21 Haziran 2016 Salı

İSLAM'DA TUVALET ADABI (İSTİBRA, İSTİNCA, İSTİNKA)

İSLAM'DA TUVALET ADABI (İSTİBRA,İSTİNCA,İSTİNKA)
 
İSLAM'DA TUVALET ADABI(KÜÇÜK TEMİZLİK)

NECASETTEN TAHARET(İSTİBRA, İSTİNKA, İSTİNCA)


Önce çoraplar çıkarılır.
Pantolonun paçaları yukarı sıvanır.
Tuvalete sol ayakla girilir. Girerken şu dua okunur:
                         "Euzu Billahi mine'l-hubsi ve'l-habais"
Manası: "Maddi manevi pisliklerden Allah'a sığınırım"
 Kapı içeriden kilitlenir.
Büyük hacet, mümkünse sola meyili oturularak giderilir. Necasetin gelmesi kesildikten sonra taharete (istincaya) başlanır.
 İstincanın en güzel şekli üç kademeli yapılanıdır:
  • Önce kuru olarak silmek,
  • Sonra su ile yıkamak,
  • Sonra da kurulamak.
Sonra bir parça tuvalet kağıdı koparılır. Sol elle necasetin çıktığı yer kuru olarak silinir. (Evla olan elin arkadan dolaştırılmasıdır.Önden uzatmakta ise beis yoktur)
 Sağ elle musluk açılarak tasa veya ibriğe su alınır.
Sol ele su dökülür. Necasetin çıktığı mahal sol elle, (bilhassa orta parmak kullanılarak) iyice yıkanır. Parmak uçları necasetin çıktığı mahale değdirilmez.
 Sonra idrar temizliğine başlanır:
 Önce (Erkeklere mahsus olarak) İdrar'ın çıktığı yer öne doğru bir kaç defa  sıvazlanır.   Böylece kalan idrar tamamen boşaltılır. Sonra su ile yıkanır. Ön tarafın yıkanma işi bittikten sonra yeniden kağıt koparılır. Ön ve arka kurulanır.
 Sonra iç çamaşıra değdirmeden idrar yolunda kalan son damlanın da temizlenmesi yapılır. Buna istinka denir. Fıkıh kitaplarında istinkanın çeşitli şekilleri vardır:
 Kırk adım yürümek, öksürmek, yan yatmak ve kişi kaç yaşında ise yaşı adedince adım atmak gibi...
 Asrımızda pratik olarak şöyle bir istinka yolu tatbik edilebilir:
 Tuvalet kağıdından küçük bir parça koparılır. Kibrit başı büyüklüğünde top yapılır ve idrarın çıktığı kanalın ucuna tampon olarak konur. (Bu korunma işini kağıt sarma suretiyle yapanlar da vardır. Tıbbi Nebevi kitabının Mezi ve fitil maddelerinde Ata b. Ebi Rebah, Hz. Ali Efendimiz (A.S.) mezi akıntıları için pamuk fitil yaparak kamışın deliğine tıkardı, demiş, İmam Evzai de mezi akıntısı gelen birine "pamuk parçası ile kamışın deliğini tıkasın" diye fetva vermiştir).
 Sonra ayağa kalkarak üst toplanır. Bol su ve süpürge ile tuvalet taşı temizlenir.
Taşın bitiminden sonra gelen boru kısmı da su ve fırça ile temizlenmelidir.
Dipte kalan necasetlerin akması için ya sifon çekilmeli veya bol su dökerek onlar da giderilmelidir.
 Sonra tuvaletten sağ ayakla çıkılır.Çıkarken şu dua okunur:
       "Elhamdü-lillahi-lezi ezhebe anne'l-eza ve afani min zalik"
Manası:"Bana ezadan afiyet veren (kurtaran) ve bizden ezayı gideren Allah'a hamd olsun."
Lavaboda eller (bilhassa sol elin orta parmağı iyice ovalanarak) sabunla güzelce yıkanır.
Üç beş dakika gezip dolaştıktan sonra yeniden tuvalete gidilerek konan kağıt atılır.
Taharet ve istibra bu şekilde yapıldıktan sonra abdest almaya başlanır.

DİKKAT!

Küçük su döktükten sonra son damlayı almak ve idrarın çıktığı kanalı iyice kurutmak çok mühimdir. Bu temizliği yapmadan abdeste başlanırsa, yolda kalmış son damla abdestten  sonra çıkarsa abdest bozulur ve iç çamaşır necasetlenir.

Necasetin bulaştığı yer üç defa, su dökülüp ovalanır, sıkılır.
 Hacet giderirken ön veya arkanın kıbleye doğru gelmesi ve özürsüz ayakta su dökmek mekruhtur. Erkeklerin idrarının tam kesildiğine kalbi mutmain olmadıkça abdeste başlaması caiz değildir.

Yazıya elverişli olmayan kağıtları taharette kullanmak mekruh değildir.

