5 Aralık 2013 Perşembe

RASÛLÜLLAH SALLALLÂHÜ ALEYHİ VE SELLEMİN SIRTINDAKİ MÜHÜR --- “HÂTEMÜ’N-NÜBÜVVE” --الله وحده لا شريك له، محمد رسول -توجه حيث شئت فإنك المنصور


RASÛLÜLLAH SALLALLÂHÜ ALEYHİ VE SELLEMİN SIRTINDAKİ MÜHÜR HAKKINDA

Hz. Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellemin iki kürek kemiği arasında, görgü şahitlerinin algılama ve anlatma kapasitesine göre değişik şekillerde tasvir ettikleri bir et parçası veya irice bir benin olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Bu ben, kaynaklarda genellikle nübüvvet mührü anlamına gelen “hâtemü’n-nübüvve” diye isimlendirilmiştir. Bu tabirin ne ifade ettiği hususu beraberinde farklı anlamaları ve anlamlandırmaları tevlîd etmiştir. Selmân-ı Fârisî’nin hayat hikâyesinden bâriz bir şekilde ortaya çıkağı üzere, önceki kitap ehlinin Hz. Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellemin sırtındaki bu benden haberdâr olduk­ları anlaşılmaktadır. Selmân-ı Fârisî radiyallâhü anhın, Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem Medine’ye hicret eder etmez, hemen onun yanına gelip müslüman olmasından hareketle, nübüvvet mührüne ilişkin bilginin Medine döneminin başından itibaren yaygınlaştığı söylenebilir.

MÜHR-Ü ŞERİFİN ÜZERİNDE KUDRET ELİYLE YAZILAN METİN HAKKINDA
 





 
Arapça kaynaklarda hatem ile ilgili rivayetler zayıf kabul edilse de
الله وحده لا شريك له، محمد رسول الله، فإنك منصور، توجه حيث شئت فإنك المنصور
“Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellemin sırtında iki omuzları arasındaki bende şu ibarenin yazılı olduğu konusunda genel bir kanaat vardır.
لو قسمت بين الدنيا كلها لم يكن لها مكان ، بين كتفيه كبيضة الحمامة عليها مكتوب باطنها
الله وحده لا شريك له ، محمد رسول الله ، وظاهرها : توجه حيث شئت فإنك المنصور
***************
Yakın dönem Türk kaynaklarında ise, توجه حيث شئت فإنك المنصور ibaresine muttasıl olarak تَبَحْبَحْ اَنْتَ هَيْصُورٌ ilavesi bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda değişik veya hatalı sanılan okunuş ve yazılı bulunan mühürler yanında doğruya en yakın olan üç nüshadan biri, Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî kaddesellâhü sırrahu’l azizin talebelerinden olan Mustafa Fevzi Efendi  tarif ettiği şekildir.

Mustafa Fevzi Efendi, şeyhi Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî hazretlerinin işaretiyle hazırladığını söylediği mühür-ü şerifi bir eserinde[1]şu şekilde tarif eder.
Mührün sağ cihette “Lâ ilahe illallah” sol cihette “Muhammedürresulullah”
Ortada “Tebahbah[2]Ente Heysûrun”[3]
Altta ise “Tevecceh haysu şi’te inneke Mensurun”

Yazarak tarif etmiştir.
Meâlen: “(Ya Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem!) Rahat ol! Yücelikler bağışlanmış biri olarak Senin eriştiğin mertebeye kimse erişemedi.
Nereye yönelsen ve yapsan Allah Teâlâ’nın yardımıyla galipsin.”
Mühr-ü şerifin diğer bir terkibi ise aşağıdaki şekilde yazılmış olarak bulunmaktadır.
Mührü şerifin Orta yazısı:
“Lâ ilahe illallah Muhammedürresulullah”

Üst yazısı: “Tevecceh haysu şi’te feinneke Mensurun”
Alt yazısı: “Tebahbah Ya Muhammed Ente Heysûrun”
Meâlen anlamı şöyledir:

“Rahat ol! Ya Muhammed (sallallâhü aleyhi ve sellem) Yücelikler bağışlanmış biri olarak Senin eriştiğin mertebeye kimse erişemedi.

