20 Haziran 2017 Salı

ÂYETE’L-KÜRSÎ: آية الكرسي

ÂYETE’L-KÜRSÎ: آية الكرسي

أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ.
﴿ أَللّٰهُ لٰٓا إِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَىُّ الْقَيُّومُۚ  لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِۜ مَنْ ذَاالَّذ۪ى يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِـإِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَىْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَآءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظ۪يمُ.﴾ صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظ۪مِ [سورة البقرة:٢/٢٥٥]
Allâh-ü Te’âlâ’nın huzûrundan kovulmuş olan Şeytân’ın şerrinden yine, Allâh-ü Te’âlâ’ya sığınırım. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. (O, Rahmân ve O, Rahîm olan Allâh (c.c.)’ın adıyla).
 
OKUNUŞU: “Allâh-ü lâ ilâhe illâ hüve’l-Hayyü’l-Gayyûm. Lâ te’huzühû sinetü’v-ve lâ nevm. Lehû mâ fi’s-semâvâti vemâ fi’l-erz. Men zellezî yeşfe’u ‘ındehû illâ bi iznih. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîdûne bi şey’im min ‘ılmihî illâ bimâ şâe, vesia’ kürsiyy-ühü’s-semâvâti vel erz. Velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyü’l-’azîm.”
 
ANLAMI: “Allâh, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, Kayyûm-dur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yûcedir, büyüktür.” Bakara Sûresi, 2/255.
٩٨٤٨- أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ بِشْرٍ، بِطَرَسُوسَ، كَتَبْنَا عَنْهُ قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حِمْيَرٍ قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ قَرَأَ آيَةَ الْكُرْسِيِّ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ مَكْتُوبَةٍ لَمْ يَمْنَعْهُ مِنْ دُخُولِ الْجَنَّةِ إِلَّا أَنْ يَمُوتَ."[1]
“Her kim; (Farz) namazların ardından henüz yerden kalkmadan, Âyete’l-Kürsî-yi okursa, -o kişinin- Cennet’e girmesi için ölümden başka hiçbir engeli yoktur. (ölüm olmasaydı, doğrudan doğruya cennete giderdi.)[2]    
 
 
٢٧٣٣- حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ هَاشِمٍ الْبَغَوِيُّ، ثنا كَثِيرُ بْنُ يَحْيَى، ثنا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ الرَّقَاشِيُّ، ثنا عَبْدُ اللهِ بْنُ حَسَنِ بْنِ حَسَنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ قَرَأَ آيَةَ الْكُرْسِيِّ فِي دُبُرِ الصَّلَاةِ الْمَكْتُوبَةِ كَانَ فِي ذِمَّةِ اللهِ إِلَى الصَّلَاةِ الْأُخْرَى."[3]
“Her kim; (Farz) namazdan sonra -henüz yerden kalkmadan- Ayete’l-Kürsî-yi okursa, ondan sonraki (diğer) namaza kadar Cenâb-ı Ecell-i ‘Âlâ-nın taht-ı himâyesi altındadır (mahfuzdur=korunmuştur).”[4]
 
