3 Temmuz 2013 Çarşamba

YEDİ KÖTÜ HUY


YEDİ KÖTÜ HUY

 

Yedi kat göğün her birinde vazifelendirilmiş özel melekler bulunur-muş. Bu vazifeli melekler, şu yedi kötü huyun sahiplerinin duâlarının ilahî dergâha yükselmesine mâni’ olurmuş:

 

1-  Birinci kat gökte bulunan vazifeli melekler; duâ eden kişi “hîle” yapan, onu bunu kandıran bir kişi ise, onun istediklerinin kokusundan o kişinin hileci bir kişi olduğunu anlarlar, duâyı oraya sokmazlar, geri çevirirler,

 

2-  İkinci kat gökte bulunan vazifeli melekler; “riyâ” sâhibinin duâsını,

 

3-  Üçüncü kat gökte bulunan vazifeli melekler; gönüllerinde “kin ve nefret” bulunan kişilerin duâsını yukarılara bırakmazlar,

 

4-  Dördüncü kat gökte bulunan vazifeli melekler; “kibir” sahibinin, yâni kendini beğenen, başkalarında kusur, ayıp arayan kişinin duâsının yukarılara çıkmasına engel olurlar,

 

5-  Beşinci kat gökte bulunan vazifeli melekler; “hased”i,

 

6-  Altıncı kat gökte bulunan vazifeli melekler; “insafsızlığı” (merhametsizliği),  

 

7-  Yedinci kat gökte bulunan vazifeli melekler; de gözü doymayan, dünya malına karşı çok “harîs” olan kişinin duâsının yükselmesine engel olurlar.

























 

CENNETE GİREN İLK KADIN KİMDİR ?

CENNETE GİREN İLK KADIN KİMDİR ?

 

Bir gün Rasulallah (s.a.v) efendimiz kızı Hz. Fatıma'ya şöyle der ; - Cennete giren ilk kadın kimdir biliyormusun ? Hazreti Fatıma cevap verir ; - Ey Fahr-i Kainat ben değilmiyim ? Rasulallah efendimiz der ki ; - Hayır, filan yerde filan evde bir kadın var o dur. Hazreti Fatıma şöyle der ; - Ne amel işlemektedir de cennete giren ilk kadın olacaktır Rasuallah efendimiz cevaben git onu ziyaret et görürsün der. Hazreti Fatıma hazırlanıp o kadının evine gider. Kapıyı çalar çok çirkin bir ses ona cevap verir. - Kimsiniz ? Hazreti fatıma şöyle der ; - Ben Fatıma. - Hangi fatıma? Der kadın, Hazreti Fatıma şu cevabı verir ; - Rasualllah (s.a.v) in kızı Fatıma. Kadın şöyle seslenir. - Kusura bakma iki cihan serverinin kızı, Kocam şu an evde yok, kendisi benden başka kimseye Kapıyı açma dedi, Bende söz verdim açamam ey rasulllahın kızı. İstersen yarın gel başımın üstünde Yerin var sana canım kurban, O zamana kadar kocamdan izin alırım. - Peki, Tamam.. der Hazreti Fatıma Ertesi gün olur, Hazreti Fatıma yine o kadına giderken yanına Hazreti Hüseyin gelir, Beni de götür Der, Hazreti Fatıma oğlunu kıramaz ve tamam gel beraber gidelim der. O kadının evine gelirler Kapıyı çalar. - Kimsiniz ? der kadın Hazreti Fatıma cevap verir; - Benim, Fatıma. Kadın şöyle der, - Ey cihan serverinin mübarek kızı yanında bir erkek çocuğunun sesi duyulur. Kimdir O ? der. - Benim oğlum Hüseyindir. O da peşime takıldı gelmek istedi bende kıramadım. diye cevap verir Hazreti Fatıma. Kadın Üzülerek şöyle der. - Kusura bakma Ey Rasul kızı Hazreti Fatıma, Ben kocamdan sadece senin için izin istedim Oğlun Hüseyin için istemedim. Sen bugün git yarın gel o zaman Hüseyin içinde izin isterim. - Peki, Tamam... Der Hazreti Fatıma. Evine döner. Ertesi gün olur. Hazreti Fatıma ile Hazreti Hüseyin tam yola çıkacakken kardeşi Hazreti Hüseyini gören Hazreti Hasan ağlamaya başlar beni de götürün der, Hazreti Fatıma oğlunun bu isteğini kıramaz ve Onu da yanına alır ve yola çıkarlar. Kadının evine gelirler. Kapıyı çalar ve yine o çirkin kadın sesi cevap verir. - Kimsiniz ? - Ben Fatıma. der - Yanında kim var Ya Rasulallahın Kızı Fatıma - Oğlum Hüseyin var birde Hasan var, Hüseyini gelirken gördü ağladı, gelmek istedi bende kıramadım. Kadın Üzülerek cevap verir ; - Kusura bakma Ya Rasul kızı Fatıma ben kocamdan sadece sen ve oğlun Hüseyin için izin aldım Hasan için Almadım yarın gel kocamdan Hasan içinde izin alayım. der Hazreti Fatıma ; - Peki, Tamam der.. Ertesi gün olur. Hazreti Fatıma, Hazreti Hasan ile Hüseyini yanına alarak o kadının evine giderler. Kapıyı Çalarlar - Kimsiniz ? der kadın. - Ben Fatıma. - Yanında Hazreti Hüseyin Ve Hazreti Hasan' dan başka biri var mı Ya Rasul Kızı Fatıma. - Hayır yok. der Hazreti Fatıma Ve kapıyı açılır, Kapıyı açan o kadar güzel bir kadındır ki yüzünden nurlar akıyor. Çok güzel örtünmüş Çok güzel bir kadın. Ağzını açar ve bir misket büyüklüğünde taşa benzeyen bir cisim çıkarır ve ; - Hoşgeldin Sefa getirdin Ey Rasulallahın kızı Fatıma. der Hazreti Fatıma ilk olarak kocasına olan itikatını beğenir. Ve Şöyle der. - Üç gündür Kimsiniz diyen yaşlı kadın senmisin ? der - Hayır. Der kadın. - Peki o yaşlı kadın kimdi ? - Yaşlı kadın yoktu Ya Rasuallahın Kızı Fatıma , ağzımda taş vardı o yüzden sesimi değiştirdim - Peki neden değiştirdin der Hazreti Fatıma Kadın Şu Cevabı verir. - Belki sesimi duyupta yoldan geçen bir erkek şehvetlenir, Kötü amel işler diye değiştirdim Ya Hazreti Fatıma...[1]

