Nereye yönelsen ve yapsan Allah Teâlâ’nın yardımıyla galipsin.”

**********
Değişik bir okumada şu şekilde yapılmıştır.

Mührü şerifin Orta yazısı:

“Lâ ilahe illallah Muhammedürresulullah”

“Tebahce Ya Muhammed Ente Heysûrun” “Tevecceh haysu şi’te feinneke Mensurun”

Meâlen anlamı şöyledir:
 
“Gurur duyup sevinebilirsin Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) Sen nebîlerin en cesurusun. Hiç bir kimse senin eriştiğin mertebeye erişmedi.

Nusret anahtarları sana verildi. Nereye yönelsen Allah Teâlâ’nın yardımıyla galipsin.”
تَبَحْجَ : Gurur duyup sevinebilirsin
**************
NECİH: Galip ve muzaffer. Sabırlı. Sağlam rey.[4]


[1]Şümusü’s-safa fi evsafi’l-Mustafa. / Mustafa Fevzi bin Numan. — Dersaâdet: Tevsi-i Tıbaat Matbaası, 1331. 80 s. Açıklama: C:\Users\ismail\Desktop\mühür yazı\mühur fevzi. png
[2]تَبَحْبَحَ :Rahat hisseden, rahatlamış hisseden
 تَبَحْبَحَ الرَّجُلُ :adam girip yerleşti
تَبَحْبَحَ الدَّارَ : evin ortasına vardı , ortasında durdu
تَبَحْبَحَ : تَبَحْبُحا : girip yerleşmek , bir hane veya mekanın ortasına kadar varmak veya ortasında bulunmak.
[3]Mustafa Fevzi Efendi eserinde هَيْصُورel hattı ile هَيسُور yazmışken matbu olan nüshada هَيْصُور olarak kayda geçmiştir. Bu nedenle bu kelime üzerinde lugatlarda daha geniş bir arama yapılmalıdır.
[4]http://ismailhakkialtuntas.com

3 Aralık 2013 Salı

SİĞİL- SİVİLCE- ÇIBAN-YARA İçin Dualar ÇIBAN VE SİVİLCELER İÇİN أدعية المرض:


SİĞİL- SİVİLCE- ÇIBAN-YARA
İçin Dualar

El,ayak vede yüzde çıkan sivilce temru çıban için okunacak dua 
Seneshümü alal hurtumi
İnna belev nahüm
Kema belevna eshabel cenneti
İz eksemü leyazri yerteşnüne
Fetafe taifüm min rabbeke
Vehüm naimüne
Fezbehat kassariymi
Fezbehat kassariymi
Fezbehat kassariymi
Fezbehat kassariymi
Fezbehat kassariymi
Fezbehat kassariymi
Fezbehat kassariymi

7 kere siğil sayısı kadar bugdaya (el yada ayakta var sayalımki 5 tane siğil var 5 bugdaya) okuyup bugdayı topraga yada bir su kenarına gömebılırsınız yada bır ığde dalına okuyup dalı kırınız dal orda kurudukca siğil yada temrular da bır kac gün içinde yok oldugunu göreceksınız Cenabı Allahım dert verdıyse dermanınıda surelere gizlemiştir lütfen ıhmal etmeyınız bu denenmış bır duadır...bunu gecmezse 7 kere tekrar edınız ama büyük olasılıkla tek seferde şifa göreceksınız...

 
اَمْ اَبْرَمُوا اَمْرًا فَإنَّا مُبْرٍمُونَ

peygamberimizin elini toprağa vurarak okuduğu siğil duası

Temra (Siğil) Duası
اَمْ اَبْرَمُوا اَمْرًا فَإنَّا مُبْرٍمُونَ

Okunuşu: “Em ebramû emran fe innâ mubrimûn.”