٢٥٨- (٨١٠) حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الْأَعْلَى، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي السَّلِيلِ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ رَبَاحٍ الْأَنْصَارِيِّ، عَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "يَا أَبَا الْمُنْذِرِ، أَتَدْرِي أَيُّ آيَةٍ مِنْ كِتَابِ اللهِ مَعَكَ أَعْظَمُ؟" قَالَ: قُلْتُ: اللهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: "يَا أَبَا الْمُنْذِرِ أَتَدْرِي أَيُّ آيَةٍ مِنْ كِتَابِ اللهِ مَعَكَ أَعْظَمُ؟" قَالَ: قُلْتُ: {اللهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ} [البقرة: ٢٥٥]. قَالَ: فَضَرَبَ فِي صَدْرِي، وَقَالَ: "وَاللهِ لِيَهْنِكَ الْعِلْمُ أَبَا الْمُنْذِرِ."[5]
258- (810)--- … Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti. (Dedi ki): Bize Abdü’l-A’lâ, b. Abdi’l-A’lâ, Cüreyrî’den, o da Ebü’s-Selîl’den o da Abdullâh b. Rabâh El-Ensârî’den o da Übeyy b. Kâ’b’dan naklen rivâyet etti. Übeyy şöyle demiş: Rasûlüllâh  (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem): --- “Yâ Ebe’l-Münzîr! Allâh’ın kitâbından ezberinde bulunan hangi âyet daha büyükdür? bilirmisin?” dedi. Ben: --- “Allâh ve Rasûlü bilir...” cevâbım verdim. Efendimiz (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) (tekrar): --- “Yâ Ebe’l-Münzîr! Allâh’ın kitâbından ezberinde bulunan hangi âyet daha büyükdür? bilirmisin?   diye sordu. (Bu sefer ben): --- “Âyete’l-Kürsî’dir.” Dedim. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) göğsüme vurdu ve: --- “Vallâh-i ilim sana âfiyet olsun Ey Ebe’l-Münzîr!” buyurdular.[6]
٢٣١١- وَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ الهَيْثَمِ أَبُو عَمْرٍو، حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: وَكَّلَنِي رَسُولُ اللَّهِ ﷺ بِحِفْظِ زَكَاةِ رَمَضَانَ، فَأَتَانِي آتٍ فَجَعَلَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ فَأَخَذْتُهُ، وَقُلْتُ: وَاللَّهِ لَأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ﷺ، قَالَ: إِنِّي مُحْتَاجٌ، وَعَلَيَّ عِيَالٌ وَلِي حَاجَةٌ شَدِيدَةٌ، قَالَ: فَخَلَّيْتُ عَنْهُ، فَأَصْبَحْتُ، فَقَالَ النَّبِيُّ ﷺ: "يَا أَبَا هُرَيْرَةَ، مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ البَارِحَةَ"، قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، شَكَا حَاجَةً شَدِيدَةً، وَعِيَالًا، فَرَحِمْتُهُ، فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ، قَالَ: "أَمَا إِنَّهُ قَدْ كَذَبَكَ، وَسَيَعُودُ"، فَعَرَفْتُ أَنَّهُ سَيَعُودُ، لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ إِنَّهُ سَيَعُودُ، فَرَصَدْتُهُ، فَجَاءَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ، فَأَخَذْتُهُ، فَقُلْتُ: لَأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ﷺ، قَالَ: دَعْنِي فَإِنِّي مُحْتَاجٌ وَعَلَيَّ عِيَالٌ، لاَ أَعُودُ، فَرَحِمْتُهُ، فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ، فَأَصْبَحْتُ، فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: "يَا أَبَا هُرَيْرَةَ، مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ"، قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ شَكَا حَاجَةً شَدِيدَةً، وَعِيَالًا، فَرَحِمْتُهُ، فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ، قَالَ: "أَمَا إِنَّهُ قَدْ كَذَبَكَ وَسَيَعُودُ"، فَرَصَدْتُهُ الثَّالِثَةَ، فَجَاءَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ، فَأَخَذْتُهُ، فَقُلْتُ: لَأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ، وَهَذَا آخِرُ ثَلاَثِ مَرَّاتٍ، أَنَّكَ تَزْعُمُ لاَ تَعُودُ، ثُمَّ تَعُودُ قَالَ: دَعْنِي أُعَلِّمْكَ كَلِمَاتٍ يَنْفَعُكَ اللَّهُ بِهَا، قُلْتُ: مَا هُوَ؟ قَالَ: إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ، فَاقْرَأْ آيَةَ الكُرْسِيِّ: {اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلَّا هُوَ الحَيُّ القَيُّومُ} [البقرة:٢٥٥]، حَتَّى تَخْتِمَ الآيَةَ، فَإِنَّكَ لَنْ يَزَالَ عَلَيْكَ مِنَ اللَّهِ حَافِظٌ، وَلاَ يَقْرَبَنَّكَ شَيْطَانٌ حَتَّى تُصْبِحَ، فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ، فَأَصْبَحْتُ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: "مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ البَارِحَةَ"، قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، زَعَمَ أَنَّهُ يُعَلِّمُنِي كَلِمَاتٍ يَنْفَعُنِي اللَّهُ بِهَا، فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ، قَالَ: "مَا هِيَ"، قُلْتُ: قَالَ لِي: إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَاقْرَأْ آيَةَ الكُرْسِيِّ مِنْ أَوَّلِهَا حَتَّى تَخْتِمَ الآيَةَ: {اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلَّا هُوَ الحَيُّ القَيُّومُ} [البقرة:٢٥٥]، وَقَالَ لِي: لَنْ يَزَالَ عَلَيْكَ مِنَ اللَّهِ حَافِظٌ، وَلاَ يَقْرَبَكَ شَيْطَانٌ حَتَّى تُصْبِحَ - وَكَانُوا أَحْرَصَ شَيْءٍ عَلَى الخَيْرِ - فَقَالَ النَّبِيُّ ﷺ: "أَمَا إِنَّهُ قَدْ صَدَقَكَ وَهُوَ كَذُوبٌ، تَعْلَمُ مَنْ تُخَاطِبُ مُنْذُ ثَلاَثِ لَيَالٍ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ"، قَالَ: لاَ، قَالَ: "ذَاكَ شَيْطَانٌ."[7]
Ebû Hüreyre (r.’a.) demiş ki: --- “Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) beni Ramazan zekâtını muhâfazaya vekîl etmişdi. Derken bana bir adam gelerek zâhireden avuç avuç almağa başladı. Ben derhâl kendisini yakaladım. Ve: --- “Vallâh-i seni Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem)’in huzûruna gö­türeceğim; dedim. Adam: --- “Ben muhtâcım; çoluğum çocuğum (için) pek ziyâde ihtiyâcım var”; de­di. Bunun üzerine bende, onu serbest bıraktım. Sabaha çıkınca Peygamber (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem): --- “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece esîri ne yaptın?” dedi. Ben: --- “Yâ Rasûlellâh pek ziyâde muhtâc ve çoluk çocuk sâhibi olduğun­dan şikâyet etti de, kendisini serbest bıraktım”; dedim. Peygamber (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem): --- “Ama o, sana muhakkak yalan söyledi. O yine gelecek” buyurdu. Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem)’in: --- “O yine gelecek” demesinden anladım ki, herif tekrar gelecek. Binâenaleyh onu gözetledim. Az sonra geldi. Ve zahireden avuç avuç almaya başladı. Derhâl kendisini yakaladım ve: --- “Seni mutlakâ Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem)’in huzûruna çıkaracağım! Dedim. Herif: --- “Beni bırak! Çünkü muhtâcım.   Çoluk çocuğum var. Bir daha yap­mam”; dedi. Ben de kendisine acıyarak onu serbest bıraktım. Sabaha çıkın­ca Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) bana: --- “Yâ Ebâ Hüreyre esîri ne yaptın?”  diye sordu. --- “Yâ Resûlâllah! Pek ziyâde muhtâç ve çoluk çocuk sâhibi olduğun­dan şikâyet etti de, kendisine acıyarak serbest bıraktım”; dedim. Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem): --- “Amma o, sana muhakkak yalan söyledi; o tekrar gelecek!” buyurdu. Bunun üzerine ben, onu gözetledim. Derken gelerek zâhireyi avuçlamaya taşladı. Ben, derhâl kendisini yakalıyarak: --- “Seni mutlakâ Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem)’in huzûruna çıkaracağım. Bununla üç oldu ki, bir daha yapmam diyorsun; sonra tekrar yapıyorsun”; dedim. Hırsız: --- “Beni bırak! Sana bir kaç kelime öğreteceğim, onlarla Allâh sana menfaat te’mîn edecek”; dedi. --- “Ne onlar?” dedim. --- “Döşeğine uzandığın vakît Âyetü’l-Kürsî’yi  (yâni)   (Hayy ve Kayûm o!an Allâh’dan başka hiç bir ilâh yokdur.) Âyet-i Kerîmesi’ni sonuna kadar oku! Böyle yaparsan üzerinde behemahâl Allâh tarafından bir mu­hâfız bulunur ve tâ sabaha kadar şeytan, senin semtine yaklaşamaz; de­di. Ben de kendisini serbest bıraktım. Sabaha çıkınca Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) bana (tekrar): --- “Dün gece esîri ne yaptın?”  diye sordu. --- “Yâ Rasûlellâh! Bana bir kaç kelime öğreteceğini, bunlarla Allâh’ın bana fâide ihsân buyuracağını söyledi. Ben de kendisini serbest bıraktım”; dedim. Rasûl-i Ekrem (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem): --- “Neymiş onlar?” dedi. Ben: --- “Efendim, döşeğine uzandığın vakit Âyetü’l-Kürsî’yi başından sonu­na kadar oku! (Bunu okursan) üzerinden Allâh tarafından bir muhâfız ek­sik olmaz. Ve tâ sabaha kadar kat’îyyen şeytan sana yaklaşamaz”; dedi, cevâbını verdim.
 