[1] Yusuf Tavaslı, Dini hikayeler

SEYYİDÜL-İSTİĞFÂR

SEYYİDÜL-İSTİĞFÂR


أَنْ تَشْتَغِلَ بِسَيِّدِ الْاِسْتِغْفَارِ وَهُوَ قَوْلُهُ عَلَيْهِ السَّلٰامُ. سَيِّدُ الْاِسْتِغْفَارِ:

"أَللّٰهُمَّ أَنْتَ رَبّ۪ي لٰٓا اِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ خَلَقْتَن۪ي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلٰى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَ بُٓوءُ لَكَ بِـنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَ بُٓوءُ بِذَنْب۪ي فَاغْفِرْ ل۪ي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ"

مَنْ قَالَهَا ح۪ينَ يُمْس۪ى فَمَاتَ مِنْ لَيْلِه۪ دَخَلَ الْجَنَّةَ وَمَنْ قَالَهَا ح۪ينَ يُصْبِحَ فَمَاتَ، مِنْ يَوْمِه۪ دَخَلَ الْجَنَّةَّ. (وَعَنْ أَبِى الدَّرْدَآءَ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ ح۪ينَ ق۪يلَ لَهُ،

 

Seyyidül-istiğfâr ile meşgûl ol. Rasûlüllâh (aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm) buyurdu ki; --- “İstiğfâr duâlarının en değerli ve en üstünü şöyle demendir: “Allâhümme ente Rabbî, Lâ İlâhe İllâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene ‘alâ ahdike ve va`dike me`steta`tü, eûzü bike min şerri mâ sana`tü, ebûü leke bi ni`metike aleyye ve ebûü bi zenbî fe`ğfirlî fe innehû lâ yeğfiru`z-zünûbe illâ ente”

 

MA’NÂSI: “Allâhım! Sen benim Rabbimsin! Senden başka (ibâdete lâyık) hiçbir ilâh yoktur. Ancak sen varsın. Beni sen yarattın, şüphesiz ben senin kulunum. Elimden geldiği kadar (gücüm yettiği kadar), sana verdiğim sözün ve sana ettiğim va’din üzerinde duruyorum. (Akdin ve va`din üzere bulunuyorum, Zât-ı Ecelli ‘Âlâ-na verdiğim sözde durmağa çalışıyorum.) Yâ Rabbî! işlediğim günâhların şerrinden sana sığınıyorum. Bana lütuf ve ihsân buyurduğun ni’metleri ikrâr ve i’tirâf ediyorum, günâhlarımı da i’tirâf ediyorum. Yâ Rabbî! Beni mağfiret buyur (günâhlarımı bağışla), zîrâ senden başka günâhları bağışlayacak (mağfiret edecek, af edecek) yoktur. Ancak sen affedersin”

 

Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm) daha sonra şunları ekledi: --- “Her kim, bu duâyı inanarak sabahleyin okur da o gün akşama çıkmadan ölürse o kimse cennetliktir. Her kim de akşamleyin okur da, sabah olmadan (sabaha çıkmadan) ölürse o kimse cennet ehlindendir (Cennete girecektir.)” Buyurdular.[1]





[1] Buhârî, Deavât, 2.