Yüzde ve elde bulunan temralar (siğiller) için kenarları kalemle işaretlenerek 3-5 ve 7-40 defa bu ayet oknursa Allah şifa verir. 
TEMRE İÇİN:1- Terme üzerine hafifçe dokunarak iğne ucu ile zuhruf suresi 79. ayet yazılırsa şifa bulur.
2- أَمْ أَبْرَمُوا أَمْرًا فَإِنَّا مُبْرِمُونَ Temre olan yer bir çöp ile dıştan içe doğru daire şeklinde çizilerek yukardaki ayet bir nefeste 7 kere olmak üzere 7 kere (top:49) okunur.
3- Kalem suresi 16-20 . ayetler 7 defa okunur. Her okuyuşta 20. ayet 7 defa tekrar edilir ve termeye üflenir. Buna yedi gün devam edilir.
 ________________________________________
SİĞİL- SİVİLCE- ÇIBAN-YARA İÇİN:
1- Peygamberimiz hanımlarından birinin elinde siğil görünce ona şu duayı okumasını tavsiye etmiş ve o hanımı o dertten kurtulmuş.

“Allâhümme yâ musağğırel kebiyri ve mükebbires-sağıyri sağır mâ bi”
NOT
ılk baştaki ve en son yazdıgım bu duayı torunum vede kızım üzerınde denenmış vede şifa buldugum için tüm müslüman kardeşlerımle paylaşmak ıstedım...

Kaynak : http://www.forumdas.net/forum/konu/el-ayak-vede-yuzde-cikan-sivilce-temru-ciban-icin-okunacak-dua.102609/#ixzz3uCJluuwM
ÇIBAN VE SİVİLCELER İÇİN


ÂRİFÂN DERGİSİ TEMMUZ 2011

"أَللّٰهُمَّ مُصَغِّرَ الْكَبِيرِ وَمُكَبِّرَ الصَّغِيرِ صَغِّرْ مَابِي"
“Allâhümme musağğıra´l-kebîri ve mükebbira´s-sağîri Sağğir mâ bî”


“Ey büyüğü küçülten ve küçüğü büyülten Allah'ım! Bende olanı küçült (yok et)”.


Hz. Peygamberimiz (‘aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm) hanımlarından birinin elinde siğil görünce ona şu duâyı okumasını tavsiye etmiş ve o hanımı o dertten kurtulmuş.

أين أجد ترجمة هذا الراوي محمد بن عبد الغفار الزرقاني يروي عن عمرو بن علي وعنه علي بن محمد بن عامر حديث ــ قولي:

"أَللّٰهُمَّ مُصَغِّرَ الْكَبِيرِ وَمُكَبِّرَ الصَّغِيرِ صَغِّرْ مَابِي"

رواه البخاري ومسلم وروى ابن السني عن بعض أزواج النبي قالت: دخل علي رسول الله وقد خرج في أصبعي بثرة فقال: عندك ذريرة ؟ قلت نعم  قال: ضعيها عليها وقولي: "أَللّٰهُمَّ مُصَغِّرَ الْكَبِيرِ وَمُكَبِّرَ الصَّغِيرِ صَغِّرْ مَابِي" أخرجه الحاكم وصححه ووافقه الذهبي.

Hz. Peygamberimiz (‘aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm)'in zevcelerinden birinden rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Parmağımda bir sivilce çıkmış olduğu bir zamanda Hz. Peygamberimiz (‘aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm) bana geldi. (Parmağımdan şikâyetimi dinleyince, bana) dedi ki: "Sende zerire (bir nevi kamış kırpıntısı) var mı?" Sonra onu sivilcenin üzerine koydu ve bana, şöyle söyle dedi:

“Allâhümme musağğıra´l-kebîri ve mükebbira´s-sağîri Sağğir mâ bî”

“Ey büyüğü küçülten ve küçüğü büyülten Allah'ım! Bende olanı küçült (yok et)”. Sonra (sivilcem) sönüp gitti, "

Zerire: Hindistan'dan tıb için getirilen bir nevi kamışın kırpıntısıdır.