(Râvî diyor ki: Zâten ashâb hayır işlemeğe pek harîs idiler.) Pey­gamber   (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem): --- “(Bak hele!) Dikkat! o yalancı olduğu hâlde (bu defâ) sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun? Yâ Ebâ Hüreyre?” dedi. Ben: --- “Hayır!” cevâbını verdim. --- “İşte o (insan sûretinde) bir şeytândır.”    buyurdular. Buna benzer başka hadîsler de vardır.”[8]
٢١٢٧٨- حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سَعِيدٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي السَّلِيلِ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ رَبَاحٍ، عَنْ أُبَيٍّ، وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللهِ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ بَعْضِ أَصْحَابِهِ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ رَبَاحٍ، عَنْ أُبَيٍّ: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَأَلَهُ: "أَيُّ آيَةٍ فِي كِتَابِ اللهِ أَعْظَمُ؟ "قَالَ: اللهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، فَرَدَّدَهَا مِرَارًا، ثُمَّ قَالَ أُبَيٌّ: آيَةُ الْكُرْسِيِّ، {اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ} [البقرة: ٢٥٥]. قَالَ: فَضَرَبَ فِي صَدْرِي، وَقَالَ: "لِيَهْنِ لَكَ يَا أَبَا الْمُنْذِرِ الْعِلْمُ"[9] وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّ لَهَا لِسَانًا وَشَفَتَيْنِ تُقَدِّسُ الْمَلِكَ عِنْدَ سَاقِ الْعَرْشِ."[10]
 
1460--- … Ubey b. Ka'b (r.a.)'den; demiştir ki: Resulullah (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) (bana); --- “Yâ Ebe'l-Münzîr! Allâh'ın kitâbından senin ezberinde olan han­gi âyet (sevab yönünden) daha büyüktür?” dedi. Allâh ve Rasûlü daha iyi bilir, dedim. Rasûlüllâh (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) bu soruyu birkaç defâ tekrarladı. Sonra Übey: --- “Âyete’l-Kürsî.” = Hayy ve kayyum olan Allah'tan başka ilâh yoktur.”[11] (âyetidir,) diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem) göğsüme vurdu ve --- “İlim sana mübârek (âfiyet=kolay) olsun, ey Ebâ Münzîr” buyurdu.[12]
 
Canım Kabza-i Kudretinde (kendisinin kudret elinde) olan Allah’a yemîn ederim ki, muhakkak Ayete’l-Kürsî’nin bir dili ve ikide dudağı vardır ki, Arş’ın direğinin yanında Melik-i (Müte’âl olan Allâh-ü Teâlâ Hazretlerini) takdîs eder (O’na ta’zîmde bulunur.) buyurdu.”[13]




[1] الكتاب: السنن الكبرى، كتاب عمل اليوم و الليلة (٥٣)، باب: ثواب من قرأ آية الكرسي دبر كل صلاة (٤١)، رقم الحديث:٩٨٤٨، ص:٩/٤٤؛ ورواه الطبراني في الكبير، ٨/١١٤، برقم، ٧٥٤٨، وأخرجه في الأوسط، ٨/٩٣، برقم ٨٠٦٦، ٨٢٨٦، وذكره الهيثمي في مجمع الزوائد، مجلد، ٩، ١٠/٥٢، وابن كثير في التفسير، ١/٤٥٤، والسيوطي في الدر المنثور، ٢/٦-؛ الكتاب: المعجم الكبير المؤلف: سليمان بن أحمد بن أيوب بن مطير اللخمي الشامي، أبو القاسم الطبراني (المتوفى: ٣٦٠ هـ)، المحقق: حمدي بن عبد المجيد السلفي، دار النشر: مكتبة ابن تيمية – القاهرة، الطبعة: الثانية، عدد الأجزاء:٢٥، الباب: حسن بن حسن بن علي عن أبيه رضي الله عنه، رقم الحديث: ٢٧٣٣، ٧٥٣٢، ص:٣/٨٥؛ الكتاب: الدعاء للطبراني، المؤلف: سليمان بن أحمد بن أيوب بن مطير اللخمي الشامي، أبو القاسم الطبراني (المتوفى: ٣٦٠ هـ)، المحقق: مصطفى عبد القادر عطا، الناشر: دار الكتب العلمية – بيروت، الطبعة: الأولى، ١٤١٣، عدد الأجزاء:١، باب منه (٩٠)، رقم الحديث: ٦٧٤-٦٧٥، ص:١١٠٣-١١٠٤؛ والروياني (١٢٦٨)؛ و أبن حبان في كتاب الصلاة المفرد-كما قي نتآئج الأقكار، ٢/٢٨٠؛ و الدارقطنب قي الأقراد- كما قي نتآئج الأقكار، ٢/٢٧٩؛ و الطبراني (٧٥٣٢)؛ و قي الأوسط (٨٠٦٨)؛ و قي الدعاء ٦٧٤-٦٧٥؛  و قي مسند الشامين (٨٢٤)؛ و ابن مردويه-كما في تفسير ابن كثير ١/٤٥٤-و قال العيثمي: رواع الطبراني في الكبير و الأوسط بأسانيد، و أحدهما جيد. مجمع الزوائد ١٠/١٠٢؛ قال محقق الدعأء: إسناده حسن؛ الكتاب: الجامع لأحكام القرآن = تفسير القرطبي، المؤلف: أبو عبد الله محمد بن أحمد بن أبي بكر بن فرح الأنصاري الخزرجي شمس الدين القرطبي (المتوفى: ٦٧١ هـ)، تحقيق: أحمد البردوني وإبراهيم أطفيش، الناشر: دار الكتب المصرية – القاهرة، الطبعة: الثانية، ١٣٨٤ هـ - ١٩٦٤ م، عدد الأجزاء: ٢٠ جزءا (في ١٠ مجلدات)،  سورة البقرة (٢)، آية:٢٥٥، ص:٣/٢٦٩-٢٧٠.