Yellenmekle taharet gerekmez (Ancak yellenme esnasında necaset çıktı ise taharet o zaman gerekir). Kadınlara istibra yoktur. Kadınlar sadece avret mahalinin dışını yıkarlar.
Helada konuşulmaz, selam alınmaz. Mazeretsiz avret mahalline ve necasete bakılmaz.   Helaya tükürülmez, sümkürülmez. Helada vücut ile oynanılmaz. İhtiyaç giderilir giderilmez heladan derhal çıkılır. Tuvalete, başın örtülü olarak girilmesi müstehaptır.

Hasta erkek ve kadına ancak nikahlısı taharet yaptırabilir. Nikahlısı bulunmayan hastalardan taharet sakıt olur (düşer). Böyle bir kimse abdest veya teyemmüm aldıktan sonra taharetsiz olarak namazını kılabilir.

Kaynak:Taharetrehberi.blogcu.com


Tuvalete tükürmek günah mıdır, tuvalet adabı nasıldır?

Sorunun Detayı
Tuvaletlere yemek ve çay artıkları dökmek veya tuvaletlerde sigara içmek caiz midir?
Kullanıcı:
Sorularlaislamiyet.com

Değerli kardeşimiz;
Tuvalette tükürmek günah değildir, ama adaba aykırıdır.
Tuvalette iken ağızda bir şeyin bulunmaması adab gereğidir. O nedenle tuvalette sigara içmek uygun bir davranış değildir. Yemek ve çay da yenip içilen nimetlerden olduğu için, bunun artığının tuvalete dökülmesi uygun olmaz. En azından kerahati vardır.
TUVALET ADABI
1. Lafza-i Celâl yazılı yüzük ve Kur'an ayetleri ile tuvalete girilmez. Yüzük avuç içine çevrilebilir. Ayetler naylona sarılabilir.
2. Tuvalete girmeden önce “Euzü Besmele” çekmeli, çıkarken “Elhamdülillah” demelidir.
3. Tuvalete girmeden önce çoraplarımızı çıkarmalı, pantolonumuzu/ elbisemizi suyun sıçramayacağı kadar katlamalıyız.
4. Allah ve Peygamber ismi yazılı bir şey yanında bulundurmamalıdır.
5. Tuvalete sol ayakla girmeli sağ ayakla çıkmalıdır.
6. Kıbleye, aya, güneşe karşı önünü ve arkasını dönmemeli, konuşulmamalı, zikredilmemeli.
7. Tükürülmez ve sümkürülmez.
8. Def-i hacet yaparken avret mahalline ve pisliğe bakılmaz.
9. Otururken sol tarafa meyletmelidir.
10. Tuvalet taşını ve tuvaletin kirli taraflarını temizlemelidir.
11. Tuvalet taşına dışkı ya da sidik gibi şeyleri bulaştırmamalıdır.
12. Taharet yaparken sol el kullanılmalı ve su ile temizlenmelidir.
13. Ayakta bevl, yani idrar yapılmamlıdır.
14. Def-i hacet anında mukaddes şeyler düşünülmemelidir.
15. Tuvalette konuşulmamalıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
Yazar

17 Haziran 2016 Cuma

HATTAT SÂMİ EFENDİNİN YENİ CAMİ SEBİLİ KİTABESİ


HATTAT SÂMİ EFENDİNİN YENİ CAMİ SEBİLİ KİTABESİ

1-                        Ümm-i pür cûd-i Mehemmed Hân kim,

Zâtidir âlemde zü’l-kadr-i celîl.

2-                        Fî sebîlillah, bünyâd eyledi

Râh-i Hak’da böyle bir âlî sebîl.

3-                        Teşnegân îçün Cinan’dan muttasıl

Akdı ol mîzâba âb-ı Selsebîl.

4-                        Kimseye olmaz müyesser dünyede

Böyle çeşme, böyle bir hayr-ı cemîl.

5-                        Sa’yi meşkûr ôluben, Hak Hazreti,

Vîre Ukbâ’da ucûrât-i cezîl.

6-                        Ânın itmâmın görüp târih içün,

Dedi hâtif: ”Kâne hayran fî sebîl”

1074/1663

(Mehmed Hân’ın cömerdlikle dolu, büyük değere sâhib

olan annesi, Allah yolunda, hayrına böyle yüksek bir sebîli

yapdırdı. Susayanlar için bu çeşmenin oluğuna aralıksız

olarak Cennet’den Selsebîl suyu akdı. Dünyâda kimse

böyle bir çeşmeyi ve güzel hayrı kolaylıkla yaptıramaz.

Bu gayretinin makbûl sayılarak, ebedî âlemde Cenâb-ı

Hak’dan karşılığını fazlasıyla alacağı umulur. Târih

düşürmek için, bu sebîlin tamamlandığını gören hâtif[1] der

ki: “Sebîlde hayr husûle geldi, 1074”.






[1] İsmini belirtmek istemeyen şâirler “gāibden seslenen” mânâsında hâtif ’i kullanırlar.