وعن بعض أزواج النبي ص دخل عليها – يعني رسول الله ص فقال: عندك ذريرة ؟ قالت نعم. فدعا بها فوضعها على بثر بين أصابع رجليه ثم قال: اللهم مصغر الكبير ومكبر الصغير أطفئها عني فطفئت” رواه الإمام أحمد وقال الهيثمي في مجمع الزوائد إسناد رجاله رجال الصحيح عدا مريم بنت إياس فهي مقبولة.

أدعية المرض:
كان الرسول صلى الله عليه وسلم إذا مرض يضع يده على ما يألمه من جسده ، ثم يقول: بسم الله ( ثلاثا)، ثم يقول سبع مرات: ((أعوذ بعزة الله وقدرته من شر ما أجد وأحاذر)) وإذا كان في جسمه بثرة أو جراحة: يقول: (اللهم مصغر الكبير ، ومكبر الصغير ، صغر مابي) وإذا أراد أن يرقي مريضا يقول: (( اللهم رب الناس، أذهب البأس، واشف أنت الشافي، لا شفاء إلا شفاؤكـ، شفاء لا يغادر سقما)) ويقول: ((أسأل الله العظيم، رب العرش العظيم، أن يشفيك)).

ÇIBAN YARA VE SİVİLCELER İÇİN DUA

 Herhangi bir yara, çıban veya buton üzerine yedi gün yedişer kere aşağıdaki ayetler okunur. Allah-ü Te’âlâ-nın izni ile; eğer yara, olmuş ise çok kısa zamanda delinip akar olmamış ise kurur gider;

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ (16) اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اِذْ اَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ (17) وَلَا يَسْتَثْنُونَ (18) فَطَافَ عَلَيْهَا طَائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَائِمُونَ (19) فَاَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ (20)  

16.       Biz yakında onun burnu üzerine damga basacağız.

17.       Şüphesiz biz, vaktiyle “bahçe sahipleri”ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkârcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

18.       (Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. (“İnşaallah” demiyorlardı.)

19.       Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

20.       Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.[1]


TEMRE-TEMRU DUÂSI

ÇIBAN YARA VE SİVİLCELER İÇİN DUÂ

Herhangi bir yara, çıban veya buton üzerine yedi gün yedişer kere aşağıdaki ayetler okunur. Allâh-ü Te’âlâ-nın izni ile eğer yara, olmuş ise çok kısa zamanda delinip akar olmamış ise kurur gider;

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

﴿ سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ ﴿١٦﴾ اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اِذْ اَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِح۪ينَ ﴿١٧﴾ وَلَا يَسْتَثْنُونَ ﴿١٨﴾ فَطَافَ عَلَيْهَا طَٓائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ ﴿١٩﴾ فَاَصْبَحَتْ كَالصَّر۪يمِ ﴿٢٠﴾ [سورة القلم:٦٨/١٦-٢٠]

16. “Biz yakında onun burnu üzerine damga basacağız.

17. Şüphesiz biz, vaktiyle “bahçe sahipleri”ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkârcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

18. (Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. (“İnşâallâh” demiyorlardı.)

19. Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

20. Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.[1]

TEMRE İÇİN

1-        Terme üzerine hafifçe dokunarak iğne ucu ile Zuhrûf Sûresi 43/79. Âyet-i Kerîme’si yazılırsa Bi-İznillâh-i Te’âlâ şifâ bulur.

2-        ﴿ أَمْ أَبْرَمُوا أَمْرًا فَإِنَّا مُبْرِمُونَ  (Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.) Temre olan yer bir çöp ile dıştan içe doğru dâire şeklinde çizilerek yukardaki Âyet-i Kerîme bir nefeste 7 kere olmak üzere 7 kere (toplam:49) okunur.

3-        Kalem Sûresi 16-20. Âyet-i Kerîme’ler 7 defâ okunur. Her okuyuşta 20. Âyet-i Kerîme
﴿ فَاَصْبَحَتْ كَالصَّر۪يمِ defâ tekrar edilir ve temreye üflenir. Buna yedi gün devâm edilir.



[1] Kalem Sûresi, 68/16-20.




[1] Kalem Sûresi, 68/16-20.