[2] Nesâî, Sünenü’l-Kübrâ, Kitâb-ü ‘Amelü’l-Yevm Ve’l-Leyl (53), Bütün Namazlarda Ayağa Kalmazdan Evvel Âyete’l-Kürsî-yi Okumanın Sevâbı Bâbı (41), Hadîs no:9848, s:9/44; Mu’cemü’l-Kebîr, Taberânî, Bâb-ü Minh (90), Hadîs no:2733, 7532, s:3/85; Kitâbü’d-Du’â, Taberânî, Bâb-ü Minh (90), Hadîs no: 674-675, s:1103-1104; Câmi’u’l-Ahkâmi’l-Kur’ân, Kurtubî, Bakara Sûresi (2), Âyet 255, s:3/269.


[3] الكتاب: المعجم الكبير، المؤلف: سليمان بن أحمد بن أيوب بن مطير اللخمي الشامي، أبو القاسم الطبراني، (المتوفى: ٣٦٠ هـ)، المحقق: حمدي بن عبد المجيد السلفي، دار النشر: مكتبة ابن تيمية – القاهرة، الطبعة: الثانية عدد الأجزاء:١٢، الباب: جندرة بن خيشنة أبو قرصافة الليثي مولى بني ليث بن بكر بن عبد مناة بن كنانة، ٢٣٤، حسن بن حسن بن علي عن أبيه رضي الله عنه، ص:٣/٨٥، قم الحديث:٢٧٣٣؛ الكتاب: الدر المنثور، المؤلف: عبد الرحمن بن أبي بكر، جلال الدين السيوطي (المتوفى: ٩١١ هـ)، الناشر: دار الفكر – بيروت عدد الأجزاء:٨، ص:٢/٦٢؛ الكتاب: جامع الأحاديث، المؤلف: عبد الرحمن بن أبي بكر، جلال الدين السيوطي (المتوفى: ٩١١ هـ)، طبع على نفقة: د حسن عباس زكى، عدد الأجزاء:١٣، ص:٢١/٢٢٩، قم الحديث:٢٣٣٦٥. (الحافظ المنذري كما في الترغيب والترهيب قال: رواه النسائي والطبراني بأسانيد: أحدها صحيح قال شيخنا أبو الحسن المقدسي: هو حديث على شرط البخاري--الترغيب والترهيب ٢/٤٤٨.)


[4] Mu’cemü’l-Kebîr, Taberânî, Bâb: Cendere b. Haysene… (234), Hasan b. Ali ‘An Ebîh, s:3/85, Hadîs no:2733. Dürrü’l-Mensûr, Suyûtî,  Sûratü’l-Bakara 255, s:3/177; Câmi’u’l-Ehâdîs, Suyûtî, Hadîs no:2336, s:21/229.


[5] الكتاب:صحيح مسلم، كتاب الصلاة (٦)، باب: فضل سورة الكهف، وآية الكرسي (٤٤)، رقم الحديث:٢٥٨-(٨١٠)، ص:٣١٦؛


[6] Sahîh-ı Müslim, Kitâbü’s-Salah (Namaz) (6), Süre-i Kehf İle Âyete'l-Kürsi-nin Fazîletleri Bâbı (44), Hadîs no:258-(810), s:316; Ebû Dâvûd, Kitâbü’s-Salah (Namaz) (2), Âyetü'l-Kürsî'nin Fazîleti Hakkında Vârid Olan Hadisler Bâbı (17/353), Hadîs no:1460, s:274;


[7] الكتاب: صحيح البخاري، كتاب الوكالة (٤٠)، باب: إذا وكل رجلا، فترك الوكيل شيئا فأجازه الموكل فهو جائز، وإن أقرضه إلى أجل مسمى جاز (١٠/١٠)، رقم الحديث:٢٣١١، ص: ٣٠٥؛


[8] Sahîh-ı Buhârî, Kitâbü’l-Vekâle (Vekâlet) (40), Bir Kimse Bir Kimseyi Vekîl Ta'yîn Ettiği Ve Vekil De Tevkîl Edildiği Maldan Bir Mikdâr Şeyi Terk Ettiği Zaman (Müvekkil Vekilin Bu Hareketine İcazet Verdiği Takdirde) Bu İş Caiz Olur Bâbı (10/10), Hadîs no:2311, s.305;


[9] الكتاب: سنن ابي داود، كتاب الصلاة (٢/٢)، باب ما جاء في آية الكرسي (١٧/٣٥٣)، رقم الحديث:١٤٦٠، ص: ٢٧٤؛ الكتاب:صحيح مسلم، كتاب الصلاة (٦)، باب: فضل سورة الكهف، وآية الكرسي (٤٤)، رقم الحديث:٢٥٨-(٨١٠)، ص:٣١٦؛  


[10] الكتاب: مسند الإمام أحمد بن حنبل، المؤلف: أبو عبد الله أحمد بن محمد بن حنبل بن هلال بن أسد الشيباني (المتوفى: ٢٤١ هـ)، المحقق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، ١٤٢١ هـ - ٢٠٠١ م، رقم الحديث:٢١٢٧٨، ص:٣٥/٢٠٠؛


[11] Bakara Sûresi, 2/255’den.