15 Haziran 2016 Çarşamba

HASTAYA ŞİFA DUASI


HASTAYA ŞİFA DUASI
 
 
قَالَ النَّبِيِّ ﷺ: "أَذْهِبِ البَاسَ رَبَّ النَّاسِ، اشْفِ وَأَنْتَ الشَّافِي،
لاَ شِفَاءَ إِلَّا شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا."
عَنِ النَّبِيِّ ﷺ، قَالَ: "مَنْ عَادَ مَرِيضًا، لَمْ يَحْضُرْ أَجَلُهُ
فَقَالَ عِنْدَهُ سَبْعَ مِرَارٍ: أَسْأَلُ اللَّهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ،
إِلَّا عَافَاهُ اللَّهُ مِنْ ذَلِكَ الْمَرَضِ."
 

 
 
 
٥٦٧٥- حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ، كَانَ إِذَا أَتَى مَرِيضًا أَوْ أُتِيَ بِهِ، قَالَ: "أَذْهِبِ البَاسَ رَبَّ النَّاسِ، اشْفِ وَأَنْتَ الشَّافِي، لاَ شِفَاءَ إِلَّا شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا." قَالَ عَمْرُو بْنُ أَبِي قَيْسٍ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ: عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، وَأَبِي الضُّحَى: "إِذَا أُتِيَ بِالْمَرِيضِ" وَقَالَ جَرِيرٌ: عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، وَحْدَهُ، وَقَالَ: "إِذَا أَتَى مَرِيضًا."[1]

5675--- … Bize Ebû Avâne, Mansûr'dan; o da İbrâhîm en-Nahaî'den; o da Mesrûk'tan; o da Âişe (r.’anhâ)'den şöyle tahdîs etti: Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) bir hasta ziyâretine vardığında yâhud bir hasta Rasûlüllâh’a geti­rildiğinde, şöyle duâ ederdi:

 

Okunuşu: --- "Ezhibi’n-nâse Rabbe'n-nâs. işfi ve ente'ş-şâfî, lâ şifâe illâ şifâüke, şifâen lâ yüğâdiru sekamen.

 

Anlamı: --- “Ey insanların Rabb'i! Şu hastanın hastalığını gider! Şifâ ihsân eyle! Rabb'im ancak Sen sağlık ve şifâ verirsin. Sen'in şifândan başka hiçbir şifâ yok­tur! Rabb'im bu hastaya öyle şifâ ver ki, o şifâ, hasta üzerinde hastalık izi ve eseri bırakmasın!”.[2]

٣١٠٦- حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ أَبُو خَالِدٍ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ﷺ، قَالَ: "مَنْ عَادَ مَرِيضًا، لَمْ يَحْضُرْ أَجَلُهُ فَقَالَ عِنْدَهُ سَبْعَ مِرَارٍ: أَسْأَلُ اللَّهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ، إِلَّا عَافَاهُ اللَّهُ مِنْ ذَلِكَ الْمَرَضِ."[3]

3106--- ... İbn-i Abbâs (r.’anhümâ)'dan (rivâyet olunduğuna göre) Peygamber (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) (şöyle) buyurmuştur:

 

--- “Her kim eceli gelmedik bir hastayı ziyâret eder de onun yanında iken yedi (7) defâ:

 

Okunuşu: --- “Es’elüllâhe’l-‘Azîme Rabbe’l-‘Arşi’l-‘Azîm.”

 

Anlamı: --- “Ulu Allâh ve ‘Arş-ın yüce Rabbi’nden sana şifâ vermesini dilerim." diye duâ ederse Allâh-ü Te’âlâ o hastayı kesinlikle bu hastalıktan kurtarır.”[4]








[1] صحيح البخاري، كتاب المرضي (٧٤)، باب: باب دعاء العائد للمريض (٢٠/٢٠)، رقم الحديث:٥٦٧٥، ص:٨٠٣؛ ؛ صحيح مسلم، كتاب السلام (٣٩)، باب: استحباب رقية المريض (١٩) رقم الحديث:٤٦ (٢١٩١)، ص:٩٠١؛ ؛ سنن أبي داود، كتاب الطب (٢٢)، باب: في تعليق التمائم (١٧/١٧)، رقم الحديث:٣٨٨٣، ص:٧٢٤-٧٢٥.
[2] Buhârî, Kitâbü’l-Mardâ Ve’t-Tıbb (74), Ziyâret Eden Kişinin Hastaya Duâ Etmesi Bâbı  (20/20), Hadîs no:5675, s:803; Müslim, Kitâbü’s-Selâm (39), Hastaya Okumanın Müstehâb Oluşu Bâbı (19), Hadîs no:46 (2191), s:901; Ebû Dâvud, Kitâbü’t-Tıbb (22), Muska Takmak Bâbı (17/17), Hadîs no:3883, s:724-725.
[3] سنن أبي داود، كتاب الجنآئز (١٥)، باب: الدعاء للمريض عند العيادة (٨/١٢)، رقم الحديث:٣١٠٦، ص:٨٩٥.
[4] Ebû Dâvud, Kitâbü’l-Cenâiz (15), Ziyâret Esnâsında Hastaya Duâ Etmek Bâbı (8/12), Hadîs no:3106, s:895.