1 Aralık 2013 Pazar

CEHENNEM'İN HEM SICAK HEM SOĞUK OLUŞU



CEHENNEM'İN HEM SICAK HEM SOĞUK OLUŞU

وَعَنْ أَب۪ى هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ : اشْتَكَتِ النَّارُ إِلٰى رَبِّهَا، فَقَالَتْ: يَا رَبِّ أَكَلَ بَعْض۪ى بَعْضًا، فَأَذِنَ لَهَا بِنَفَسَيْنِ: نَفَسٍ فِي الشِّتَاءِ، وَنفَسٍ فِي الصَّيْفِ، فَهُوَ أَشَدُّ مَا تَجِدُونَ مِنَ الْحَرِّ، وَأَشَدُّ مَا تَجِدُونَ مِنَ الزَّمْهَر۪ يرِ." أخرجه الشيخان والترمذى.

Hz. Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: "Rasûlüllâh (‘aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm) buyurdular ki: "Cehennem, Rabbine şikâyet ederek dedi ki: “Ey Rabbim, bir kısmım (parçam)diğer kısmımı (parçamı) yiyor.” Dedi. Bunun üzerine, Allâh-ü Te’âlâ Hazretleri ona, iki nefes almaya izin verdi; Bir nefes, kışta, bir nefes de yazda. İşte bu (yazdaki nefesi), en şiddetli şekilde hissettiğiniz hararettir. (Sizin rastladığınız en şiddetli sıcaktır.) Öbürü de (kıştaki nefesi de) sizin rastladığınız en şiddetli (soğuk olan) zemherîrdir.”[1]

١٨٧- (٦١٧) وَحَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ، قَالَ: حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللهِ بْنِ أُسَامَةَ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللهِ ، قَالَ: " قَالَتِ النَّارُ: رَبِّ أَكَلَ بَعْضِي بَعْضًا، فَأْذَنْ لِي أَتَنَفَّسْ، فَأْذِنْ لَهَا بِنَفَسَيْنِ، نَفَسٍ فِي الشِّتَاءِ، وَنَفَسٍ فِي الصَّيْفِ، فَمَا وَجَدْتُمْ مِنْ بَرْدٍ، أَوْ زَمْهَرِيرٍ فَمِنْ نَفَسِ جَهَنَّمَ، وَمَا وَجَدْتُمْ مِنْ حَرٍّ، أَوْ حَرُورٍ فَمِنْ نَفَسِ جَهَنَّمَ."
الكتاب: المسند الصحيح المختصر بنقل العدل عن العدل إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم
المؤلف: مسلم بن الحجاج أبو الحسن القشيري النيسابوري (المتوفى: 261هـ)
المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي
الناشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت
عدد الأجزاء: 5