[12] Sahîh-ı Müslim, Kitâbü’s-Salah (Namaz) (6), Süre-i Kehf İle Âyete'l-Kürsi-nin Fazîletleri Bâbı (44), Hadîs no:258-(810), s:316; Ebû Dâvûd, Kitâbü’s-Salah (Namaz) (2), Âyetü'l-Kürsî'nin Fazîleti Hakkında Vârid Olan Hadisler Bâbı (17/353), Hadîs no:1460, s:274.


[13] Müsned, Ahmed b. Hanbel, Hadîs no:21278, s:35/200.

Ayet-el Kürsi'nin 70 Sırrı

Ayetel Kürsi'nin okunuşu, Türkçe meali ve sırları.


Çok derin anlamlar taşıyan ve bir gece yarısı nazil olan Ayet-i Kerimeyi, Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV), Hz. Zeyd'i (RA) çağırarak kaydettirmiştir. Rivayetlere göre Ayet-el Kûrsi indiğinde olağanüstü olaylar vücuda gelmiştir.
Ayet-el Kûrsi'de bulunan Esma-i İlahiye hiçbir Ayet-i Kerimede yoktur. Çünkü bu Ayet-i Kerime'de, bazısı açık, bazısı gizli olmak üzere onyedi yerde ALLAH'u Teâlâ'nın İsmi geçmektedir.
Ayet-el Kürsi Okunuşu
اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

Bismillahirrahmânirrahîm.

Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard. Men zellezî yeşfeu indehû illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bi'şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azîm.
Ayetel Kürsi Anlamı (Meali)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur.

Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama.

Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur.

O'nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?

O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.)

O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar,

O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler.

O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.

