kibir gibi mânevî hastalıklardan uzak duralım. Namazlarımızı ihmâl etmeden kılmaya devâm edelim.
--- Bu en coşkulu kaynaşma gününde, bu mutluluğun dışında kalmamaya ve bu kaynaşmanın dışında hiç kimseyi bırakmamaya büyük özen göstermeliyiz. Çünkü bayram, kederlerin ve sevinçlerin paylaşıldığı toplumsal bir kaynaşma günü olarak, toplumun bütün kesimleri tarafından paylaşıldığı oranda bayram olma özelliği kazanacaktır.
Aziz Müminler!
--- Bayramı, dînî ve millî geleneklerimizden uzaklaştırarak sıradan bir tâtil fırsatı gibi değerlendirmeye yönelik yanlış eğilimlere i’tibâr edilmemelidir.
--- Çağımızın yoğun ve karmaşık  yaşantısında, kimi zaman bir film izlemeye veyâ dedi-koduya ayırdığımız vakit   kadar bile zaman ayıramadığımız akraba, eş, dost, hasta ve komşu ziyâretlerini hiç olmazsa bayram vesîlesiyle gerçekleştirmeli, akrabâlık dostluk ve komşuluk bağlarını koparmamalıyız.
--- Küçük hediyelerle de olsa çocukların sevindirilmesi, bayramların gereklerindendir. Çocuklarımız, bayram vesîlesiyle kendilerine değer verildiğini  hissetmeli ve  bayramın ayrıcalığını fark etmelidirler.

--- Bu mübârek bayram gününde dünyânın çeşitli bölgelerinde zulüm, işgâl, sömürü, işkence açlık ve açıklık altında inleyen insanlar için duâ etmeliyiz. Vatanımızda bağımsız ve özgür bir şekilde birlik

[1] Riyâzü’s-Sâlihîn, 1/314.                            -3-

[2] Buhârî, Talak 14, Edeb 24; Tirmizî, Birr 14; Riyâzü’s-Sâlihîn, 1/308.
berâberlik içinde yaşamanın ne kadar büyük bir ni’met olduğunu bir kez daha hatırlamalı, bu vatanı bize emânet eden azîz şehitlerimizi bu vesîleyle rahmetle anmalıyız.

--- Şevvâl ayına girmiş bulunuyoruz… “RAMAZÂN GETİRİR, BAYRAM GÖTÜRÜR!” Olmamalı… Ramazân ayında kazandığımız güzel hasletlerimizi Ramazândan sonra da devâm ettirelim. Bu aydan 6 gün oruç tutan bir yıl oruç tutmuş gibidir… Bire on sevap= 30 gün ramazân = 300 gün. 6 gün de =60 gün = 360 gün eder…

--- Fitrelerimizi henüz vermemişsek bir an evvel onları sâhipleri olan fakirlere ulaştıralım. Çünkü fitrenin verme zamânı başlamıştır.

--- Ramazân Bayramı sabâhı, Allâh (c.c.), Melekleri yeryüzüne indirir. Onlar sokak başlarına dikilerek insanlardan ve cinlerden başka her canlının duyduğu bir sesle şöyle seslenirler:

--- “Ey Muhammed ümmeti! Büyük günahları affeden ve bol bağışlar sunan kerem sâhibi. Rabbinize çıkın.”
Mü’minler namaza katılınca:

Yûce Allâh, meleklere: ---Vazîfesini yapan isçinin karşılığı nedir? Diye sorar.

Melekler:--- “Yaptığı işin mükâfatını almaktır.”Diye cevâb verirler.

Bunun üzerine Yûce Allâh: --- “Sizi şâhid tutarım ki, onlara mükâfaat olarak rızâmı ve mağfiretimi verdim.” Buyurur.

--- Mânevî bir kimlik aşısı olan bayramda; “kendisi için arzu ettiğini başkaları için de arzu eden gerçek îmân bilinci” ne[1] ermek dileğiyle hutbemizi bir Âyet-i Kerîmenin meâliyle bitiriyorum:

“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allâh’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”[2]

“Hamd, çocuk edinmeyen, Mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyâcı bulunmayan Allâh’a mahsûstur” de ve O’nu ‘TEKBÎR’ ile yücelt.”[3]
﴿ وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ى لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ۫  شَر۪يكٌ فِى الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِىٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْب۪يرًا ﴿١١١﴾
﴾[سورة الإسرآء:١٧/١١١]











 



[1]Buhârî, İmân: 7.                 -4-
[2]Hucürât Sûresi, 49/10.
[3] İsrâ Sûresi, 17/111.