٣٠٦- حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ عِيسَى الْحُلْوَانِيُّ، ثنا إِبْرَاهِيمُ بْنُ هَانِئٍ، ثنا أَبُو صَالِحٍ، ثنا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنِي دَرَّاجٌ، حَدَّثَنِي أَبُو الْهَيْثَمِ وَاسْمُهُ سُلَيْمَانُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَبْدِ الْعُتْوَارِيِّ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، أَوْ عَنِ ابْنِ حُجَيْرةَ الْأَكْبَرِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ - أَوْ أَحَدِهِمَا - حَدَّثَهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: " إِذَا كَانَ يَوْمٌ حَارٌّ، فَقَالَ الرَّجُلُ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، مَا أَشَدَّ حَرَّ هَذَا الْيَوْمِ، اللَّهُمَّ أَجِرْنِي مِنْ حَرِّ جَهَنَّمَ، قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لِجَهَنَّمَ: إِنَّ عَبْدًا مِنْ عِبَادِي اسْتَجَارَ بِي مِنْ حَرِّكِ فَاشْهَدِي أَنِّي أَجَرْتُهُ، وَإِنْ كَانَ يَوْمٌ شَدِيدُ الْبَرْدِ، فَإِذَا قَالَ الْعَبْدُ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، مَا أَشَدَّ بَرْدَ هَذَا الْيَوْمِ، اللَّهُمَّ أَجِرْنِي مِنْ زَمْهَرِيرِ جَهَنَّمَ، قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لِجَهَنَّمَ: إِنَّ عَبْدًا مِنْ عِبَادِي قَدِ اسْتَجَارَنِي مِنْ زَمْهَرِيرِكِ، وَإِنِّي أُشْهِدُكِ أَنِّي قَدْ أَجَرْتُهُ ". قَالُوا: مَا زَمْهَرِيرُ جَهَنَّمَ؟ قَالَ: «بَيْتٌ يُلْقَى فِيهِ الْكَافِرُ، فَيَتَمَيَّزُ مِنْ شِدَّةِ بَرْدِهَا بَعْضُهُ مِنْ بَعْضٍ»
الكتاب: عمل اليوم والليلة سلوك النبي مع ربه عز وجل ومعاشرته مع العباد، المؤلف: أحمد بن محمد بن إسحاق بن إبراهيم بن أسباط بن عبد الله بن إبراهيم بن بُدَيْح، الدِّيْنَوَريُّ، المعروف بـ «ابن السُّنِّي» (المتوفى: ٣٦٤ هـ)، المحقق: كوثر البرني، الناشر: دار القبلة للثقافة الإسلامية ومؤسسة علوم القرآن - جدة / بيروت، عدد الأجزاء:١.ص:١/٢٦٥.
الكتاب: الأسماء والصفات للبيهقي، المؤلف: أحمد بن الحسين بن علي بن موسى الخُسْرَوْجِردي، الخراساني، أبو بكر البيهقي (المتوفى: ٤٥٨ هـ)، حققه وخرج أحاديثه وعلق عليه: عبد الله بن محمد الحاشدي، قدم له: فضيلة الشيخ مقبل بن هادي الوادعي، الناشر: مكتبة السوادي، جدة - المملكة العربية السعودية، الطبعة: الأولى، ١٤١٣ هـ - ١٩٩٣ م، عدد الأجزاء:٢، ص:١/٤٥٩.

CEHENNEM'İN HEM SICAK HEM SOĞUK OLUŞU


Ebû Hureyre (r.a)’den rivâyet edilen bir Hadîs-i Şerîfte Peygamber Efendimiz (‘aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm) şöyle buyurmuştur:

--- “Hava sıcak olduğu zaman Allâh-ü Te’âlâ, yerde ve göktekileri dinler.

Bir kişi: --- “Lâ ilâhe illellâh. Bugün hava ne kadar da sıcak. Allâh’ım, beni Cehennem’in harâretinden muhâfaza buyur,” der. Bunun üzerine Allâh-ü Te’âlâ Cehennem’e:

--- “Kullarımdan birisi, benim onu senin harâre­tinden korumamı istiyor. Şâhîd ol, ben o kulumu se­nin sıcaklığından muhâfaza ettim.” Buyurur.

--- “Hava soğuk olduğu zaman, Allâh-ü Te’âlâ yine kul­larını dinler. Birisi: --- “Lâ ilâhe illellâh. Bugün hava ne kadar soğuk. Allâh’ım, beni Cehennem’in zemherîrinden (soğuk Cehennem’den) koru, der. Allâh-ü Te’âlâ bunun üzeri­ne Cehennem’e:

--- “Kullarımdan birisi senin zemherîrinden kur­tarmamı istiyor. Şâhîd ol, ben o kulumu se­nin soğukluğundan (dondurucu soğuğundan) muhâfaza ettim.” Buyurur.

Ashâb-ı Kirâm --- “Cehennem’in zemherîri nedir ya Rasûlellâh?” Diye sordular.

Peygamber Efendimiz (‘aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm): --- “Orası Allâh-ü Te’âlâ’nın kâfirleri azablandırdığı çok soğuk bir yerdir.” Buyurdu.”


[1] Kütüb-i Sitte, 6/388, 14/439. (Buhârî, Bed'ül-Halk 10; Müslim, Mesâcid 185, (617); Tirmizî, Sıfat-ü Cehennem 9, (2595); İbn-i Mâce, Zühd 38, (4319); Muvattâ, Vükûtü's-Salât 27, (1, 15).