O, yücedir, büyüktür.
****
Ebû Eyyûb el Ensarî (r.a.)'den rivâyete göre: “Ebû Eyyûb'un bir hurma deposu vardı. Cin veya şeytan türü birileri gelir ve o depodan hurma alırdı. Ebû Eyyûb durumu Peygamber (s.a.v.)'e şikâyet etti. Rasûlullah (s.a.v.)'de şöyle buyurdu:
“Git onu tekrar gördüğünde: “Bismillah peygambere icabet et” de buyurdu. Sonra Ebû Eyyûb onu yakaladı bir daha gelmeyeceğine söz verince bıraktı. Sonra Peygamber (s.a.v.)'e geldi. Rasûlullah (s.a.v.):
“Esirin ne yaptı?” diye sordu. Ebû Eyyûb:
Bir daha dönmeyeceğine yemin etti dedi. Rasûlullah (s.a.v):
“Yalan söyledi, O yalan söylemeye alışıktır” dedi. Ebû Eyyûb o kişiyi bir daha yakaladı tekrar gelmeyeceğine yemin edince onu tekrar serbest bıraktı. Rasûlullah (s.a.v.)'e gelince;
“Esirin ne yaptı?” diye sordu. Ebû Eyyûb:
Bir daha dönmemeye ikinci defa yemin etti, dedi. Rasûlullah (s.a.v):
“Yalan söyledi O yalan söylemeye alışıktır” buyurdu.
Üçüncü sefer yakalayınca; bu sefer seni Rasûlullah (s.a.v.)'e götürmeden bırakmayacağım dedi. Bunun üzerine o kimse dedi ki:
Sana bir şey öğreteceğim “Ayet-el Kürsî”yi evinde bunu oku ne şeytan ne de bir başkası sana yaklaşamaz. Ebû Eyyûb Peygamber (s.a.v.)'e geldi. Rasûlullah (s.a.v.):
“Esirin ne yaptı?” diye sordu. Ebû Eyyûb olup biteni haber verdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “O doğru söylemiş, fakat aslında kendisi yalancıdır” buyurdu. (Müsned: 22488) Tirmizi, Hadis Hasen demiştir. Bu konuda Übey b. Ka'b'tan da hadis rivâyet edilmiştir.
AYET'EL-KÜRSİ'NİN SIRLARI:
Ayet'el-Kürsi hakkında çok şey söylenebilir ve söylenmiştir de. Bunlardan İslam ve Havas Bilginlerince tespit ve tecrübe edilen bir kısmını buraya nakletmeye çalışacağız…
1. Bu ayet Kuran-ı Kerimin Seyyidi ve en büyüğüdür. Tevhid ilmiyle alakalı en büyük Ayet-i kerime'dir. Geceleyin inmiş olan bu Ayet-i Kerimeyi, Peygamber Efendimiz (s.a.v), Zeyd (r.a)'i çağırarak yazdırmıştır.
2. Ayet-el-Kürsi indiğinde, dünyadaki bütün putlar ve krallar yere düşmüş ve başlarındaki taçları yuvarlanmıştır.
Şeytanlar birbirleriyle çarpışarak kaçıp, iblisin yanına toplanmışlar ve ona bu karışıklığı haber vermişlerdir.
3. “Ya Hayyu – Ya Kayyum” Ayete'l-Kürsi'deki en önemli iki Esma-i İlahidir. “Hayy ve Kayyum olan Allah'ım! Rahmet ve merhametinle senden yardım istiyorum; bana yardım et…” diyen kimseye, Allah yardım eder.
4. Üzüntü ve keder anında “Ya Hayyu Ya Kayyum” isimlerini çokça zikreden kimse, bütün üzüntü ve kederlerden kurtulur, ferahlayıp huzura kavuşur.
5. Ayet'el-Kürsî'de bulunan Esma-i İlahiye hiçbir Ayet-i Kerimede yoktur. Çünkü bu Ayet-i Kerimede, bazısı açık, bazısı gizli olmak üzere 17 (on yedi) yerde Allah Teâlâ'nın İsmi geçmektedir.
6. Yatmadan önce Ayet'el-Kürsî okuyana, Allah Teâlâ tarafından bir koruma verilir, sabaha kadar hiçbir şeytan yaklaşamaz.
7. Rasülullah (s.a.v), derece bakımından Kuran-ı Kerimin hangi suresi daha büyüktür? Diye soran sahabeye, “İhlâs Suresi” buyurdu. O Sahabe “Kuran-ı Kerim'de hangi Ayet daha üstündür?” diye sorunca, Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Ayet'el-Kürsî'dir” buyurdu.
8. Ayet'el-Kürsî'yi okuyan kimse, yedi kalenin içine girmiş gibi muhafaza edilir.
9. Ayet'el-Kürsî, Kuran-ı Kerimin dörtte biridir.
10. Ayet'el-Kürsî okunan eve şeytan giremez; büyücü sokulamaz.
11. Ayet'el-Kürsî okumaya devam kişi, dünyada ve âhirette yüce makamlara ulaşır. Günahlardan sakınmaya ve korunmaya başlar. Huzura kavuşur, makam ve mevkii yükselir.
12. Ayet'el-Kürsî, durak yerlerinin sayısınca 17, kelimeleri sayısınca 50, harfleri sayısınca 170, resuller ve ashabı kiram sayısınca 313 defa okuyan kişinin her isteği yerine gelir; cesareti artar. Halk arasında sevgi, saygısı ve itibarı çoğalır. İstediği makama ulaşır. Hiç kimse ona zarar veremez.
13. Resul-ü Ekrem Efendimiz (s.a.v)'in isimleri sayısınca 201 defa okuyan kimsenin, dünya ve ahiretle ilgili istekleri geri çevrilmez.
14. Ayet'el-Kürsî; yemek, buğday, pirinç, arpa gibi şeylere 313 defa okunarak, her okunuşta o şeye üflenirse bereketi artar, o şeyde bereketlilik olur.
15. Ayet'el-Kürsî'yi her gün okumayı adet haline getiren kişinin Allah geçmiş günahlarını bağışlar.
16. Ayet'el-Kürsî okuyan kişi üstün bir zikir yapmış olur. Çünkü onda hem Tevhid anlamı var hem de Kuran tilaveti vardır.
17. Ayet'el-Kürsî'de 34 Esma-i İlahi vardır. 17'si açık olarak, 17'si de kapalı olarak bulunmaktadır. Aynı zamanda 17 “mim” harfi, 17 de “vav” harfi vardır. Allah'ın en büyük ismi Ayete'l-Kürsi'de mevcuttur. Bu yüzden Ayet'el-Kürsî ile dua edilirse kabul edilir.
18. Ayet'el-Kürsî'yi bir hacet ve arzunun olması için okumak, o işin olmasına vesiledir. Bu ayeti okumaya devam eden devamı nispetinde fayda görür.
19. Ayet'el-Kürsî okumaya ancak peygamberler, sıddıklar ve şehitler devam eder. Kişi okumaya devam ederse, ahlâkı şehit ve sıddıkların ahlakına ulaşır.
20. Ayet'el-Kürsî'yi okumaya devam eden kişiye; Allah hayırlı ve faydalı kapılar açar. İlim öğretir; gizli bilgileri ve tedavi etme yollarını öğretir. Hem Zahiri, hem de Bâtıni ilim nasip eder.
21. Ayet'el-Kürsî okunur ve sevabı kabir ehline bağışlanırsa, o kabir nurla dolar, kabir genişler ve ölünün derecesi, mevkisi ve makamı yükselir. Okuyana da büyük sevap verilir.
22. Ayet'el-Kürsî'yi çok okuyanın anlayışı artar. Düşman şerrinden kurtulur. Allah'ı büyük isimleriyle anmak, zikretmek isteyenler Ayete'l-Kürsi'yi okumalıdırlar. Ayete'l-Kürsi ilahi rahmet ve yardım kapılarını açar.
23. Sıkıntılı anlarda Ayet'el-Kürsî okunursa sıkıntı geçer. Tehlike durumunda okunursa okuyan o tehlikeden kurtulur.
24. Ayet'el-Kürsî'yi 170 defa okuyana Allah her işinde yardımcı olur. Zorluk çekmez. Üzüntü ve kederden uzak olur. Rızkı genişler. Arzularına ve isteklerine kavuşur.
25. Bakara Suresinin ilk 4 ayeti, Ayet'el-Kürsî, Ayet'el-Kürsî'den sonraki 2 ayeti ve Bakara Suresinin son 5 ayetini okuyanın kendisine ve ailesine şeytan ve kötülük yaklaşamaz. Deli üzerine okunmaya devam edilirse şifaya deli şifaya kavuşur.
26. Şehvete düşkün, kötü ahlaklı ve kötü kişiler Ayet'el-Kürsî okur ve okumaya devam ederlerse durumları değişir. Ahlakları düzelir ve en iyi hale yönelmiş olurlar.
27. Ayet'el-Kürsî'yi okuyan kendini güven içine alır. Cin, şeytan ve insan zarar veremez.
28. Gece yatarken Ayet'el-Kürsî okuyan, kendini güven içine aldığı gibi, ailesini ve komşusunu da koruyup, güven içine alır.
29. Her farz namazın arkasından Ayet'el-Kürsî okuyan ikinci bir namaza kadar korunmuş olur. Yatarken okuduğunda, 2 melek onu korumakla görevlendirilir.
30. Ayet'el-Kürsî'yi her farz namazının arkasından okuyana Cennetin sekiz kapısı birden açılır, dilediğinden içeri girer. Allah, okuyana; şükredenlerin kalplerini, sıddıkların amellerini, Allah'a dost doğru yönelenlerin sevabını verir. Ölünce doğruca Cennete girer. Muttakilerin elde edeceği mükâfat verilir.
31. Evinden çıkarken Ayet'el-Kürsî okuyan kişinin günahları bağışlanır, şeytanlar ondan uzaklaşır. Cin, şeytan ve insan şerrinden ve korkularından emin olur. Her şeyden muhafaza olunur.
32. Gece ve gündüz 10 defa İhlâs suresi ve Ayet'el-Kürsî'yi okumaya devam eden kişi, Allah'ın rızasını kazanır. Şeytandan korunur. Mahşerde peygamberlerle birlikte olur.
33. Ayet'el-Kürsî okunan evden şeytanlar 30 gün kovulmuş olur, 40 günde büyücü ve sihirbaz giremez.
34. Ayet'el-Kürsî'yi 6 defa okuyup 6 yönüne üfler, 7. kez okuyup içine çeker ve 8. de okuyup etrafına daire çizerse, kendisini manevi bir hisar içine alır ve korunur. Özellikle araç kullananlar, aracı çalıştırıp yürümeden okursa, her türlü kazadan korunmuş olur.
Not: Bu okumada usul şöyledir: 1. okuyuşta önüne, 2. de sağına, 3. de soluna, 4. de arkasına, 5. de yukarı, 6. da aşağı okuyup üfler. 7. de içine çekip yutar. 8. de üfleyerek etrafına daire çizer.
Böylece kendini tehlikeli yerlerden, düşmanların şerrinden ve musibetlerden koruma altına almış olur. Bu uygulama yapıldıktan sonra hiç konuşmadan Ayete'l-Kürsi okuyarak düşman üzerine yürünürse, düşman onu göremez ve zarar veremez.
35. Her namaz sonunda Ayet'el-Kürsî okuyan kimsenin, eceli gelince ruhunu, yüce Allah bizzat kendi kudret eliyle alır ve o kişi şehitlik sevabına kavuşur.
36. Ayet'el-Kürsî, okuyanı kötü ahlâktan kurtarır. Kişiyi Allah'a yöneltir.
37. Ayet'el-Kürsî okuyan kişiyi dinlemek üzere melekler gelip bulur ve dinlemek üzere hazır olurlar; saf tutup dururlar. İhlâs suresi okunan eve uğradıklarında secdeye kapanırlar. Haşir suresi okunan evde diz çöküp dururlar.
38. Gece ve gündüz 1000 defa Ayete'l-Kürsi'yi 40 gün okuyan kimseye ruhani âlem kapısı açılır. Melekler ziyaretine gelir. Tüm sırlara vakıf olmaya başlar. İstek ve arzuları gerçekleşir. Resulullah (s.a.v) Efendimizi rüyasında görme şerefine erer.
39. Ayet'el-Kürsî ve Âmene'r-resulü… Ayetlerinin okunduğu eve şeytan girmez.
40. Ayet'el-Kürsi bir kaba okunur ve o kabın örttüğünü hiçbir cin ve şeytan açamaz. İçindekileri alıp götüremez.
41. Ayet'el-Kürsi'yi 170 defa okumaya devam eden; hapisteyse hapisten kurtulur. Borçlu ise borcunu ödeme imkânı bulur. Rızık isterse, geniş bir nimete erişir. Bu sayıda her farz namazının ardından okumaya devam ederse isteğine, arzusuna çabuk kavuşur. Gece kıbleye yönelip okuduğunda da aynı şekilde istekleri kabul görür.
42. Ayet'el-Kürsi günde 50 defa okunursa, okuyan şeytandan korunur.
43. Ayet'el-Kürsi'yi, İhtiyacı ve isteği olan 170 defa okuduktan sonra 3000 defa Ya Kâfi, Ya Ğanî, Ya Fettâh, Ya Rezzak isimlerini zikredip, ihtiyacını Allah'tan isterse isteği kabul olur.
44. Ayet'el-Kürsi'yi, 170 defa Merih saatinde okursa her türlü günah ve beladan korunur. İnsanlar arasında itibarlı olur.
45. Ayet'el-Kürsi'yi Zuhal saatinde okuyan, amirler yanında, patronu yanında büyük itibara ve makama erişir.
46. Ayete'l-Kürsi'yi Müşteri saatinde okursa dert ve kederi dağılır. Tüm kötülüklerden korunur. Hapisten kurtulmaya sebeb olur.
47. Ayet'el-Kürsi'yi Güneş saatinde okunursa büyük mertebe ve derecelere yükselir. Halkın dertleriyle ilgilenecek uygun bir mevkie gelir.
48. Ayet'el-Kürsi'yi Zühre saatinde okunursa dostları, arkadaşları arasında ve aile içinde kıymeti artar. Dünya işlerinden istediği olur.
49. Ayet'el-Kürsi'yi, Utarit saatinde okuyan, kin ve düşmandan korunur. Düşmanının helaki niyeti ile okursa düşmanından kurtulur.
50. Ayet'el-Kürsi'yi, Kamer saatinde okuyanın rızkı genişler, bereketi artar.
51. Ayet'el-Kürsi'yi, akıl ve anlayışın artması niyetiyle, 50 defa, yağmur veya zemzem suyuna okunur ve içilirse bu dileği gerçekleşir.
52. Ayet'el-Kürsi'yi, her gün 18 defa okumaya devam eden kimseyi Allah, tevhit ruhuyla diriltir. Kalbini buna açar, rızkını genişletir. Kıymeti yücelir. Yazıp üzerinde taşıyanı Allah musibet, afet, kaza ve belalardan korur.
53. Ayet'el-Kürsi şer ve kötülükten korunmak niyetiyle okunur ve “vela yeûdühü hıfzühüma ve hüve'l-aliyyü'l-azim” kısmı, arka arkaya 70 defa tekrar edilerek okunursa, tehlike ve kötülük ortadan kalkar.
54. Ayet'el-Kürsi şer ve kötülükten korunmak niyetiyle okunur ve “vela yeûdühü hıfzühüma ve hüve'l-aliyyü'l-azim” kısmı, arka arkaya 70 defa tekrar edilirse, okuyan şeytan ve cin şerrinden korunmuş olur.
55. Ayet'el-Kürsi, ev veya iş yerinin kapısının üst kısmına yazılırsa o yere hırsız giremez, o yerin rızkı artar.
56. Ayet'el-Kürsi, yazılıp bir eşya arasına yerleştirilirse o eşya çalınmaz; zarara uğramaz.
57. Ayet'el-Kürsi, bir kaba 3 defa yazılır ve içine su konulup, hastaya içirilir. İçirilirken; falan hastalıktan kurtulup şifa bulmaya niyet ettim denilirse, Allah'ın izniyle hasta şifaya kavuşur.
58. Ayet'el-Kürsi'yi sabah yatağından kalkıp, abdestli olarak 3 defa okuyan kişi, akşama kadar; akşam namazının arkasından 3 defa okuyan, sabaha kadar şeytan, cin ve insan şerrinden korunur.
59. Bir dileği olan gece yarısından sonra, abdestli olarak, kıbleye yönelip, 170 Ayet'el-Kürsî okuyup, dileğini Allah'tan isterse, isteği olur.
60. Cuma günü sabah namazından önce, abdestli olarak, tenha bir yerde, kıbleye yönelip, diz çökerek, 313 defa Ayet'el-Kürsi okuduktan sonra;
“Ya Rabbe'l-Azim, bu ayeti kerime hürmetine 313 Ashab-ı Bedir ve 313 Ashab-ı Talût hürmetine muradımı ihsan buyur” diye dua edenin maksadı gerçekleşir.
61. Ayet'el-Kürsi'yi, 7 adet tuz parçasının her birine 7 defa okuyup, aç karnına besmele ile her gün yutan kişi balgamdan kurtulur.
62. Uykuda, rüyasında korkan kişi yattığı zaman Eûzü-Besmele ile 3 defa Ayete'l-Kürsî okuyup, her birinde “ve lâ yeüdühü hifzuhüma ve hüve'l-aliyyü'l-azim” cümlesini 3 defa tekrar ederek yatarsa, korkulu rüyalardan kâbus görmekten ve karabasandan kurtulur.
63. Sara tutan kişiye 21 Ayete'l-Kürsi okunursa kendine gelir.
64. Papaz büyüsü yapılmış kişiye, 7 Ayet'el-Kürsi, şeker şerbeti üzerine okunup içirilirse Allah'ın izniyle büyüden eser kalmaz.
65. Bir kâğıda 11 defa Ayete'l-Kürsi; safran, gül suyu, misk karışımı mürekkeple yazılır ve üzerine 101 defa Ayete'l-Kürsî okunup, ödağacı veya amberle tütsülendikten sonra, bir yerin kapısının üzerine konulursa o haneye hırsız, düşman giremez, afetlerden korunur. Ticaret haneye asılırsa o yer hem korunur, hem de bereketi, kazancı artar.
66. Bir kâğıda 3 Ayete'l-Kürsi yazıp, üzerine 1289 defa Ya Allah, Ya Hayy, Ya Kayyum, Ya Aliyy, Ya Azîm okunur, sonra da muşamba veya naylonla sarıp üzerinde taşıyan kişinin rızkı ve kısmeti açık olur.
67. Bir kâğıda 3 Ayete'l-Kürsi yazıp, üzerine 1289 defa “Ya Allah, Ya Hayy, Ya Kayyum, Ya Aliyy, Ya Azîm” okunur, sonra da su geçirmeyecek şekilde bir şeye sarıp üzerinde taşıyan düşman şerrinden ve afetlerden emniyette olur ve korunur.
68. Büyü dolayısıyla bağlı olan kişi için; bir kâse içine Ayet'el-Kürsi yazılır, içine su konulur ve üzerine 101 Ayet'el-Kürsi ve 1289 defa Ya Allah, Ya Hayy, Ya Kayyum, Ya Aliyy, Ya Azîm okunur, o su üç gün sabah aç karına içilirse bağlılığı çözülür.
69. Ayete'l-Kürsi bir kâğıda yazılıp haşerenin bulunduğu yere asılırsa, oradaki haşereler gider.
70. Bir kâğıda Ayete'l-Kürsi yazılıp, üzerine 21 Ayete'l-Kürsi, 3 İhlâs, 21 Salât-ü Selam okunup, bir tarlaya gömülürse, o tarlanın bereketi ve mahsulü artar, korunur, muhafaza olunur.
Kaynak: Dr.Arif Arslan (Dua ile korunma)


1-       İnsanların efendisi Âdem (‘aleyhi’s-selâm)’dır.

2-       Arapların efendisi Muhammed (sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem)’dir.

3-       İranlıların efendisi Selmân-ı Fârisî’dir.

4-       Habeşlilerin efendisi Bilâl-i Habeşî’dir.

5-       Dağların efendisi Tûr-i Sînâ’dır.

6-       Ağaçların efendisi Sidr ağacıdır.

7-       Ayların efendisi Şehr-i Muharrem’dir.

8-       Günlerin efendisi Yevmü’l-Cum’â’dır.

9-       Sözlerin efendisi Kur’ân-ı Kerîm’dir.

10-    Kur’ân-nın efendisi Bakara Sûresi’dir.

11-    Bakara Sûresi’nin efendisi Âyete’l-Kürsî’dir.

12-    Dikkat edin onda beş kelime vardır ki her kelimede elli bereket vardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder